Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin büyük tarihi vardır.

Ülker PİRİYEVA

Türkiye ve Azerbaycan kendi tarihlerinin en karmaşık dönemlerinde her daim birbirlerine destek olduklarını sergilemişlerdir.
Türkiye sadece Azerbaycan'ın değil, aynı zamanda tüm Kafkasya'nın kaderinde önemli rol oynayan üç ana bölge devletinden biridir. Çok eski zamanlardan bu ülke Kafkasya politikasına çok ciddi önem vermiş ve bölgede cereyan eden olaylara etkin müdahalesi ile seçilmiştir.
Azerbaycan Türkiye için Kafkasya'da olduğu gibi, hem Orta Asya ve Hazar bölgesinde diğer devletlerle, özellikle türkçe konuşan devletlerle ilişki için önemli araç rolünü oynuyor.
Azerbaycan - Türkiye ilişkilerinin ilerilemesi her zaman her iki tarafın hayrınadır .
Türkiye Azerbaycan için uluslararası alanda müttefik ve destekse, böyle ki, Azerbaycan'ın da güçlü devlet olması Türkiye'nin dünya politikasında gücünün ve rolünün artırılması demektir.
Saydığımız ve saymadığımız bir çok hususlarda dahil, bu iki kardeş devletin ilişkilerinin uluslararası hukuk kurallarından kaynaklanan ilkeler temelinde geliştirilmesi zorunludur.
Tarihe bakarsak, Azerbaycan bağımsızlığını kazandıktan sonra 9 kasım 1991-yılında da bağımsızlığımızı tanıyan ilk devlet Türkiye oldu.
Böylece, 1992 yıl ocak ayının 14'ünde Azerbaycan-Türkiye diplomatik ilişkileri kuruldu.
O zamandan beri Türkiye'nin Azerbaycan'da, 1992 yılının ağustos ayından ise Azerbaycan'ın Türkiye'de diplomatik misyonu faaliyete başladı.
Azerbaycan'ın uluslararası dünyayla entegrasyonunda, bölgesel güvenliğinin korunmasında ve genel olarak ülkemizin sosyo-ekonomik ve bilimsel-kültürel çıkarlarının gerçekleştirilmesinde Türkiye ile kapsamlı işbirliğinin geliştirilmesine özel önem veren Haydar Aliyev 1993 yılında yeniden iktidara döndükten sonra bu yönde en mükemmel gelişimi sağladı.
Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev'in Yeni Yüzyıl ve üçüncü binyıl nedeniyle Azerbaycan halkına seslenişinde belirttiği gibi: "1993 yazından başlayarak, Türkiye'ye ilişkin dış politika çizgisinde ciddi değişiklikler yapıldı ve Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinde niteliksel yeni bir dönem başladı. Bugün Türkiye Azerbaycan'ın en güvenilir siyasi müttefiki, eşit ekonomik taraf-mukabil'ıdır. İki kardeş devletin başkanlarının karşılıklı resmi ziyaretleri sırasında bağımlı işbirliğini kapsayan bir dizi önemli belgeler imzalanmıştır. Azerbaycan-Türkiye ilişkileri iki kardeş halkın çıkarlarına hizmet etmekle birlikte, dünyada ve bölgede barışın ve huzurun sağlanması çalışmalarına da katkıda bulunuyor".
En ince detaylara gidersek, Azerbaycan ve Türkiye arasındaki ilişkilerin niteliğinden bahsederken bir konuya da dikkat çekmek isterim. Türkiye ve Azerbaycan devlet ve hükümet başkanlarının yurtdışına ilk resmi ziyaretlerine bir-birileri'nden başlamaları artık güzel geleneğe dönüşmüştür. İşte bu resmi ziyaretler bile dünya devletleri tarafından hayranlıkla, her iki kardeş devletin halkları tarafından olağanüstü bir şekilde karşılanmaktadır.
Peki, Türkiye kardeş devlet Azerbaycan tarafından nasıl gözüküyor?
Türkiye bulunduğu coğrafi konum başta olmak üzere sahip olduğu özellikler ile dünyanın ve özellikle Ortadoğu bölgesinin en önemli ülkeleri arasında yer alan devletdir.
Böyleki Türklerin 1071’de Sultan Alparslan’ın önderliğinde Anadolu’ya gelişlerinden itibaren başlayan Türkiye tarihi hem Ortadoğu coğrafyası açısından hem de dünya tarihi açısından önemli olaylara şahit olmuştur.
Üç tarafı denizlerle çevrili bereketli ve verimli topraklara sahip, kendi coğrafyasında dört iklimin bir arada yaşanabildiği bir yer olan Türkiye ekonomik açısından önemli, her zaman, her türlü tarım ürünün yetiştirilebildiği ülke olarak toprakları dünyanın en zengin toprak çeşitlerini içerisinde barındırmaktadır.
Türklerin Anadolu’ya göç etmesinden önce Hristiyan egemenliği altında olan Anadolu toprakları, Türklerin gelişiyle birlikte Müslümanların hâkimiyeti altına girmiş ve günümüze kadar da böyle kalmıştır.
Aynı zaman'da, Türkiye 600 yıl 4 kıtaya hükmeden ve çeşitli kavimleri barış içerisinde birlikte yaşatmayı başarabilen Osmanlı İmparatorluğu’nun varisi olarak İslam dünyasının umudu konumunda olan bir ülkedir. Osmanlı’nın parçalanmasının ardından savaşın, kan ve gözyaşının eksik olmadığı İslam dünyası Türkiye’ye ve onun Osmanlı’dan gelen birleştirici gücüne bugün hiç olmadığı kadar ihtiyaç duymaktadır. Türkler yüzyıllardır İslam’ın bayraktarlığını yapmış bir millettir. Dolayısıyla Türkiye Müslümanlara önderlik yapabilecek tek ülke olduğu için İslam dünyası açısından çok önemli bir yerdedir ve çok önemli bir ülkedir.
Osmanlı İmparatorluğu'nun merkezi olan modern laik Cumhuriyet 1923'te milliyetçi lider Mustafa Kemal Atatürk tarafından kuruldu ve dünya devletleri sırasında kendi mevkiyi bakımından her daim ön sıralarda oldu.
Böylelikle, Türk dünyasının iki kardeş devleti kendi güçlerini bir çok ekenomik projelerde de layıkıyla tasdiglediler.

İki kardeş devlet birlikte bugün'e kadar ekonomik alanda bir çok büyük projelere imza atmış oldular. Azerbaycan-Türkiyenin enerji sektöründe bir araya geldikleri en büyük projelerden Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz hattı (BTE), Güney Kafkasya Boru Hattı (South Caucasus Pipeline) (SCP) , Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı (TANAP) (Trans Anatolia Natural Gas Pipeline), Trans Adriyatik Boru Hattı (TAP) (Trans Adriatic Pipeline) nı göstere biliriz..
Bunu hatırlatmadan geçemeğiz- Ulu Önder Atatürk’ün başlattığı İnkılâplar sonucunda, Cumhuriyetle beraber Türkiye, demokratik ve lâik yapısı, bazı kurum ve kuruluşlarıyla Avrupa’yla yakın işbirliği ve bütünleşmeye girmiştir. Sonuc olarak, Orta Doğu Ülkeleri ile de ilişkisi olan Türkiye sosyal, siyasi ve ekonomik yapısıyla Avrupa ve Orta Doğu ülkelerini birbirine yaklaştıran temel ülke görünümündedir.
Aynı zamanda, Türkiye'nin küreselleşme süreci üzerinde etkide bulunabilme kapasitesi çok daha ileri seviyededir. Çünkü Türkiye siyasi, askeri ve ekonomik açıdan büyük güce sahiptir. Nitekim bu güç sayesinde de, Türkiye, gerek bölgesel, gerekse küresel anlamda etkin politikalar yürütebilme imkanına da sahiptir. 
Bundan başka, Türkiye, askerî ve siyasî yönden dünyanın en hareketli ve sorunlu ülkelerinin yer aldığı, Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu bölgelerinin tam ortasında bulunmaktadır. Buyüzdendir ki, Türkiye devamlı karışıklıklar ve savaşlar içindeki bu bölgede temel barış ve kararlılık ülkesi olmaktadır. Aynı zamanda, bu durumTürkiye’ye uluslararası siyasette ve dünya barışının korunmasında ayrı bir önem kazandırmaktadır ve bu ülkeler arasında çıkan savaşlarda, Türkiye’nin yardımına ihtiyaç duyulmaktadır diye düşünüyorum.

Ülker Piriyeva
GAZETECİ