“MADDE BAĞIMLILIĞI” PANELİ

“MADDE BAĞIMLILIĞI” PANELİ

BAĞIMLILIK, MADDEYLE BEYİN ARASINDA OLUŞAN ETKİLEŞİMDEN DOĞAN BİYOLOJİK BİR OLAYDIR

A+A-

OMÜ Sürekli Eğitim Merkezi (OMÜSEM) tarafından düzenlenen “Madde Bağımlılığı” başlıklı panel, Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Mavi Salon’da yapıldı. 
Panele; Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yıldız Pekşen, Tıp Fakültesi Farmakoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yüksel Kesim, Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rifat Şahin ve 4. Sınıf Emniyet Müdürü Güven Karaman konuşmacı olarak katıldı.
Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yıldız Pekşen, “Madde bağımlılığı eskimeyen, sürekli tartışılabilir bir konu. İçişleri Bakanımız, ‘artık ülkemizin uyuşturucu adına trafik bölge olmaktan çıktığını’ söyledi. Bu beni çok sevindirdi. Ülkemiz uyuşturucu ve madde adına bütün ülkeler arasında önemli bir yere sahip yani madde trafiğinde çok önemli bir kavşak görevi görüyor. Bu da madde kullanımını etkileyen en büyük faktör oluyor. Madde bağımlılığı deyince karşımıza zehirlenme, tolerans, yoksunluk, maddenin zararlı kullanımı ve bağımlılık gibi beş ayrı kavram çıkıyor. Bağımlılık, beyinle madde arasında bir etkileşim oluşması ve bunun sonucunda bazı etkiler göstermesidir. Bu etkiyi elde etmek için istek doğuyor, madde alınamadığında da yoksunluk doğuyor. Yoksunluk, maddenin alımının azaltılması ya da alınmaması durumunda ortaya çıkıyor. Bu duruma ‘madde bağımlılığı’ diyoruz. Aynı etkiyi alabilmek için giderek dozun artırılması gerekiyor, bu duruma ise tolerans deniyor. Madde bağımlılığı sonucunda ruhsal sorunlar ortaya çıkıyor. Kişinin madde bağımlılığını maddeyi almak için gösterdiği belirtiler belirliyor. Maddenin kötüye kullanımı; kişinin maddeyi yanlış dozda veya yanlış şekilde alması durumuna denmektedir” dedi.

Tıp Fakültesi Farmakoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yüksel Kesim, “İlaçların Kötüye Kullanımı ve Madde Bağımlılığı” başlıklı sunumunda, “İlacın tıbbi endikasyon olmaksızın kullanılması bağımlılık başlığı altındadır. Yanlış kullanım, maddenin uygun olmayan dozlarla yanlış yollarla ve yanlış süreyle kullanılmasıdır. Kötüye kullanılan ilaçlar, halk arasında uyuşturucu dediğimiz narkotik ilaçlardır. Maddelerin bir kısmı uyuşturucunun yanı sıra uyarıcıdır ve yine bağımlılık yapmaktadır. Bağımlılık, maddeyle beyin arasında oluşan etkileşimden doğan biyolojik bir olaydır. Bağımlılık sınıflandırmasına baktığımızda psişik ve fiziksel bağımlılık başlıklarını görmekteyiz. Maddenin sürekli alınması arzusuna psişik bağımlılık, bedenen duyulan isteğe de fiziksel bağımlılık denir. İkisinin de bir arada olduğu durumlara tutkunluk denilmektedir. Çay, kahve veya sigara gibi hafif bağımlılıklar, psişik bağımlılıklardır. Tolerans her madde için gelişmez ama özellikle beyni etkileyen maddelerin alımında gelişiyor. İnsanlar birçok şeye bağımlı olabiliyorlar. Uzun süre madde alımında beyinde buna bağlı bir denge gelişiyor ve kişi maddesiz kalamıyor. Madde alımı kesildiği takdirde yoksunluk belirtileri ortaya çıkıyor ve denge bozuluyor” diye konuştu.

