ŞÜKRAN AKGÜN

ŞÜKRAN AKGÜN

“BEYAZ ADAMIN YÜKÜ”

A+A-

Emperyalizm; (yayılmacılık) Kristof Kolomb’un 1492 yılında Kuzey Amerika Kıtasına ayak basmasıyla başlamıştır. Yapılan araştırmalara göre 1517 yılı civarında Karayip adalarında ki İspanyol kolonicileri, Meksika anakarasının ortasında güçlü bir imparatorluk hakkında birtakım iddialar duymuşlardır. İki yıl sonra yani 1519 yılında bu iddialara istinaden Hernos Cortes Meksika’ya gitmiş ve gelişinden iki yıl sonra o güçlü imparatorluk yani Aztek İmparatorluğu tarihe karışmıştır. İspanyollar 1492 yılı ile 1519 yılları arasında Karayip adalarının çoğunu fethetmiş ve birçok koloniye sahip olmuşlardır. Peki Cortes 550 adamıyla milyonlarca insanı olan bir imparatorluğu nasıl yıkmıştı?
Cortes, Temmuz 1519 yılında sahile çıktığında “Barış içinde geliyoruz, bizi liderinize götürün” diyerek İspanya Kralı tarafından gönderilen barışçıl bir elçi olduğunu söylediğinde, İspanya Kralının ne Cortes’ten ne de Azteklerden haberinin olmadığı tarih sayfalarında yer almaktadır. 
Cortes; Azteklerin yerli düşmanlarına Aztek Kralı ll. Montezuma ile görüşmek istediğini söylediğinde yerliler Cortes’e rehber, gıda ve askeri destek sağlamışlar ve imparator Montezuma götürmüşlerdir. 
Montezuma ile görüşmesinin ortasında Cortez’in adamları ellerinde ki çelik silahlarla, ellerinde tahta sopalar ve taştan bıçaklar taşıyan Montezuma’nın korumalarını biçmişler ve konuk Cortes, ev sahibi Montezuma’yı esir etmiştir. Böylece Cortes imparatorluğu yönetmeye başlamıştır.
Ancak bu galibiyete rağmen ele geçirdiği bu imparatorluk hakkında hiçbir şey bilmeyen Cortes, etrafında düşman askerinin olduğu bir kıtadaydı ve en yakın İspanyol takviyesi 1500 km’den daha uzaktaki Küba’daydı.
Cortes tutsak ettiği kralın, görevinin başında, kendisinin ise “İspanyol elçisinin” bir ziyaretçisi olduğu görüntüsünü vererek aylarca süren bu olay karşısında hiç vakit kaybetmeden Montezuma’yı ve danışmanlarını sorguya çekmiş, yerel dillerde konuşabilecek çevirmenler eğitmiş ve her yöne kâşif gruplar göndererek, Aztek İmparatorluğu ile yönettiği bölgelerde ki pek çok kabile, halk ve şehir hakkında bilgi toplamıştır.
Aztek seçkinleri sonunda dayanamayıp Cortes ve Montezuma’ya karşı ayaklanmışlar yeni bir imparator seçmişler, İspanyolları başkentten kovmuşlardır. Ancak artık her şey için çok geçtir çünkü imparatorlukta kapanmayacak büyük çatlaklar açılmıştır. Cortes ise açmış olduğu bu çatlakları gayet başarılı değerlendirmiş, imparatorluğu içten yıkmak için kullanmış ve imparatorluk tebaasının büyük bölümünü kendisinin yanında ayaklanmaya çağırmıştır. Bu noktada yerliler en büyük hatayı yapmışlardır. Azteklerden nefret ediyorlardı ama İspanya ve Karayip soykırımından haberleri olmadığı için İspanyolların yardımıyla Aztek boyunduruğundan kurtulacaklarını sanmışlardı. Oysa ki sonuç hiçte umdukları gibi olmamıştır. Artık yerliler demir yumruklarla yönetilmeye başlamış, boyun eğmiş, acımasız sömürgeciler tarafından maden ve çiftliklerde çalıştırılmaya başlanmış, karşı koymaya çalışan ise anında öldürülmüştü. 
Yerli nüfusun yüzde doksanı ya ağır çalışma koşullarından ya da büyük bir çoğunluğu işgalcilerin getirdikleri, yabancı hastalıklardan dolayı yok olmuşlardı. 
Büyük bir imparatorluk olmalarına rağmen sınırlı görüşleri yüzünden çevrelerinde neler olup bittiği ile ilgilenmeyip, tebaalar da daha iyisini alacaklarını umarak emperyalistlerin uşağı haline geldiklerinden dolayı Azteklerde tıpkı İnka İmparatorluğu gibi kendi kendilerinin sonlarını hazırlamışlardı.
Buna karşılık; İspanyollar kazandıkları başarılardan dolayı başları dönmemiş, kutlamalar yapmamış, her şeye rağmen her yöne harekete geçerek, keşif ve fetih faaliyetlerine devam etmişlerdir. Gittikleri her yere beraberlerinde bilimi götürmüşler, bulundukları kıtanın coğrafik, sosyolojik, sosyo-ekonomi, arkeolojik, botanik vs. durumlarına kadar incelemişlerdir. 
Peki İnka İmparatorluğuna nemi olmuştu? Onlarda aynı gerekçelerle, aynı umursamaz hal ve tavırlarından dolayı Cortez’in Meksika’ya gelişinden on yıl sonra Pizarro tarafından 168 adamı ile birlikte aynı metotla yok edilmişlerdir.
Emperyalizm; emperyalistlerin sürekli yeni bilgi üretmesine sebep olmuş, bilim; imparatorlukların emperyalizmi daha etkili hale getirmeleri için ideolojik ve haklı gerekçe sağlamıştır. Yeni bilgiler kâğıt üzerinde fethedilmiş toplulukların yararınaydı.  Avrupalı olmayan halkları medeniyetle tanıştırarak adalet ve refah tesis etmeleri iddialarını taşıyordu. Rudyard Kipling’in meşhur sözüyle “Beyaz adamın yükü”ydüler ve kolonilerini daha ileriye ve medeniyete taşımaları gerekliydi.

Devam edecek…

Bu yazı toplam 823 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.