ŞÜKRAN AKGÜN

ŞÜKRAN AKGÜN

BİZİM TALİHİMİZ BÜYÜK İNSANLARIMIZ…

A+A-

30 Ağustos Dumlupınar zaferinden ve 9 Eylül İzmir’in geri alınmasından sonra, herkes zaferi kutlarken Başöğretmen Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk cephane dolu sandıkları boşaltıp yerine kitaplarını yerleştirirken “asıl savaşımız şimdi başlıyor” diyordu. 16 Ocak 1923’te Mustafa Kemal Atatürk’ün “Doğuya da Batıya da kalpten bağlanamayız. Bütçemizin önemli bir bölümünü eğitime ve ekonomiye ayıracağız. Bağnazlık cehalete dayanır. Taassubu olan cahildir. İlim eninde sonunda cehaleti yener. O halde halkı aydınlatmak lazımdır. Cehaletle savaşacağız” diyerek İzmit’te ilk basın açıklamasını yapmış, 1 Mart 1924 tarihinde ki meclis konuşmasında ise sevgi ve karalılıkla “Eğitim ve öğretimde birlik, toplumumuzun ilerlemesi ve yükselmesi bakımından çok önemlidir” ifadesiyle, dönemin tüm zorluklarına rağmen öğretmenlere olağan üstü değer vermiş, desteği ile Eğitim Bakanlarına sahip çıkmıştır. Anlam ifade eden fikirlerin, cesaret ve metotlar arasında ilerlediğini göz önüne alırsak…

● 1909 – 1911 yıllarında İstanbul Öğretmen Okulunun, dönemin en iyi öğretmen okulu olmasını sağlayan müdür Satı Bey’in “Bilgilerini en kolay ve en verimli şekilde öğrencilerine aktarabileceğini biliyorsan gerçek anlamda öğretmen olabilirsin” söylemiyle;

● 1911. İsmail Mahir Efendi (Köy Enstitüleri fikir babası.) Osmanlı Meclisinde; köylerin yanında tarım uygulamaları yapacak okulların açılmasını, köylü kız ve erkek çocukların alınmasını, sekiz yıllık bir eğitimden sonra bunların köye öğretmen olarak gönderilmesini, öğretmen yetiştirecek okullarda öğrencinin köy koşulları içinde yaşatılmasını önererek, kimsesiz çocuklar için açtığı ve tüm karşı çıkmalara rağmen kız çocuklarına sanat ve iş öğretimini uygulamasıyla;

● Birinci Dünya Savaşı sürerken hükümet belli yaşlarda ki bir kısım öğrenciyi ve öğretmenleri askere almamasıyla;

● O dönemde öğretmen adaylarına “halkı bilgisizlikten ülkeyi de içinde bulunduğu sıkıntılı durumdan öğretmenlerin kurtaracağı” düşüncesinin verilmesiyle;

● 1918 yılında savaşın en sıkıntılı döneminde dahi 20 genç öğretmenin Almanya’ya eğitime gönderilmesiyle;

● Bir dönem Milli Eğitim Bakanı olan Hamdullah Suphi Tanrıöver’in “Türk kültürüne önem verilmesini isteyen genelgeler gönderip öğretmenlerin herhangi bir partiye girmesini yasaklamasıyla;

● Eğitim Bakanlığının Kurtuluş Savaşının en zor günlerinde olmasına ve maaşlarını ödeyemiyor olmasına rağmen Avrupa da ki eğitimleri yarım kalmış öğretmenlerin, eğitimlerini tamamlamak üzere Avrupa’ya göndermesiyle;

● Eğitim Bakanı İsmail Safa’nın “ülkeyi ekonomik tutsaklık altında bırakmayacak beyinlerin okulda hazırlanacağı, bunun için gençliğin çalışmak ve üretmek düşüncesiyle yetiştirileceğini” anlatan genelgesiyle;

● “Eğitim ve yaşam birbirine kopmaz bağlarla bağlıdır. Eğitim sorunu en genç öğretmenden en büyük üstatlara kadar tüm meslektaşlara danışılmadan çözülemez “diyen, dönem eğitiminin çağdaş, laik, ulusal temellere dayanması yönünden göz kamaştırıcı adımlar atan Eğitim Bakanı Mustafa Necati’yle;

● Tevfik Fikret’in yazdığı: “Düşünce ordusu, çaba ordusu, karar ordusuyuz biz, Bilgisizliği, geceyi yıkar, bilime hizmet ederiz biz.” Öğretmen marşıyla;

● Türk Eğitim Bilimci, köy enstitülerinin mimarı, döneminin İlköğretim Genel Müdürü, “Bizim talihimiz büyük adamlarımızdır” diyen, halkın kendisine “Tonguç Baba” diye hitap ettiği İsmail Hakkı Tonguç görevden alındığı zaman, Abdullah Özkucur: “Yarın Köy Enstitüleri kapatılırsa, bütün emeklerimiz yalan mı olacak? Köy enstitüleri bir varmış bir yokmuş masalına dönecek, unutulup gidecek mi?” Tonguç Baba: “Enstitüleri unutturmamanın yolları vardır. Buda sizin görevinizdir” diyerek; Gerçekçi ve insan çoğalmasının erdemli temsilcileri olan şanlı ve şerefli büyük insanlarımızı başta Başöğretmen Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve bu uğurda şehit olan yedek subay öğretmen Mustafa Fehmi KUBİLAY, (24 Menemen Olayları) M. Zeki ÖZTÜRK (37), Ali YILDIZ, (25) Erol ERCAN (24), Mahmut ÇATALKAYA (30), Neşe ALTEN (21) Şenay Aybüke YALÇIN (22) Necmettin YILMAZ (23) adını yazamadığım ebediyete göç etmiş, milli birlik ve beraberliğimize emeği geçen bütün öğretmelerimizi rahmetle, minnetle, saygıyla anıyor ve halende “asıl savaşımız şimdi başlıyor” felsefesiyle eğitim ve öğretim görevini yerine getiren öğretmenlerimizin 24 Kasım “Öğretmenler gününü”, okulların yaşam ve işyeri olması temennisiyle kutlarım. Var olun….

Bu yazı toplam 1026 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum