Şeyh Ulaş köyünde yaşayan vatandaşlar, geçmiş dönemlere ait yaşam tarzlarını ve unutulmaya yüz tutmuş gelenekleri anlatarak dikkat çeken anılarını paylaştı. Köy sakinlerinin anlattıkları, eski köy hayatının samimi ve zorluklarla dolu yönlerini bir kez daha gözler önüne serdi.
Köyde çocukluklarını geçiren vatandaşlar, o dönemlerde en büyük eğlencelerinin sokak oyunları olduğunu belirtti. “Çelik çomak oynardık, el işi yapardık. Yemeği karıştırır, sonra tekrar el işine devam ederdik. Sürekli futbol oynamaya giderdim, bazen evden kaçardım. Babam beni arardı” sözleriyle eski günleri anlatan köy sakinleri, yokluk içinde bile mutlu olduklarını ifade etti.
Elektriğin olmadığı dönemlerde zeytinyağı lambasıyla aydınlandıklarını belirten vatandaşlar, “Lambaya zeytinyağı koyardık, onun ışığında el işi yapardık” diyerek o günlerin şartlarını aktardı.
Köyde sosyal hayatın da oldukça hareketli olduğunu söyleyen köylüler, davul çalıp ev ev gezdiklerini ve karşılığında hediyeler aldıklarını dile getirdi. Tarla işlerinin ardından günlük yaşamın devam ettiğini belirten bir köy sakini ise, “İkindiden sonra tarladan gelirdim. Dedem ‘börek yapacaksın’ derdi. Yorgun olmama rağmen tekrar işe koyulurduk” ifadelerini kullandı.
Düğün geleneklerine de değinen köy halkı, komşu köylere at arabalarıyla gelin almaya gittiklerini belirterek geçmişteki dayanışma kültürüne vurgu yaptı.
Köy sakinlerinden Gökhan Çalışkan ise Şeyh Ulaş köyünün adının nereden geldiğini anlattı. Rivayete göre, geçmişte bölgede yaşanan bir savaş sırasında köyde yaşayan bir şeyh, askerlere cephane taşımaktaydı. Cephane azaldığında askerlerin “Şeyh Ulaş, bize cephane getir” diye seslendiği, bu seslenişin zamanla köyün adına dönüştüğü ifade edildi.
Anlatılan bu hatıralar, Şeyh Ulaş köyünde geçmişte yaşanan dayanışma, emek ve samimiyet dolu hayatın izlerini günümüze taşıdı.