ÇELTİK ÜRETİCİSİ DERDİNİ KİME ANLATACAK

Balıkesir-Bandırma Organize Sanayi Bölgesi mütevelli heyetti üyesi Hasan ORTA;


Çeltik üretimi bilindiği üzere çok zahmetli ve masraflı bir iştir. Ancak 1990’lı yıllarda 500 bin ton civarında olan üretimin devletin 2002 yılından itibaren çeltik üreticisine verdiği umut ve destekle üretim 2011 yılında 1 milyon tona dayandı, ama üreticinin dayanacak gücü kalmadı. 2006–2008 yılında büyük oyuncuların medyayı kullanarak ülkede pirinç krizi yaratmaları ve buna devleti de inandırmaları sonucunda devlet çeltik ve pirinç üreticisini o günden itibaren spekülatör ve karaborsacı gözüyle bakmaya başladı. İthalatçı ağır bastı tüm bunların ülkemize pirinç satan global oyuncuların oyunu olduğunu yerli üretici ve sanayicinin desteklenmesi gerektiğini açıkça söyleyemedi. Bu yüzden 2008 yılından beri yerli üretici ve sanayici mağdur durumdadır. Tarım bakanlığı tüm verileri üreticiden dinlemek yerine birkaç büyük firmadan dinleyip istatistik hazırlamakta, oysa tarımda milyonlarca aile istihdam edilmekte üretimin sürdürülebilirliği için küçük-orta-büyük ölçekli üreticinin ve sanayicinin dinlenmesi ve ona göre politika üretilmesi gerekmektedir. Ne yazık ki derdini anlattığı siyasetçilerimiz yaptığı açıklamalarla üreticiyi derinden yaralamıştır.

KAZANMASA EKMEZDİ!

Bu düşünce ve söylem çok acıdır. Çeltik ekiminde kullanılan Traktör, lazer, Kurutma vb. tarım aletleri diğer ürünlerde kullanılmaz. Çeltik üretimi için orta derecede bir üretici en az 250 bin TL. Borçlanmak zorunda, peşin alacak parası olsa zaten çiftçilik yapmaz. 250 bin TL. Borçlanan çeltik üreticisine bunu bırak alternatif ürün ek demek üreticiyi batırmaktır. Çünkü çeltikte kullandığı makine ve ekipman atıl olarak çürüyecek, yada yarı fiyatına satacak, ödediği faiz vs. cabası. O zaman bu çiftçi önümüzdeki yıl düzelir umuduyla üretmeye mecburdur. Peki, çeltiğin kime veya neye zararı var. Çeltiğin ülke ekonomisine yararı saymakla bitmez. Ama böyle bir pazara mal satamayan ülkeler bunu kabullenemez. Ülkede sanki üretim fazlası varmış gibi üretimi arttırmak yerine yerel bazı yöneticilerde çeltik ekimini kısıtlamayı düşünmekte ve buna da bahaneler üretmektedir.

Çeltik ovalarda suyun boşa aktığı denize gittiği yerlerde üretilir. Siz Kızılırmak denize dökülürken 20 yıldır bitirilemeyen Bafra ovası sulama projesi varken çeltikte kısıtlamadan veya su yetersizliğinden bahsetmekte kasıt ararım.

Şeker pancarına kota geldi, mısır şurubundan herkesin bildiği 4 büyük firmayı zengin ediyoruz. Buğday derseniz işte kazanmadı köylü ekmedi hayvanlara yedirecek saman bulamıyoruz. Sebze günlük tüketilen çiftçinin para etmediği zaman bekletme şansı olmayan bir ürün onu da yağmur götürdü. Dün söktürdüğümüz tütünü bugün dikmeye başladık. Onu da sel götürdü. Evet, yine kala kala umudumuz çeltiğe kaldı. Yani 2012 yılında üreticinin umudu, güveneceği ürün olarak sadece ÇELTİK kaldı. O zaman yetkililer ve sivil toplum örgütleri bir araya gelip, geçmişi araştırarak köylünün bu ürünü üretmeye devam etmesi ve para kazanabilmesi için yapılması gerekenleri çeltiğin stratejik bir ürün olduğunun kabullenilmesi yerli üretici ve sanayicinin korunması için 2002–2006 yıllarındaki gibi bir hamle yapılarak devletin tüm kurumlarıyla tarıma ve konumuzla ilgili olarak çeltik üretimine sahip çıkması gerekmektedir. Bu da kazanmasa ekmez mantığıyla olmaz. Konuya duyarlı olmak sorunun nedenlerini öğrenip ona göre çözüm üretmek gerekmektedir. Tarım milli bir mesele olduğuna göre çeltiğe de bu gözle bakıp çözüm üretilirse ülkemizi kendine yeter değil ihracatçı ülke yapabiliriz. Yeter ki boşa akıp denize dökülen suları değerlendirelim. 

2012 yılı çeltik hasadının bolluk ve bereket getirmesini, üreticimizin emeğinin karşılığını alması temennisiyle tüm çeltik üreticilerine ürününüz bol kazancınız bereketli olsun. Saygılarımla…  

BAFRA Haberleri