Ömer Yayla

Ömer Yayla

Son yıllarda aile ağacımız  kurumaya başladı

A+A-

Son yıllarda aile ağacımız  kurumaya, yaprakları sararıp dökülmeye, meyveleri çürümeye başladı. Aileler daha bir yıl dolmadan boşanıyor, çocuklar ortada kalıyor, kadınlar yolda- sokakta ve evinde şiddete maruz kalıyor, bıçaklanıyor.  
    Bundan otuz -kırk sene önce daha sakin, huzurlu ve sabırlı aile yapımız vardı. Mahkemeler bu kadar boşanma davalarıyla meşgul değildi. Bir ahlaksızlık, ihanet olmadan aileler kolay kolay boşanmaz, mahkemelere gitmezdi, karı- koca birbirini idare eder, sabırlı olur, pireyi deve yapmazdı. Kusurları karşısında birbirlerine kör ve sağır olurdu. Eşler arası küçük hatalar, kusurlar muhabbet ve sevginin sıcaklığıyla buharlaşırdı. Anne- babalar kızlarını evlendirirken “beyaz gelinliğinle gittiğin evden beyaz kefeninle çıkacaksın” diye öğütlerlerdi. Bir ömür boyu bir yastıkta kocasınlar diye aile çatısını kuran kadınla erkeğin adı karı- koca idi. Çünkü erkek koca dağ, kadın da o koca dağın karı idi. Ne oldu da o kar birkaç günde eriyiverdi? Ne oldu da o koca dağ bir heyelanla yerle bir oldu?


    Her ne kadar içki, kumar, aldatma ve işsizliğin, şiddet, ayrılık-boşanma sebebi olsa da; değişen dünya, inanç ve kültürle her şey değişti. Evlilikte ben ve biz olamama, karakter uyumsuzluğu başı çekmekte… Görünüşte problemler farklı gibi görünse de problemlerin özünde anlaşılmama-anlaşamama yatmaktadır.


    Torun: Babaannesine “Sen evlenirken dedemden elektrik alabildin mi? diye sorunca..
Babaanne: “Yok yavrum; bizim zamanımızda elektrik yoktu, gaz lambası vardı. Gaza geldim aldım!” der.


    Eskiden evlilikler aileler arasında tanışarak ve istişare edilerek yapılırdı. Günümüzde ise gençler, daha kendilerini tanımadan duygusal içgüdülerine göre hareket ederek evleniyorlar. Sonra elektrik kesilip kendilerini ve eşlerini tanımaya başlayınca soluğu mahkemede alıyorlar. Oysa kendini tanıyan ve evlilikten ne anladığını bilenler, duygusal içgüdülerine göre değil sorumluluk bilinci içinde hareket ederler. Kişilik ve karakterleriyle ayrı dünyaların insanlarının bir arada olması ve bu evliliği yürütmeleri imkânsızdır.


    Anneler babalar, okuyan kızlarını ders çalışsınlar diye ev işlerinden uzak tuttuklarından üniversite okuyan birçok kızın yemek yapmasını dahi bilmedikleri, erkekler çocuklarını da sen erkeksin deyip  el bebek gül bebek büyütüldükleri için evlilik hayatlarında da en küçük sıkıntılara sabır gösterememektedirler. Şimdiki kızlar, en küçük aile kavgalarında baba evine koşuyor. Birçok anne baba; kızına aile hayatındaki sıkıntıları anlatıp sabır göstermesini tavsiye etmek yerine; “Gel kızım, biz seni sokakta bulmadık.” demektedirler. Yine birçok anne baba çalışan kızlarına; “Sen de çalışıp para kazanıyorsun, sakın kendini ezdirme!”  diyerek yangına körükle gitmektedirler. Sonrasında kızlarda “Ellerim armut toplamıyor” diyerek onlarda yangına körükle gitmektedirler. Sonucunda incir çekirdeğini doldurmayan eften püften şeylerden dolayı aileler parçalanmaktadır.


   Erkek tarafı da oğullarına evlilikte sabır ve anlayış gösterilmesi gerektiğini ifade etmek yerine, onlarda  “Onun kahrı mı çekilir, sana kız mı yok!” diyerek yangına körükle gitmektedirler .
    2014 yılında itibaren şiddetin artmasında önemli rol oynayan ” İstanbul Sözleşmesinin” iptali usul bakımından tartışılsa da ailenin bekası için hayırlı olmuştur. İtiraz edenlerin LGBTİ açılımını doğru bilmediklerini, ya da işlerine geldiğini, eşcinselliğin ne ifade ettiğini?, 18 yaş altı kız evlatlarımızı savunurken kadın sıfatıyla nitelendirerek hakaret ettiklerini, ama her şeyden önce kadın ve kızlarımızla ilgili her türlü olumsuzlukların İstanbul sözleşmesi kabulünden sonra zirve yaptığının farkında olmadıklarını, daha da önemlisi milletimizin değer yargılarından kopuk olduklarını anlıyoruz.


   Hz Ömer “ Hz peygamber hayatta iken eşlerimize sert söz söylemekten çekiniyorduk. Ola ki, Allah’ın gayretine dokunur, ayet iner ve ilahi ikaza muhatap oluruz diye korkuyorduk. Hz Peygamber dünyadan göçtükten sonra bu hassasiyetimiz kalmadı” der. Anlaşılan.! Aile konusunda da Kur’an ve Sünnet’ten bizde bir şey kalmamış.!!

Selam ve Dua ile..

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum