BİR KRİZDEN BİR KRİZE SÜRÜKLENİRKEN COVİD-19!

Şükran AKGÜN

Yaşadığımız Covid -19 virüsü bana 1347 yılında Avrupa’yı kasıp kavuran “Kara Vebayı” hatırlattı.

Peki neler yaşanmıştı Avrupa’da…

Biz insanların yaşam yerlerimizi sürekli değiştirmek, diğer insanları da yurtlarından etmek gibi özelliklere sahibiz. Bu özelliğimizden dolayı yerleşim yerlerinde yığınlar halinde yaşamaya başlamış, bunun getirisi olarak da çöp yığınlarını üretmiş, suya pislik karıştırmış ve havayı kirletmişizdir. Kentler; mikropların gelişmesi için en uygun yerler olmuş, bu da farkında olmadan anormal koşullar oluşturmamıza sebep olmuştur. Biz insanlar kendi çöplüklerimizin yakınında yaşamaya başlayıp, farklı bölgelerde ki insanlarla iletişime geçince devasa boyutta salgın hastalıklar ortaya çıkmış ve bu hastalıklar oldukça hızlı biçimde yayılmıştır.

Roma İmparatorluğunun çöküş etkinlerinden biri olarak gösterilen salgın hastalıkların, vebanın Romalı yazar Procopius’a göre etkisi üç yıl sürmüş, Konstantinopolis’te günde 5-10 bin kişi hayatını kaybetmiştir.

Ortaçağ döneminde Avrupa nüfusu 700 yılında iyi beslenen 25 milyon kişiden, 1250 yılında nüfusun 75 milyona yükselmesiyle aç insanlar ortaya çıkmıştır. Temizlikte birinci derecede endişe konusu olmaktan çıkmış erdem olarak da görülmemiştir.

Artan nüfusu besleyebilmek, tarım alanları elde edebilmek adına; ormanlar yok edilmiş, bataklıklar kurutulmuş, dik dağ yamaçları ekilmiştir. Yeni tarım alanları, yaygın tarımsal faaliyetler ekolojik dengeyi mahvetmiştir. Tarımsal alanların genişlemesi, insanların temasının artmasına, bu da salgın hastalıkların yayılmasına neden olmuştur. Toprak zayıflayıp aşındıkça, üretim azalmıştır. Avrupa’da iklim değişmiş, don olayları olmaya başlamıştır. Bu don olayları ürünleri birbiri ardına kırmış, Avrupa’da geçim krizi hâkim olmuştur.

Hayvanlarla beraber yaşayan insanlar, hayvanları besleyebilmek için yerlere yemek artıkları dökerken, lağım ve çöp tertibatı olmadığı için de her şeyi sokağa atmışlardır.

Salgın; iklim değişikliği ile birlikte sıcak ve kuru rüzgarlarla bakteri, pire ve hayvanları Çin’e, ticaret yollarıyla Kefe’ye, Kefe’den kaçan Cenevizliler aracılığıyla da Avrupa’ya taşımıştır. Kentlerin düzensizliği ve pisliği, uzun süreli savaşlarla beraber yaşanan kitle hareketleri, sefalet, gittikçe artan ticaret yollarının çeşitliliği ile beraber veba Avrupa’da hızla yayılmaya başlamıştır.

Mikroplar gemiler vasıtasıyla her limana gitmiş, ticaretin vermiş olduğu hareketlilik ile birlikte Avrupa’nın içlerine doğru yayılmıştır. Salgın sırasında Avrupa’da seyahat çok tehlikeli olmuştur.

Toplum da var olan dilenciler, evsizler büyük ateşlerin etrafında bir araya geliyor, dans eden insanlar ise seyircilerine; iktidarın, şeref ve zenginliğin hiçbir anlamı olmadığını hatırlatıyorlardı. İnsanlar biraz olsun eğlenmek için veba ile ilgili fıkralar anlatan “Budalalar kumpanyasını” izliyorlardı.

Avrupa’da veba hastalığı zenginlerden çok yoksullarda görülmüştür. Salgın hastalıktan ölmek istemeyen zenginler şehir dışından villalar satın almışlar, kentlerde ki evlerine dönmeden önce dezenfekte edecek tütsücüler tutmuşlardır. Evler ilaçlandıktan sonra birkaç haftalığına eve yoksul kadın yerleştirmişler, kadının ölmesi halinde evin sahibi kır evinde oturmaya devam ediyordu.

1347 senesinde Avrupa’da mevcut olan sosyo - ekonomik durum günümüzde halen geçerliliğini korumaktadır.

Savaşlar,

Vatanlarından edilen insanlar, göçmenler (Göçmenlere ülkemizde bir sıfat vermemek, anlamlılık kazandırmamak adına isimlendirmiyor ve genel anlamda göçmenler diyorum),

Yığınlar halinde yaşamlar,

Batakları kurutarak, ağaçları keserek, ormanları yok ederek, dağ bayır demeden yaptığımız inşaatlarla bozduğumuz ekolojik dengeler, iklimler,

Üreten değil tüketen bir ülke olmamız dolayısıyla salgın hastalık mikroplarının limanlarımıza kadar gelme ihtimalinin yükselmesi,

Sokakta kontrolsüzce birlikte yaşamak zorunda kaldığımız hayvanlar,

Kentlerin düzensizliği, yaşanılan sefaletler,

Ve bizlerin de sokak temizliğini, birinci derecede endişe konusu görmediğimiz gibi erdemlilik olarak görmemiz….

Bir krizden krize süreklerinken umarım sonumuz Covid-19 felaketi olmaz!

Umarım şimdilik hasarı kontrol altında tutabiliriz!

Sağlıklı kalmanız dileğiyle iyi bir hafta sonu dilerim…