Ergenler Neden Okuldan Soğuyor? Uzmanından Ailelere Kritik Uyarı

Aile Danışmanı Dilek Göbeloğlu Arslan, ergenlik döneminde gençlerin okuldan uzaklaşma isteğinin altında kimlik arayışı, akran ilişkileri, akademik kaygı ve aile içi iletişim sorunlarının yer aldığını söyledi.

A+A-

Ergenlik döneminde gençlerin okula karşı geliştirdiği tepki, yalnızca derslerden ya da sabah erken kalkmaktan kaynaklanmıyor. Aile Danışmanı Dilek Göbeloğlu Arslan, ergenlik çağındaki gençlerin kendini kanıtlama, kimlik arayışı, bağımsızlık isteği ve sosyal çevrede yer bulma çabası içinde olduğunu belirterek, bu dönemde okulun bazı gençler için baskıcı bir alan gibi algılanabildiğini ifade etti.

Arslan, ergenlik döneminin gençlerin “Ben kimim, nerede var olabilirim, kendimi nasıl gösterebilirim?” sorularıyla yoğun şekilde mücadele ettiği bir süreç olduğunu söyledi. Bu dönemde sabah erken kalkmak, okula gitmek, sevmediği kişilerle aynı ortamda bulunmak, derslerin zorluğu ve akademik beklentiler gençlerin okulu karmaşık ve yorucu bir alan olarak görmesine neden olabiliyor.

Gençlerin okuldan uzaklaşma isteğinin genellikle üç temel başlıkta ortaya çıktığını belirten Arslan, bunlardan ilkinin var olma ve bağımsızlık çabası olduğunu dile getirdi. Ergenlerin bu süreçte kendini kanıtlama isteğiyle aileyi zorlayabildiğini belirten Arslan, ikinci önemli nedenin akademik başarı baskısı ve gelecek kaygısı olduğunu söyledi.

Akran zorbalığının da bu dönemde en sık karşılaşılan sorunlardan biri olduğuna dikkat çeken Arslan, gençlerin özellikle fiziksel görüntü, beden algısı, beğenilme ve tercih edilme isteği konusunda hassas olduklarını ifade etti. Okulların gençler için sadece eğitim alınan yerler olmadığını vurgulayan Arslan, okulun aileden sonra ilk büyük sosyal çevre olduğunu belirtti.

Arslan, okul ortamında gruplaşmaların gençler üzerinde ciddi etki oluşturduğunu belirterek, hiçbir gruba dahil olamayan bir öğrencinin doğrudan zorbalığa uğramasa bile bu durumu dışlanma ve zorbalık olarak algılayabileceğini söyledi. Bu nedenle okulun bazı gençler için artık bir eğitim alanı değil, adeta bir savaş alanı haline gelebildiğini kaydetti.

Ailelerin bu noktada ani değişimlere dikkat etmesi gerektiğini belirten Arslan, çocuğun okulu bırakmak ya da açık liseye geçmek istemesinin arkasındaki asıl sebebin mutlaka araştırılması gerektiğini söyledi. Arslan, “Çocuğa baskı ve yargı ile yaklaşıldığında çocuk zaten yaşadığı sorunları anlatmaktan kaçınır” diyerek ailelere uyarıda bulundu.

Ailelerin hem şefkatli hem de net sınırları olan bir tutum sergilemesi gerektiğini ifade eden Arslan, okulun çocuğun sorumluluğu olduğunu ancak bunun bağırarak, kızarak ya da baskı kurarak anlatılamayacağını söyledi. Arslan, sınır belirlemenin sertlik anlamına gelmediğini belirterek, ailelerin çocuklarını karşılarına alıp yargılamadan, kızmadan ve bağırmadan dinlemesi gerektiğini dile getirdi.

Ergenlerin tepkilerinin zaman zaman çok sert olabileceğini belirten Arslan, bir gencin anne babasına “Senden nefret ediyorum” demesinin çoğu zaman gerçekten nefret ettiği anlamına gelmediğini söyledi. Arslan’a göre bu sözler, gencin kendi içinde yaşadığı çatışmayı nasıl ifade edeceğini bilememesinden kaynaklanıyor.

Günümüzde gençlerde kısa yoldan para kazanma, hemen meslek sahibi olma ve hızlı sonuç alma isteğinin arttığını belirten Arslan, ergenlik döneminde haz duygusunun ön planda olduğunu söyledi. Uzun vadeli hedeflerin gençler için soyut kalabildiğini ifade eden Arslan, bu nedenle gençlerin anlık mutluluk sağlayan alanlara daha fazla yönelebildiğini kaydetti.

Bu noktada çocukların güçlü yönlerinin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Arslan, her çocuğun aynı akademik yolda ilerlemek zorunda olmadığını belirtti. Bilgisayar, teknik beceri, sanat, spor ya da farklı mesleki alanlarda güçlü yönleri olan çocukların doğru şekilde yönlendirilmesinin önemine dikkat çeken Arslan, meslek liselerinin bu anlamda önemli bir seçenek olduğunu söyledi.

Ailelerin çocuklarının ne yaptığından haberdar olması gerektiğini belirten Arslan, özellikle günümüz şartlarında çocuğun odasına kapanmasının, dijital dünyada neyle meşgul olduğunun ve hangi sosyal çevrelerle iletişim kurduğunun takip edilmesinin önemli olduğunu ifade etti.

Aile Danışmanı Dilek Göbeloğlu Arslan, ailelere en önemli tavsiyesinin dinlemek olduğunu belirterek, “Her şeyi bir kenara bırakıp çocuğu dinlemek gerekiyor. Her söylediğini kabul etmek zorunda değilsiniz ama önce dinleyin. Baskıcı olmak hiçbir konuda işe yaramaz. Önemli olan altta yatan sebebi bulmaktır” dedi.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.