Emin Günaydın

Emin Günaydın

FATİH VE FETİH

A+A-
Sizlere bahsedeceğim iki örnek bana Fatih Sultan Mehmed’in gemileri karadan yürütmesinden daha ilğinç gelir.
  Evliya Çelebi Seyahatnamesinde şöyle anlatır:İstanbul daha küffar elinde iken gizlice Müslüman olan papazlardan biri, Fatihe bir mektup yazar ve ‘İstanbul’a deniz yoluyla yiyecek ulaşması engellense ,fethin gerçekleşmesi çok daha kolay olur’der.
    Fatih av yapmak maksadıyla gizlice İstanbul’a gelerek Boğaz kenarında bu gizli Müslüman papazla görüşür. Büyük dedesi Yıldırım Bayezid’in yaptırdığı Güzelce Hisarın tam karşısına bir hisar yapılmasının uygun olacağı düşünülür.
     Fakat bu nasıl mümkün olacaktır?
Fatih kedisiyle  zaman zaman hediyeleştiği İmparator Kostantin’den, karşılıklı dostluğun bir göstergesi olarak . şimdiki Rumeli Hisarının bulunduğu yere bir av köşkü yapmak için izin ister.Kostantin bunu kabul etmeye yanaşmamakla beraber .red cevabı da vermez.Bir sığır derisi kadar çiftlik yaparsa ancak makbulümdür.Ama sığır derisinden büyük olursa iznim yoktur, yoksa dostluk bozulur’ der.
       Kralın cevabı Fatihe iletilir. Fatih ne kadar ırgat ve mimar varsa hepsini buraya toplar ve Rumeli Hisar’ının inşasına başlar. Bu noktada tarihçilerin rivayeti ikiye ayrılır. Fatih sığır derinsi öyle gerdirir ki ,kapsadığı alan Rumeli Hisarının oturduğu alanı denk gelir.Diğer bir rivayette de, deriyi ince dilimler halinde kıydırarak uç uca ekletir ve Rumeli Hisarının oturduğu alanı bu ince sicimle çerçeveler.Fatih krala verdiği sözü bozmamıştır.İnşaat için sadece bir sığır derisi kadar alan kullanılmıştır.
       Kral Kostantin ,o noktaya büyük bir hisar yapıldığını haber alınca ,Fatih Sultan Mehmet ,barışa aykırı bir hareket yok.Bir sığır derisinin yetişebildiği yer kadar bina yaptık’ cevabını verir.
       1463 yılında, önce Balkan, ardından Eflak ve Boğdan Seferine çıkan Fatih,İstanbul’un fethi sırasında  da  kullandığı büyük topları yol güzergâhındaki dağlardan geçirme işlemleri sırasında hem zaman kaybına uğradığını,hem de bu işte kullanılan hayvanların yükün ağırlığından zorlandığını görünce, kimi dağları aşmadan önce büyük topları tekrar eritmiş,dağın karşı eteğine geçtikten sonra yeniden döktürmüştür.Bu durum,dünya savaş tarihi açısından o güne kadar benzeri görülmemiş bir uygulamadır.
       Bizans tarihi yazarı Dukas, İstanbul’un fethinin yaklaştığını ve şehrin düşeceğini anlayan rahip ve rahibeler başta olmak üzere tüm devlet erkanı ve halkın Ayasofya’ya sığındığını ve kurtuluşu mabedin kerametinden beklediklerini anlatır.Dukas ayrıca,halkın Türklerin Bizans üzerine büyük yürüyüşünün Kostantin sütununa kadar varacağını,ondan sonra gökten bir meleğin elinde kılıçla inerek kendilerini kurtaracağına inandıklarını söyler.
      İstanbul’un fethinden bir gün önce Ayasofyada  imparatorun,bütün devlet ve saray erkanının göz yaşlarıyla katıldığı büyük bir ayin yapılır.Bu Ayasofyada yapılan son ayindir
 
     Bu örneklerden yola çıkarak anlatmak istediğim şu: Sadece dua etmek yetmiyor. Çabalamak, yapılması gerekeni yapmak, rakipten her açıdan üstün olmak gerekiyor.
     Fatih sultan Mehmed’in o gün kullandığın teknoloji ordunun donanımı askerin moral değerleri ve ekonomik güç olarak Bizans’tan çok ileriydi. Arkanızda böyle bir lojistik olmadan sadece söylemde bir adım önde olmak yetmiyor. Hemen her alanda güçlü olması gerekiyor
     Yavuz sultan Selim Mısırı fethettiğinde cesaretini çok beğendiği Mısır ordusu başkomutanı Kurtbay’ı huzuruna çağırtır. Mısırlı Komutan Yavuza, ‘Hünkârım bizi yenen sırf sizin yüreğiniz değil, ölüm saçan o dehşetli toplarınız olmuştur. Memleketimizin elimizden çıkmasına toplarınız sebeb oldu’’ der.Kurtbay’ın bu sözleri üzerine Yavuz,’’Hz. Peygamberin silaha, aynı silahla mukabele edin mealindeki emrine neden riayet etmediniz? Hz. Peygamberden bu yana 900 sene geçti. O zaman kılıç ve ok devriydi, şimdi top devri ‘’der.
     Tarihi biraz da bu açıdan okumak gerekiyor. Güç parametreleri açısından bakıldığında, topraklarımızda bugün gözü olanlarla aramızdaki fark ne? Sadece kuru övünme yetmiyor.                                                                                                                                                   
 
 
                                                                              EMİN GÜNAYDIN
                                                                              TARİHÇİ -SOSYOLOG                          
     .      
 
                                       
Bu yazı toplam 493 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.