“Psikiyatrik açıdan madde bağımlılığı üzerinde konuşmak istiyorum” diyen Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rifat Şahin, “Bizim için madde bağımlılıklarının hepsi hastalık değildir. Bağımlılığın en yaygın olanlarından biri olan alkol bağımlılığından hareketle, alkol kullanımı aşırı boyutlara ulaştığında maddeyi kötüye kullanma durumu ortaya çıkıyor. Herhangi bir olay kişinin fonksiyonlarını bozuyorsa orada anormallik, tedavi edilmesi gereken bir durum var demektir. Madde bağımlılığı dediğimizde kişi o maddeyle alakalı yoksunluk yaşıyor demektir. Bağımlılık oluştuktan sonra iyileşebilen bir durum değildir. Kişiler maddeyle tanışma ve ilk kullanma dönemine giriyorlar. Çoğu zaman arkadaşını bataktan kurtarma isteğiyle o batağın içine düşüyorlar. İrade bir insanın bağımlı olmasına engel olamaz çünkü bağımlılık maddenin kimyasal özellikleriyle ilgilidir. İrade o maddeden uzak kalma kısmında gereklidir. Bağımlılığın, ‘belki kullanırım’, ‘bir kereden bir şey olmaz’, ‘bir daha asla’, ‘ben bağımlı olmam, istersem bırakırım’ gibi evreleri var. Bu her daim başa dönen bir kısırdöngü şeklindedir. Bağımlılık süreci maddenin kullanıldığı ortamlara girmekle başlıyor. Bir kez denedikten sonra bir daha kullanmayacağını düşünen kişiler, tekrar deneme isteğiyle madde alımına devam ediyor. Bırakabileceğini düşünen kişiler maddeye duyulan isteğin giderek artması ve engellenemez hale gelmesiyle maddeye bağımlı hale geliyorlar” şeklinde konuştu.

“Sunumumda farkındalık oluşturmayı amaçlıyorum” diyen Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdür Yardımcısı 4. Sınıf Emniyet Müdürü Güven Karaman ise şunları söyledi: “Türkiye’de uyuşturucu izleme merkezleri var. İçişleri Bakanlığı bünyesinde emniyet müdürlüğüne bağlı merkezler bunlar. Türkiye’nin her yerinde temas noktası görevlileri vardır. Operasyon birimleri olarak işin içindeyiz. Bizim için gençlik çok önemli. Eğitim kurumlarındaki öğrenciler bizim geleceğimiz olduğu için elimizden geldiğince bulunmak durumundayız. Bizim madde bağımlılığıyla olan mücadelemiz arz ve talep boyutuna yönelik. Bağımlılık bir süreçtir. Ağır maddeler merkezi sinir sistemine zarar verdiği kadar, dışımıza da ciddi zararlar veriyor. Gençlere en büyük tavsiyemiz maddenin bulunduğu ortama girmemeleridir. Uyarıcı ve uyuşturucu maddelerde ikinci denemeden sonra kontrol sizden çıkabilir. Ortama girdikten sonra dönüşü olmayan bir yola girmiş olursunuz. Birçok insan bağımlı olduğunun farkında değildir. Bu tanım genelde sigara kahve alkol gibi maddeler için geçerlidir. Madde bağımlılığını kontrol edebileceğinizi düşünmeyin. Sentetik haplar en tehlikeli olanlardır. Bir maddenin eksik ya da fazla katılması insan vücudunda büyük etkiler oluşturuyor. Madde bağımlılığı arkadaş kelimesiyle geliyor. Her kullanıcı potansiyel bir satıcıdır. Bağımlı kişi soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara başvurarak tedavi olmak isterse cezaya tabii olmuyor. Satış ve temin de ise ağır cezalar var.”
Panel, karşılıklı soru-cevap bölümüyle sona erdi.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.