Toprağın İçinde Bir Kadın, Omzunda Bir Hayat

Yağmurca Köyü’nde ıspanak tarlasında çalışan Güllü Şimşek’in yürek burkan hayat hikâyesi; terk edilme, mahkeme, alın teri ve ayakta kalma mücadelesiyle Türkiye’nin görünmeyen emekçilerini gözler önüne seriyor.

Yağmurca Köyü’nde ıspanak tarlasında çalışan işçilere mikrofon uzattık. 35 yıldır tarladan tarlaya, işten işe koşan Güllü Şimşek, yaşadıklarını anlatırken hayatın en ağır yüklerini tek başına taşıdığını söyledi. Eşinin kendisini terk ettiğini, evini mahkemeye vererek geri almak zorunda kaldığını dile getiren Şimşek, “Allah kimsenin eline düşürmesin” sözleriyle yaşadığı zorlukları özetledi. Üçü üvey, ikisi öz olmak üzere beş çocuğu büyüttüğünü ve okuttuğunu ifade eden Güllü Şimşek, çocuklarını mühendis yapmayı başardığını ancak bu süreçte hayatın kolay tarafını hiç görmediğini söyledi. “Hepsi gitti, ben tek başıma kaldım” diyen Şimşek, bugün yalnız yaşadığını belirtti. Yaz kış demeden çalıştığını vurgulayan Şimşek, “Tütüne gidiyorum, ıspanağa gidiyorum, ne iş bulursam ona gidiyorum” diyerek tarım işçiliğinin zorlu koşullarını anlattı. Kendi emeğiyle Bağ-Kur primi ödediğini, 15 yılı doldurduğunu ve emekliliğe yalnızca iki ayı kaldığını ifade eden Şimşek, “Koca da yok, baca da yok. 5 çocuğun peşine koştum bu zamana kadar” sözleriyle hayat mücadelesini dile getirdi. Bıçağın ucuyla çalışarak ekmeğini kazandığını söyleyen Güllü Şimşek, gençlere de mesaj verdi: “Gençliğinde çalışsınlar, yaşlılığında otursunlar yesinler. Çalışmadan bir yerde ekmek yok.” Güllü Şimşek’in hikâyesi, tarlalarda görünmeyen emekçilerin sessiz çığlığı olarak hafızalara kazındı.

Bafra Haberleri