Şükran AKGÜN

Şükran AKGÜN

TÜRK ŞEHRİ KERKÜK

A+A-

Türk şehri Kerkük’ün hakiki sakinleri olan Irak Türklerini; İngilizler, Osmanlı’nın kalıntısı; Krallık yönetimi, (1922- 1958) Türkiye Cumhuriyeti’nin uzantısı; Baasçılar (1968- 2003), Türkiye’nin casusları ve Kürtler (2003-2019) kendilerinin rakipleri olarak görmüşlerdir.
Geçen hafta 1980 yılından sonraki katliamlara bu hafta devam edeceğimizi yazmıştık. 1990 yılında gerçekleşen Irak’ın Kuveyt’i işgali ile (Birinci Körfez Savaşı) Türkler için daha zor günler başlamıştır. Savaşla beraber Irak’a konulan ambargo en çok Türk toplumunu etkilemiş, ülkenin kuzeyinde yaşayan Kürt toplumuna verilen destek, Irak Türklerinden esirgenmiştir. Batılı ülkelerin bilerek ve tek taraflı sergiledikleri tavırlar belirli bir topluluğun alt yapısını güçlendirirken, Türkleri her türlü yardım ve destekten dışlamıştır. Başta Kerkük olmak üzere birçok Türk beldesi yoğun bir Kürt istilasına maruz kalmıştır. Peşmergelerin öncülüğünde kette bulunan kamu bina ve daireleri yağma ve talan edilmiş, ayrıca boş ev ve arsalara el konulmuştur. 
1991 yılında ise “Altın köprü Katliamı” gerçekleşti. Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i işgal etmesi üzerine kuzeyde bulunan Kürtler İsyan ederek özerklik kurmak için ayaklanmıştı. Başta ABD olmak üzere Batı ülkeleri Irak hükümetine Kuveyt’ten çıkması için çağrıda bulunmuşlardır. Saddam Hüseyin’in bu çağrıya kulak vermemesi üzerine Körfez Savaşı başlamış ve Irak ordusu kısa bir süre içerisinde bozguna uğratılmıştır. Kürtler ise bu durumdan faydalanarak yönetime karşı isyan başlatmışlar kısa bir sürede toplanan Irak ordusu iç isyanları bastırmak için bu bölgelere operasyon düzenlemişlerdir. Kürtlere karşı harekete geçecek olan bu güçler Türkleri de hedef almaya başlamışlardı. Irak ordusu ayrım gözetmeden önüne gelen insanları katletmeye başladı. Askerler Kerkük’e doğru yönelmeye başlayınca Kürtlerde çareyi şehri boşaltmakta buldu. Zaman içerisinde şehri top ateşine tutmaya başlayan ordu birlikleri birçok masum sivili öldürdü. Altın köprü, Erbil gibi yerlere kaçmaya çalışan Türkleri de katletmeye devam ediyor gerek havadan helikopterlerle gerekse karadan araçlarla ateş açıyorlardı. Birçok insan yolda hayatını kaybetmişti. 1991'de Altın Köprüyü ordu birlikleri ele geçirdi ve yüze yakın insanı ayaklanmaya karıştıkları gerekçesiyle kurşuna dizdiler. 31 Ağustos günü ise Erbil’e giren ordu mensupları buraya gelmek zorunda kalan Türkmen politikacıları ve önde gelenleri, toplu halde Bağdat’a götürerek zindana kapattılar. Çok geçmeden birçok insanı idam ettiler.
 1992 yılında Celal Talabani ise yaptığı açıklamada “Kürt meselesinin çözümünün anahtarı Kerkük’tür ve Kerkük olarak kalacaktır. Kerkük “Kürtlerin Kudüs’ü” diyordu. Böylece 2003 yılına kadar Sünni Araplar, Araplaştırmaya çalışırken 2003 yılından sonra Kürtleştirme politikaları için zemin hazırlanmaya başlanmıştı. Ancak burada belirtmekte fayda var ki 2003 yılından sonra günümüze kadar olan zaman diliminde Kürtleştirme politikası adı altında ki tahribat, 2003 yılından önce ki seksen yıllık Araplaştırma tahribatına eşdeğerdi.
Amerikan istihbaratı Irak içinde ki yerel güçlere önem veriyordu. Bu yüzden Irak’ın kuzeyindeki peşmergeyi işgalin kuzey cephesini hazırlamak için organize ettiler. 2003 yılında Amerika’nın Irak’a girmesiyle, Irak’ın kuzeyinde peşmergeler kullanılmaya başlandı.   İşgalden sonra açık bir şekilde şehrin yönetimi Kürt partilerine teslim edildi ve Kürtler Kerkük’e dönmeye başladı. Irak Cumhurbaşkanı ve Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Genel Sekreteri Celal Talabani ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (KDP) güçlerinin kentteki kontrol güçleri arttı. Bu süreçten sonra Kerkük azar azar silahlı peşmergeler ve IKBY’den getirilen Kürt aileler ile doldurulmaya başlandı. Irak Türklerinin ise elinde yeterince silah gücü olmadığından bu duruma dur diyememişlerdi. 
ABD işgal öncesi 850 bin nüfusu olan Kerkük, 2003 sonrası gayrimeşru göçlerle Kürtler lehine arttırılmıştır. Irak Türkmen Cephesi Erbil Milletvekilli Aydın Maruf yaptığı bir konuşmada; 2003 yılından sonrasında Kerkük nüfusunun 1,5 milyon olduğunu, getirilen Kürtlerin hepsinin kent halkından olmadığını belirtmiştir. 
Bu süreçle beraber birkaç yıl içerisinde şehir nüfusu ikiye katlanmış, şehrin yönetimi ve ticaret köklü bir biçimde değiştirilmiş, asayiş kaybolmuş, Irak Türkleri öldürülmüş ve kaçırılmış, şehrin sosyo-kültürel ve ekonomik-demografik yapısı alt üst edilmiştir. 2004 yılında hazırlanıp 2005 yılında kabul edilen anayasayla birlikte 140. Maddeye göre başta Kerkük olmak üzere ihtilaflı bölgelerde 31.12.2017 tarihine kadar normalleştirme sonra nüfus sayımı ve arkasından bir referandumla şehrin nereye bağlanacağı kararı alındı ve Kerkük’e getirilen binlerce Kürt ailesinin bu seçimlerde ve referandumda oy kullanmaları istendi. 
Bu referandum 2007’de ABD’nin girişimiyle-ki Türkiye’nin talebi de aynı yöndeydi- 5 yıl süreyle ertelendi. 2012’den sonra da bölge’deki gelişmeler nedeniyle bir türlü yapılamadı. 
Bush 2007 yılında yeni Irak stratejisini açıklarken “PKK ile mücadelenin yoğunlaştırılması ve Kerkük konusunda Türkiye’nin hassasiyetlerinin dikkate alınmasının da ABD’nin yeni Irak stratejisinin bir parçası olduğunu” belirtiyordu.
2008 yılında ABD ile Irak arasında Sofa antlaşması tasarlandı. Buna göre ABD beş yıl içinde Irak’tan tamamen çıkacak, güvenliği Irak’a bırakacaktı. 2008 yılının sonunda anlaşma yürüklüğe girdi. Ancak anlaşma dahilinde 2009 yılında halk referandumu yapılarak ABD güçlerinin durumu yeniden değerlendirildi ve anlaşmanın maddeleri arasına;
*Irak mahkemelerinin, Amerikan askeri personel ve ABD ordusuna iş yapan şirket çalışanlarını yargılamayacağı,
*10 yıllığına savunma ve iç işleri bakanlığı gibi bazı bakanlıklar ile istihbarat gibi stratejik noktaların, ABD gözetimine bırakılacağı,
*ABD’nin Irak’ta özel cezaevlerinin olacağı,
*Amerikalı askerlerin, Irak’tan terörist grupları destekleyen herhangi bir ülkeye operasyon düzenleyebileceği,
Gibi maddeler yer alıyordu.
IKYB Başkanı Mesud Barzani ise 2007 yılında NTV'ye verdiği mülakatta, "Kerkük Irak kentidir ve Kürdistan'ın bir parçasıdır. Tarih boyunca Kürtler, Türkmenler ve Araplar bu kentte yaşadılar. Fakat tarihi ve coğrafi belgelerin de gösterdiği üzere Kerkük, Kürdistan'ın bir parçasıdır ve biz Kerkük'ün Kürdistan'ın kalbi olduğuna inanıyoruz" demişti.
2014’te Musul’u alan Işid Kerkük’ün birçok vilayetlerini ele geçirmesiyle. Irak ordusuna bağlı silahlı güçlerin kenti terk ederek kaçması üzerine Peşmerge Kerkük’e 30 bin asker sevk etmiştir. Irak ordusuna bağlı Kerkük’te görev yapan tugayın silahlarını bırakarak kaçması sonucu silahların bir kısmı Işid’in, büyük bir kısmı ise Kürt güçlerinin eline geçmiştir. O günden sonra kentin güvenliği fiili olarak KYB ve KDP’li peşmergelerin kontrolüne geçmiştir. 
