Gizem Vuraloğlu

Gizem Vuraloğlu

"ÇAY VAR İÇERSEN"

A+A-

Bir Karadeniz atasözü der ki; ‘Çay adamun mazotidur.’ hakkı var. Kışın ısınmak, yazın hararetimizi azaltmak, yemeği fazla kaçırınca bastırmak, efkarlanınca demiyle dem tutmak için içer, çoğu zaman  misafirperverliğimizin bir göstergesi olarak ikram eder, keyifli sohbetlerimize şahit ederiz…

Peki dünyada her gün ortalama 2 milyar fincan çay içiliyor desem tahmin edebilir miydiniz? Kendinizden yola çıkın, çeşitli sebeplerle sabahtan akşama kadar kaç ‘Ajda’ bardağı çay içiyorsunuz? Dolayısıyla çayın, sudan sonra en popüler içecek olması hiç şaşırtıcı değil!

Yaklaşık olarak 5000 yıl önce yaşadığı tahmin edilen, Çin tarihinde, mitolojisinde ve kültüründe önemli bir yeri olan Shen Nung, ilk şifalı bitkiler kitabı Pen T-Sao’yu (M.Ö. 2800) derlemiştir. Shen Nung’un çayı ilk defa M.Ö. 2737 yılında, kaynayan suya çay yapraklarının düşmesi sonucu, tesadüfen bulduğu ifade edilmektedir. Düşen yaprakların kaynayan suda oluşturduğu farklı renkteki karışımın aroması ve tadı beğenilmiş, önce Çin’e, oradan da tüm dünyaya yayılmıştır.

Çay; 2000 yıl öncesine kadar, sadece imparatorlar ve diğer önemli kişilere mahsus olmuştur. Yaklaşık 1500 yıl kadar önce sıradan insanlar tarafından yeşil çay içilmiş ve yerel olarak ticareti yapılan bir ürün haline gelmiştir. Yeşil çayı siyah çay yapmak için gereken oksitlenme uygulaması Ming Hanedanlığı (1368-1644) döneminde yapılmaya başlanmış. Bu işlem sayesinde uzun ticaret yolları boyunca bozulmadan taşınabilmiştir.

Latince adıyla Camellia sinensis olarak bilinen çay bitkisi, bugün Hindistan, Çin, Sri Lanka, Japonya ve Tayvan başta olmak üzere yaklaşık 30 ülkede çay üretilmektedir. Ülkemizde de çay üretimi ve tüketiminin çok yaygın olduğu bilinmektedir.

Tüm dünyada, toplumsal yaşamda oldukça önemli bir yer tutan çayı, Hintliler süt ve şekerle, Kuzey Afrikalılar ise taze nane ile lezzetlendirirler.

Fransız kültüründe çay, uzun süre demlenmeden, ince porselen bir fincanda, yanında küçük bir çikolata, krokan veya pralin ile ikram edilir.

Hindistan vasıtasıyla çay ile tanışan İngilizler ise zamanla çayı yaşamlarının ayrılmaz bir parçası haline getirmişler. İkindi vakti olan ve “beş çayı” olarak adlandırılan küçük çay davetlerinde buluşmuşlardır.

Anadolu’nun coğrafi konumu itibariyle İpekyolu güzergahının üzerinde bulunması, Avrupa’dan önce çay ile tanışmasına olanak sağlamıştır.

Türk çayının orijini, Çin çayı hibridlerinden olan Gürcistan çayıdır.

Ulaşılan belgelere göre çayın bir tarım bitkisi olarak düşünülmesi; II. Abdülhamit zamanında (1894) olmuştur. Japonya’dan tedarik edilen tohum ve fideler Bursa’ya ekilmiş ve Bursa’nın ekolojik yapısının çay üretimine uygun olmaması nedeniyle başarılı olunamamıştır.

Çayın ülkemizde yetiştirilebileceği fikri, 1917 yılında “Halkalı Ziraat Mektebi Âlisi” müdür vekili ve botanikçi olan Ali Rıza Erten tarafından ortaya konmuştur. Zirai incelemelerde bulunmak üzere Batum ve civarına giden Ali Rıza Erten, bu bölgede çay ve narenciye yetiştiğini görmüş, aynı toprak ve iklim özelliklerine sahip Rize bölgesinde de çayın yetişebileceği fikrini bir rapor halinde sunmuştur.

1917 yılındaki bu rapor, 1924 yılında bölgede görülen yoksulluk, işsizlik ve göç nedeniyle TBMM tarafından ele alınmış ve 16 Şubat 1924 tarihinde “Rize vilayeti ile Borçka kazasında Fındık, Portakal, Mandalina, Limon ve Çay yetiştirilmesi” adı ile 407 sayılı kanun kabul edilmiştir. Bu kanun ile çay tarımı yasal bir güvenceye kavuşturulmuştur ve yine aynı yıl Rize’de Çay Araştırma Enstitüsü kurulmuştur.

Batum’dan 1937-1940 yılları arasında çay tohumu ithal edilerek Rize’de çay bahçeleri tesis edilmeye başlanmış ve ilk çay fabrikası, 1947 yılında, 60 ton/gün kapasiteli, Rize Fener Mahallesinde, Merkez Çay Fabrikası adı altında işletmeye açılmıştır. Çay tarım alanlarının ve yaş çay yaprağı üretiminin artması çay işleme fabrikalarının sayısının da giderek artmasını zorunlu kılmış, 1973 yılında, kurulan yaş çay işleme fabrika sayısı 32´ye, 1985 yılında ise 45´e ulaşmıştır.

1971’de Çay Kurumu Genel Müdürlüğü (ÇAYKUR) kurulmuştur ve bu kurum çay işleme ve paketlemenin serbest bırakıldığı 1984’e kadar çay üretiminde tekel konumunu sürdürmüştür.

Ülkemizde çay sanayii, 30 bini Mayıs-Kasım ayları arasındaki üretim sezonunda geçici olmak üzere yaklaşık 35 bin işçiyi istihdam etmektedir.

Dünya çapında yılda ortalama 2 milyon ton çay üretildiği, üretilen bu çayın yaklaşık % 20’sinin yeşil çay olup daha çok Japonya, Çin ve diğer Asya ülkelerinde yaygın olarak tüketildiği; %78’lik paya sahip siyah çayın ise Avrupa, Amerika, Hindistan, Ortadoğu ve ülkemizde en çok tercih edilen çay olduğu bilinmektedir.

Son olarak; siyah çay, yeşil çay, oolong çay, beyaz çay, sarı çay, pu-erh çay ve matcha olarak bildiğimiz tüm çay çeşitlerinin tek bir bitki olan Camellia sinensis’ in yaprak ve/veya tomurcuklarından farklı üretim yöntemleri kullanılarak üretildiğini belirtip, üretim yöntemlerinin farklılıklarına ve sağlığımız açısından faydalarına bir sonraki yazımda değineceğimi duyurmak isterim.

O vakte kadar sevgiyle ve sağlıkla kalın…

Gizem Vuraloğlu

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.