Bel Ağrısı Var Diye Ameliyat Olunur mu? Uzmanından Net Yanıt

“Her bel ağrısı fıtık değildir” diyen Operatör Dr. Yakup Sezer, hastalarda ameliyatsız tedavinin mümkün olduğunu anlattı.

A+A-

Beyin ve sinir cerrahisi uzmanı Operatör Dr. Yakup Sezer ile Atakum Deniz Evleri’nde hizmete açtığı yeni kliniğinde röportaj gerçekleştirildi. Dr. Sezer, bel ve boyun ağrılarının toplumda sık görülmesine rağmen her vakanın bel fıtığı anlamına gelmediğine dikkat çekti. Tedavi sürecinde platinli ameliyatlara temkinli yaklaştıklarını dile getiren Sezer, önceliğin ameliyatsız yöntemler olduğunu söyledi. Amaçlarının ağrıyı kontrol altına almak ve hastayı en kısa sürede günlük yaşamına döndürmek olduğunu ifade etti.

Yeni ve daha geniş bir klinikte hizmet vermeye başladıklarını belirten Dr. Sezer, kliniğe başvuran hastaların büyük bölümünün bel fıtığı, boyun fıtığı ve omurga kaynaklı ağrı şikâyetleriyle geldiğini aktardı. Muayene ve tedavi planlarının hastaların şikâyetleri doğrultusunda şekillendirildiğini söyleyen Sezer, cerrahinin gerekli olduğu durumlarda kapalı mikrocerrahi yöntemlerin tercih edildiğini dile getirdi. Özellikle dar kanal hastalarında bel bölgesinde çoğunlukla platinsiz kanal açma ameliyatlarının mikrocerrahi tekniklerle uygulandığını belirtti.

Minimal invaziv yöntemlerin hastaların kısa sürede ayağa kalkmasına ve iş hayatına dönmesine imkân sağladığını ifade eden Sezer, küçük fıtıklarda ise cerrahiye başvurmadan tedavi yoluna gittiklerini söyledi. Hastaların genellikle bel ve bacak ağrıları, boyun ve kol ağrıları, elde uyuşma ve sinir sıkışması şikâyetleriyle kliniğe başvurduğunu aktaran Dr. Sezer, ayrıntılı muayenenin ardından MR, sinir ölçümü ve EMG tetkikleriyle değerlendirme yapıldığını anlattı.

Acil ameliyat gerektiren durumların sınırlı olduğuna dikkat çeken Sezer, kuvvet kaybı gelişmesi ya da dört ila altı haftalık tedaviye rağmen şikâyetlerin gerilememesi halinde cerrahiye başvurduklarını söyledi. Kuvvet kaybı olmayan ve fıtığı küçük olan hastalarda ise tedavi yöntemleriyle ilerlediklerini, bu süreçte hastaların önemli bir bölümünde olumlu sonuç alındığını ifade etti.

Tedavi sürecinde proloterapi, mezoterapi, hacamat, sülük tedavisi, akupunktur, ozon tedavisi, epidural ve nokta atışı enjeksiyonlar ile nöral terapiden yararlandıklarını dile getiren Dr. Sezer, bu uygulamalarla sinir üzerindeki ödemin azaltıldığını ve vücudun kendi iyileşme mekanizmasının desteklendiğini söyledi. Hastaların yakından takip edildiğini, kuvvet kaybı gelişmesi durumunda ise gecikmeden cerrahiye geçildiğini ifade etti.

Fazla kilonun bel ağrıları üzerindeki etkisine de değinen Sezer, ideal kilosunun üzerinde olan hastalarda bel bölgesine binen yük nedeniyle ağrıların ortaya çıkabildiğini söyledi. Beslenme düzenlemesi ve kas spazmlarını azaltmaya yönelik tedavilerle birlikte kilo kaybı sağlandığını, dolaşımın düzelmesiyle ağrıların azaldığını aktardı.

Beyin ve omurilik cerrahisi branşı kapsamında baş ağrıları, damar tıkanıklıkları, serebrovasküler hastalıklar ve sinir sıkışmalarıyla da ilgilendiklerini belirten Dr. Sezer, hastaları bütüncül bir yaklaşımla değerlendirdiklerini ifade etti. Kliniğin Sağlık Bakanlığı’na bağlı muayene bilgi sistemi kapsamında hizmet verdiğini söyleyen Sezer, düzenli denetimlerin yapıldığını ve gerekli tüm acil müdahale ekipmanlarının eksiksiz şekilde bulunduğunu dile getirdi.

34-164.jpg

35-159.jpg

36-143.jpg

37-125.jpg

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.