2015 yılında Kerkük şehir merkezindeki Işid örgütünün Kasr Kerkük Oteli yakınında bulunan eski polis müdürlüğü binasına bombalı araçla intihar saldırısı düzenledi ve ardından dört intihar eylemcisi oteli bastı. Saldırganların haricinde ölenin olmadığı saldırı sonucu sokağa çıkma yasağı getirildi. Daha sonra Işid Kerkük’ün güney bölgelerinde saldırı başlattı. Polis güçlerinden Irak Türk subayı Binbaşı Saddam Abdulhalik ve 28 kişi hayatını kaybederken 56 kişi yaralandı.  
2017 yılından itibaren Mesud Barzani Kürt bölgesinde reformundum yapılmasından bahsetmeye başladı. Bu referanduma KYB karşı değildi ancak sözde ihtilaflı bölgelerde bu referandumun yapılmasını tehlikeli buluyordu. Barzani ise Kerkük’ü de bu referandum kapsamına alarak oldu bitti ile Kerkük’ü Kürt bölgesine katmak istiyordu. Kürt bayraklarını, Kerkük resmî kurumlarının gönderine asarak nabız yoklamaya başladı. Irak Türkmen Cephesi Başkanı Erşat Salihi, yardımcısı Hasan Turan ve Selahattin Milletvekilli Niyazi Mimaroğlu, Irak Parlamentosunu ayağa kaldırdılar. Buna mukabil Arapların sesi yok denecek kadar azdı. Bayraklar indirildi ancak Kerkük’ün referanduma dahil edilmesinden vazgeçilmedi. 2017 yılında başta Türkiye dahil bütün ülkelerin uyarılarına rağmen İsrail hariç referandum yapıldı. Ancak Kerkük ve diğer ihtilaflı bölgelerde ne Araplar ne de Irak Türkleri sandığa gitmedi. Böylece referandum iptal oldu. 2017 yılında İran’ın KYB üzerinde kurduğu baskı ile partiye ait peşmergeler vukuatsız bir şekilde Kerkük’ten çekildiler. Bugünden sonra birkaç defa peşmerge güçleri şehre girerek KYB’nin binasının ve şubelerinin gönderine Kürt bayrağı astılar ancak Terörle Mücadele bu bayrakları indirtti.
2018 yılında yapılan seçim sonuçları açıklandığında Irak Türkleri, seçim sonuçlarında KYB lehine müdahaleler olduğunu tespit etti. Seçim cihazlarının seçimden birkaç gün önce KYB’nin istediği şekilde formatlandığı ortaya çıktı fakat sonuç değişmedi. Altı Kürt, üç Irak Türkü ve üç de Arap Milletvekili Irak Parlamentosuna girebildi. Bunun üzerine Kerkük’te Irak Türkleri 28 gün nöbet tuttular ancak sonuç değişmedi.
Seçimden altı ay sonra kurulan hükümet Irak Türklerini dışlayarak siyasi süreçten uzaklaştırdı. Kabinede hiçbir Irak Türküne yer verilmemesi yeni oyunların onacağının işareti kabul edildi. Nitekim Irak hükümeti Kerkük’ten Terörle Mücadele Kuvvetlerini çekti yerine Özel Kuvvetleri gönderdi. Bu kararla beraber şimdilik peşmergelerin şehre girişi gerçekleşmedi ancak ileride bu durumun gerçekleşip şehirdeki dengeleri bozabileceği endişesi soydaşlarımızda ve Araplarda oluşmuştur. 
KYB ve KDP arasında, Kuzey Irak’ta hükümet kurma pazarlıkları devam etmekte olup anlaşamama sebeplerinin Kerkük konusu olduğu ortaya çıkmıştır. Kürtlere yakınlığı ile bilinen Adil Abdulmehdi’nin Kerkük ve diğer ihtilaflı bölgelerde nasıl davranacağı belli olmamakla birlikte ABD’nin peşmergelerin tekrar Kerkük’e dönmesi konusunda teşvikkar davranacağı aşikardır. 
Tarih boyunca bölge halkımız üzerinde sinsi hedefler besleyenler ve bu hedeflerin, acımasız oyunların kurbanı olan Irak Türker’inin acıları ve sıkıntıları dinmek bilmemiştir. Haksız uygulamalar, halkın güven ve huzurunu kaçırmakta olup kavga ve çatışmalar halen devam etmektedir ve öyle de görünmektedir ki soydaşlarımızın feryadı uzun süreler daha dinmeyecektir. 
03.02.2020 tarihinde İdlib’de gerçekleştirilen saldırılar, 04.02.2020 tarihinde Van’da çığ düşmesi ve 05.02.2020 tarihinde meydana gelen uçak kazası sonucu acı kaybımız olan şehitlerimize ve sivil vatandaşlarımıza Yaradan’dan rahmet, yaralı asker ve vatandaşlarımıza acil şifalar, ailelerine sabırlar dilerim…

 

 

 

 

Bu yazı toplam 1352 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
10 Yorum