HİKMET SAMİ TÜRK’TEN AÇIKLAMALAR

HİKMET SAMİ TÜRK’TEN AÇIKLAMALAR

Eski Devlet ve Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, “Türk milleti için anayasa yapıyorsanız, elbette bu milletin adı anayasada geçecektir” dedi.

A+A-

Kurban Bayramı nedeniyle memleketi Bafra’ya gelen eski devlet ve adalet bakanı Hikmet Sami Türk burada yaptığı açıklamada hükümetin Suriye politikalarını ve terörle mücadelesini eleştirdi. Türk, “Suriye bizin en uzun kara sınırımız olan komşumuzdur. Suriye ile ilişkilerimiz dostluk içersinde yürümesi gerekir. Bizim Suriye’deki rejimle herhangi bir müdahalemiz söz konusu olamaz. Suriye’de biz devlet başkanını tayin etme durumunda değiliz. O nedenle hükümetin Suriye’ye karşı uyguladığı politika Türkiye’nin yararlarına ters düşmektedir. Öyle anlaşılıyor ki işin temelinde bir mezhep ayrılığı da var. Çünkü Şii yönetimini ifade eden bugünkü Suriye Cumhurbaşkanı İran tarafından desteklenmektedir. Buna karşılık Suudi Arabistan ve Katar Esad’a karşıdır. Türkiye de onların safında yer almaktadır. Bizim dış politikamızda dini faktörler olmamıştır, olmaması da gerekir. Dolayısıyla işin içersinde böyle bir şüphe var. Kısacası Suriye ile ilişkilerimizi bir çatışmaya yol açmayacak şekilde yürütülmesi her iki ülkenin menfaatinedir” diye konuştu.
Hükümetin terörle mücadelesini de eleştiren Türk, “Türkiye 1983’ten bu yana yani yaklaşık 30 yıldır bölücü terör ile mücadele etmektedir. Bu mücadele sırasında 40 bine yakın insanını kaybetmiş, 5 bin şehit vermiştir. Hükümet bir taraftan Türk Silahlı Kuvvetleri eliyle terörle mücadeleye çalışmaktadır. Ama öbür taraftan bu amaçla ters düşecek uygulamalar içersindedir. Örneğin bir taraftan başbakan, BDP milletvekilleri ile teröristlerle kucaklaştılar diye ‘onlarla görüşmem’ diyor. Oysa onlar Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde grubu olan bir siyasi partiyi temsil etmektedirler. Bir taraftan da ‘ben Öcalan’la İmralı’da görüşme yaptırırım’ diyor. Bunlar ikisi çelişik olan açıklamamalardır. Böyle bir şaşkınlık içersinde hükümet daha önce Oslo’da yapılan görüşmelerin sonuçları bilinmektedir. Bölücü terörün amaçları konusunda terettüp etmemek gerekir. Çünkü bölücü terör Türkiye’den bir parça koparılmasını ve onun üzerinde ayrı bir devlet kurulmasını istemektedir. Nihai hedefleri budur. Aradaki söylemlerin hepsi taktik uygulamalardır. Bu hedefin onlar tarafından terk edilmediğini bilmek gerekir. O nedenle bölücü terör örgütüne karşı mücadeleyi kararlılıkla yürütmek gerekir. Kan dökülmesine son vermek için annelerin daha fazla göz yaşı dökmelerine neden olmamak için bir çözüm yolu elbette araştırılmalıdır ama bu çözüm yolu ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlü içersinde bir çözüm olmalıdır. Yani terör örgütü Türkiye’yi bölme düşüncesinden vazgeçmeli, onun yerine Türkiye’yi eşit yurttaşlar temeline dayalı bir kardeşler ülkesi haline getirmeye yönelmelidir” şeklinde konuştu. Anayasa değişikliği çalışmalarına değinen Türk, “Öyle anlaşılıyor ki Meclis’teki Uzlaşma Komisyonu’ndaki iktidar partisi Kürt kökenli vatandaşlarımıza daha doğrusu onlar adına ortaya çıkanlara bir ödün olmak üzere Türk sözcüğünü vatandaşlık tanımında kullanmak istememektedir. Bilindiği gibi Anayasamızın 66. Maddesi’nde, ‘Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk’tür’ ifadesi yer almaktadır. Bazı kimseler bu ifadenin etnik bir çağrışım yaptığını söylerler ve o nedenle eleştirirler aslında bu maddede şöyle bir ifadenin kullanılması daha uygun olur. ‘Türkiye devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkese hiçbir etnik ayrım gözetmeksizin Türk’ denir. Bu biraz da 1924 Anayasası’na paralel bir hükümdür. Bütün vatandaşlarımızı hiçbir etnik kimlik gözetmeksizin kucaklayacak bir formüldür. Ama Türk sözcüğünü kullanmamak için Türkiye vatandaşlığını ya da Türkiyelik gibi birtakım kavramların gündeme getirilmesi hayret verici bir durumdur. Neredeyse bu milletin adını telaffuz etmekten çekiniyoruz. Sormak gerekir bu insanlara siz hangi millet için anayasa yapıyorsunuz? Türk milleti için anayasa yapıyorsanız elbette bu milletin adı anayasada geçecektir başka türlü olamaz. Başka hiçbir ülkenin anayasasında da o ülkenin kurucusu olan milleti, o ülkenin sahibi adıyla belirtmeyen bir hükme rastlanmaz. O nedenle böyle bir tutum içersine girilmesini yadırgıyorum. Ne gariptir ki burada iktidar partisi ve BDP aynı yönde hareket etmekte, MHP daha Türk sözcüğüne yer vermekte bir ifade kullanmakta, CHP ise ortalama bir çözüme yönelmektedir ama Türkiye devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkese hiçbir ayrım gözetmeksizin Türk denir” dedi.
“19 Mayıs 1919’dan Ankara’ya çıkışından 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Ankara’da toplanmasından 30 ağustos 1922’den İstiklal Savaşı’nın büyük zaferle sonuçlanmasından, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyetin ilanına kadar giden süreç içersindeki bütün milli gurur günlerimizi unutturmaya yönelik bir tutum var” diyen Hikmet Sami Türk, şöyle devam etti: 
“İktidar partisi maalesef böyle bir tutum içersindedir bunu adeta Cumhuriyetin ret ve inkarı olarak değerlendiriyorum. Aslında burada da bugünkü hükümet hangi cumhuriyetin hükümetidir? Bugünkü cumhurbaşkanı hangi ülkenin cumhurbaşkanıdır? Biz Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkmalıyız, onu daha ileri götürmeliyiz. Yoksa cumhuriyetin kutlanmasına engel olmak son derece hayret verici bir şeydir. Bir taraftan bu milli bayramları gündemden çıkartmak için, ‘işte devlet bunları kutluyor onun yerine millet kutlasın’ diyorlardı şimdi milletin kutlamasına izin vermiyorlar. Demek ki onlar bu değerleri, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerini gurur meselesi olan olayları adeta inkar etmek yolundadırlar. Bu son derece sakıncalı, bunların vazgeçmesini bekliyorum. Cumhuriyeti en büyük bayram olarak kutlamak gerekirken milletçe kutlamaları engellemek için uygulamalar var. Ulusal günler ve tatil günleri hakkında kanuna göre Türkiye’nin tek milli bayramı Cumhuriyet Bayramı’dır. 1923 yılının 29 Ekim Cumhuriyet'in kurulduğu günüdür ve bu devlet adına kutlanması gereken bir bayramdır. Şimdi devletin buna engel olmaya kalkışması bu kanuna da aykırıdır, cumhuriyetin ruhuna da aykırıdır. Böyle bir uygulamanın yapıldığı ülkenin insanlarına sormak lazım bu hükümet hangi cumhuriyetin hükümetidir ve bu ülkenin cumhurbaşkanı şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tebrikleri kabul etmiyor, Çankaya Köşkü’nde edecek ve o da hangi cumhuriyetin cumhurbaşkanıdır bunu sormak durumundayız. Adeta bugün cumhuriyeti ret ve inkar eden bir uygulamanın içersindeyiz.”

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.