YAŞAR VURAL

YAŞAR VURAL

Sosyal Adaletin Tesisi ve Ahilik

A+A-

Bugün pek tanımadığım bir fırına girip ekmek aldım. Ekmeğin parasını ödemek için cüzdanımda bozuk para aradığımı gören fırıncı, "Abi, sonra geçerken verirsin, arama" dedi. Tabi, ben unutkan adamım, sonra verme riskini göze alamazdım ve uzattım parayı. Şunu fark ettim ki, adamın her türlü parayı bozacak miktarda çekmecesinde bozukluğu vardı. Allah'ım ne güzel insanlarımız var hâlâ dedim. Zincir marketlerden 50 kuruşluk bir alışveriş de yapsanız, kasiyer parasını almadan hesabı kapatmaz, kapatamaz. Bırakın "sonra verirsiniz" diye teklif etmelerini, siz sonra vermeyi teklif etseniz de kabul etmezler. Kapitalist sistemin acımasız kolları caddelerimize, sokaklarımıza hatta evlerimize kadar uzandı.
Geçen günlerde Ahilik Haftası etkinlikleri vardı, bilmem gözünüze çattı mı? Anadolu'nun Türkleşmesindeki etkileri yadsınamayacak olan ahilerin kardeşlik, cömertlik gibi ulvi değerlerimizi bu topraklara nasıl ektiklerini hatırlayanımız var mıdır? Birbirine yardım eden, fakiri gözeten, kardeşliği, sevgiyi, saygıyı önceleyen bu teşkilatlar nereye kayboldu? Günümüzün esnaf locaları, teşkilatları "ahilik" kurumunu tekrar canlandırmalı, işlerini bu minvalde düzenlemeli, çok kazanan az kazanan destek olmalıdır. 
Esnaflarımızın ekonomik olarak zor günler geçirdiği malumunuzdur. Belli alanlara tekelleşme yüzünden birçok esnafımız ya kepenk indirdi ya da zar zor ayakta duruyor, durmaya çalışıyor. Birçok sektör için benzer durumlardan bahsedilebilir ama AVM tarzı mekânların (onlar buna yaşam alanı diyorlar) hızla artması, bu mekânların yüksek fiyatlarla ürünler satmasına rağmen göze, nefse hitap eden albenisi sebebiyle vatandaşça tercih edilmesi özellikle küçük esnafa ağır darbe vurmuş görünüyor. Ayakkabı almaya, giysi almaya, kahve içmeye, oyun oynamaya, film seyretmeye ve doğal olarak da sevgiliyle buluşmaya bu mekânlara gider olduk, gidiyoruz. Sevdiğimizle/sevgilimizle pastanelere gitmiyoruz -yeni nesil kafeler var o başka-, ayakkabımızı kundura mağazalarından almıyoruz, tuhafiyeler zaten artık giysimiz için tercih ettiğimiz mekânlar olmaktan çıktı. Örnekler uzar gider...
Sosyal adaletin olmadığı aşikâr. Tepeyle zemin arasındaki uçurum hızla artıyor. Çok kazanan daha çok kazanmaya, az kazanan da kazancını korumaya çalışıyor. Geçen gün Sait Faik Abasıyanık'ın bir hikâyesinden şöyle bir pasaj paylaşmıştım: "Harp nedir bilmeyenler tesadüf edecekleri her kırk yaşındaki adama sorabilirler. Bu çok yakın mazide tokları açlar doyurdular ve açlar öldüler!" Tokları eskiden de doyuramamışlar, bugün de doymuyorlar. Aç olanı neylemeli diye soracak olursanız, size "Ahilik" reçetesini önerebilirim. Ahilik kurumu yeniden tesis edilebilir, vatandaş da ahilik kurumuna bilinçle sarılırsa az da olsa sosyal bir adaletten bahsetmek mümkün olabilir.
Kazanma hırsının gözleri kör ettiği günümüzde asıl kazancın "gönül yapmak" olduğu unutulmamalıdır. Ne demişti Hacı Bayram-ı Veli:
“Gönül yapmak halilim Kâbe bünyâd etmeden yeğdir
Dil-i mahzûnu şâd etmek kul âzâd etmeden yeğdir”
Bu beyti günümüz Türkçesiyle söyleyecek olursak “Ey dostum! Bir gönül yapmak bir Kâbe yapmaktan üstündür. Hüzünlü bir gönlü mutlu kılmak da bir kulu özgür kılmaktan üstündür.” Dünyada sınırsız bir servetiniz olabilir ama unutmayın ki ömrünüz sınırlıdır! Hakkıyla kazanmak güzeldir, amenna lakin bunu hakkıyla da harcamak lazım; paylaşmak, vermek, birilerinin mutluluğuna vesile olmak lazım. Komşusu kasasına tek kuruş koyamamışken hep daha fazlasını istemek, bunun hayalini kurmak ancak kapitalist düzenbazların hastalıklı zihninin tasavvurlarıdır. 
Aldanmayalım elbette ama aldatmamak daha elzemdir. 
Birisi bir ihtiyaç için kapımızı çaldığında; varlığımızın, zenginliğimizin tüm kibriyle davranmayalım, paylaşma, verme eyleminin asilliğini, vermekten doğan kibirle bozmayalım. Ahilik erdemine sahip olan birçok esnaf tanıdım, varolsunlar, sayıları az ama bu konuda bize lazım olan çoban ateşi için hâlâ içimizi ısıtabiliyorlar, umut veriyorlar. 
***
İlçemizde de eski adı "Çıraklık Eğitim Merkezi" olan okulumuz "Ahilik Haftası" ile ilgili kompozisyon yarışması düzenliyor. Biliyorum, çocuklarımız yazma konusunda epey isteksiz ama belki bu anlattıklarım onlara bir fikir verebilir. 
 

Bu yazı toplam 832 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.