Ömer Yayla-Eğitimci Yazar

Ömer Yayla-Eğitimci Yazar

   Peki! Neymiş  Z kuşağı?

A+A-

Ne ikinci bir ayakkabısı, ne pantolonu olan, kreş, anaokulu, okulöncesi, dershane, özel  okul görmeyen ,tramvay, okul servisi tanımadan 3-4 km yolu tabanvayla giden, beslenme çantası olmayan, çikolata gofretle büyümeyip aileden gizli tatlı niyetine cebinde  kesme şeker taşıyan, okkalı kahvaltı yerine ekmeğe sürülen varsa ekşi salça, öğlen ayrana doğranan kuru ekmeği yiyerek bu  günleri gören bizim kuşağın bugünkü evlatları, torunları “z kuşağı” olarak isimlendiriliyor.
   Peki! Neymiş  z kuşağı?... Bugün hemen her ailede her istedikleri anında yerine getirilen prens ve prensesler var. “Yok”u bilmeden, “hayır”ı  duymadan, özgüven ile şımarıklığı ayırt edemeyen, narsist, hayatlarının odağı eğlenmek olan gençler acı gerçekleri çizgi film tadında izleyip geçmiş onları ilgilendirmiyor. Geçmişe ecdada vefasızlar. Sosyal ilişkileri zayıf, gerçek hayattan habersizler. Herkesin kendilerine hizmet etmesini  isteyecek kadar duygusuz ve benciller. Manevi değerlerin gençler nezdinde bir anlamı yok her şeyi eğlence merkezli düşünüyorlar. Açlığı, yokluğu, üşümeyi bilmedikleri gibi ekmeğin, elbisenin, barışın, huzurun, ana babanın, atalarının, vatanın, bayrağın her türlü imkanların kıymetini bilmiyorlar…
 Evet! Bunlar yanlış tespitler değil ama haksızlık da etmeyelim. Bir insanı, sadece akıl yönünden eğitiyor, ahlak yönünden eğitemiyorsanız toplumun başına bir bela yetiştiriyorsunuz demektir. Ceplerine para koyup, en pahalı telefonu, bilgisayarı almak, altlarına araba vererek haz ve hız düşkünü yapmak onları geleceğe hazırlamak değildir. Eleştirdiğimiz z kuşağı yerden bitmedi, gökten inmedi bunlar bizim çocuklarımız. Anne babalar olarak yemedik yedirdik, giymedik giydirdik. Aç susuz bırakmadık, saçlarımızı sakallarımızı onlar için süpürge yaptık ama niçin olmadı?  
   İtiraf etmeliyiz ki, biz nesillerimizin eğitim ve terbiyesine sahip çıkıp gereken önemi veremedik. Onların maddi bünyeleri olan bedensel bakım ve beslenmeleriyle ilgili her şeyi yaptık ama onların mana alemini viran eyledik. Ruhlarının iman, ahlak, fazilet ve erdemlerle beslenip doyurulmalarını sağlayamadık. Gençlikten ( KARANLIKTAN) şikayet ederken aile, okul, sosyal çevre ve yöneticiler bu anlamda birer  mum yakabildik mi?
   Eğitim Öğretim  sistemimiz, mutsuz, umutsuz ve huzursuz nesiller yetiştirirken, kısa yoldan zengin olma, köşe dönme ve lüks içinde yaşama hırsı, bütün ahlaki değerleri yok sayarak gençliği doyumsuz hale getirmektedir. Artık çocuklarımızı biz değil tv, sinema, bilgisayar oyunları, sokak, sosyal medya ve internet gibi yönetim ve kontrolünden aciz kaldığımız unsurlar mevcut hale getirmektedir. Yeteneklerini geliştirme yerine dayatma ile gençlerin beden  ve ruhları esir alındı. Z kuşağı, zamanında beden ve ruhlarıyla kendi halinde başıboş bırakılınca işlenmeyen tarla gibi yabancı otlar ve dikenlerin istilasına uğradı. Olumsuzluklar gençliğin neredeyse 7-24 heva, heves, şehvet ve bedenini beslerken, yüreğini ruhunu ve gönül dünyasını aç ve susuz bıraktı. Yabancı istihbaratların kurduğu  elektronik oyunlardan başını kaldıramayan z kuşağı dijitalizm hastalığına evrilip süreç virüsle ciğerleri esir alırken ekranlar ise zihinleri köleleştirdi.
   Doğru teşhis için önce kendimizden başlamalıyız. Ders ve tost dayatmasıyla akademik başarıyı önceledik, başardılar. Ahlak, erdem, irfan, hikmet, dava ve mücadeleyi  önemseyip önceledik te onlar sırt mı döndüler.? Hayır bizim zihni dünyamız, duruşumuz, duyarlılığımız, duamız neyse  gençlerde de o oldu.
   Kendi  doğru inanç sistemi anlatılmayan, hurafelerin din adına sunulduğu ortamlarda gençlerin sağlıklı düşünceye sahip  olması mümkün değildir. Milli değerlerimizle çelişmeyen, inancımıza musallat olmayan, aile hayatımızı Türk örf  adetlerimizi koruyacak sinema, tiyatro, yazılı ve görsel basınımızla tehlikenin önüne geçebiliriz.
   Vatan sevgisi, dürüstlük, adalet, ahlak, fazilet gibi kavramlar duygu eğitimi olarak verilirken, sınav ve diploma odaklı eğitim öğretimden üretim  odaklı sisteme geçilmeli. Selam ve Dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum