Bafra’da arka sokaklarda tütün dizen vatandaşlar, geçmişten bugüne değişen köy yaşamını, tütüncülüğü, geçim mücadelesini ve gençlerin iş bulma sorununu Bafra55.net mikrofonlarına anlattı.
Bafra’da tütün sezonunun devam ettiği günlerde, mahalle aralarında tütün dizerek hem aile bütçesine katkı sağlayan hem de yıllardır süregelen geleneği yaşatan vatandaşlara mikrofon uzattık.
Kimi çocukluk yıllarını, kimi köy hayatını, kimi ise bugünün ekonomik ve sosyal şartlarını anlattı. Tütün dizen vatandaşların sözlerinde geçmişe özlem kadar, değişen hayat şartlarına ilişkin değerlendirmeler de yer aldı.
Ormanda Büyüdüm Tütünü Burada Öğrendim
Tütün dizen vatandaşlardan biri, çocukluk ve gençlik yıllarının orman köyünde geçtiğini belirterek tütüncülüğü daha sonra öğrendiğini anlattı.
Babasının gazi olduğunu ifade eden vatandaş, “Ben gazi çocuğuyum. Babam 1894 doğumluydu. Gerçek bir gaziydi, vücudunda kurşun yarası vardı. Biz üç kardeştik. Ormanda büyüdük, ağaçla yetiştik. Ağaç keserdik, satardık. Zamanla tütün dizmeyi de öğrendim.” dedi.
Geçmişte yaşamın çok daha farklı olduğunu söyleyen vatandaş, yıllar içinde hem çalışma şartlarının hem de köy hayatının değiştiğini dile getirdi.
Anılarımız Tütünle Geçti
Yanında tütün dizen eşi ise çocukluk yıllarının tütün tarlalarında geçtiğini anlattı.
“Tütün yapmayı severdim. Biz tütünle büyüdük. Çocukluğumuz tütünle geçti. Eskiden 2 ton, 3 ton tütün yapardık. Şimdi o günlerden geriye anılar kaldı.” diyen kadın, geçmiş yıllardaki yoğun tütün üretimini hatırlattı.
Keşke Hep Çocuk Kalsaydım
Aynı bölgede tütün dizen Naile Kurt da çocukluk yıllarından bu yana çalıştığını belirterek hayat hikâyesini anlattı.
Kurt, “29 sene babamın kapısında tütün dizdim, çalıştım. Keşke hep çocuk kalsaydım, o günler hiç geçmeseydi. Babam zanaatkârdı, dükkânı vardı. Biz de tarlada erkek gibi çalışırdık. Ekini biçen biz, harmanı süren biz, odunu çeken bizdik.” ifadelerini kullandı.
Köy yaşamının geçmişte ailelerin geçiminde büyük rol oynadığını belirten Kurt, tarım ve hayvancılığın giderek azalmasından yakındı.
Köy Biterse Çarşı da Etkilenir
Kurt, köylerde üretimin azalmasının şehir ekonomisini de etkilediğini savunarak, “Köylerde hayvancılık bitti, köyün işi azaldı. Köyden ürün gelmezse çarşıdaki insan ne yiyecek? Köy ile çarşı birbirine bağlı.” diye konuştu.
Tütün dizmenin kendisi için yalnızca gelir kapısı olmadığını söyleyen Kurt, bu işi aynı zamanda bir uğraş olarak gördüğünü belirtti.
“Buradan 15 ip çıksa 80 lira. Evde oturmaktan iyi. İşe alışkın insan için terapi gibi oluyor.” diyen Kurt, rahatsızlığı bulunan çocuğu nedeniyle tarlaya gidemediğini, bu yüzden getirilen tütünleri evinin yakınında dizdiğini anlattı.
Hem Tütün Diziyorum Hem Çocuğumun Yanındayım
Kurt, “Rahatsız çocuğum var, tarlaya gidemiyorum. Tütünü kırıp getiriyorlar. Hem oturduğum yerde tütünümü diziyorum hem de çocuğumun yanında oluyorum.” dedi.
Gençlerin iş bulmakta zorlandığını da dile getiren Kurt, kendi gözlemlerini şu sözlerle anlattı:
“Okuyan da boşta, okumayan da boşta. Kızımın üniversite mezunu arkadaşları var, kendi alanlarında iş bulamayıp başka işlerde çalışıyorlar. Atama bekleyenler var.”
Kurt’un hükümete ve gençlerin durumuna ilişkin eleştirileri ise kendi kişisel değerlendirmeleri olarak röportaja yansıdı.
Bafra’da Tütün Geleneği Sokak Aralarında Sürüyor
Tütün üretiminin geçmiş yıllara göre değişmesine rağmen Bafra’da sezon döneminde birçok sokakta tütün dizen vatandaşlara rastlanıyor.
Bir yandan aile bütçesine katkı sağlayan vatandaşlar, diğer yandan yıllardır devam eden tütün kültürünü yaşatıyor. Bafra’nın arka sokaklarında yapılan sohbet ise geçmişin köy hayatından bugünün geçim ve istihdam sorunlarına uzanan farklı hayat hikâyelerini ortaya çıkardı.