Ayhan Piryol

Ayhan Piryol

BAFRA'DA KAYBOLAN  GELENEK

A+A-

Gençliğimizin buluğ çağına varmıştık.
Henüz yeni yetme çocuklar olarak büyüdük Bafra'da.
Ramazan ayının Coşkunu, ve iftarı o zamanlara has bir şekilde herkes gibi bende, iftar topunu heyecanla bekler evimizde ailecek iftar sofrasına otururduk.
Aile için yakınlıklar haricinde dikkat çekici davetler olmazdı.
İftarlar hep evde yapılırdı, iftara gitmekten çok iftara çağırmak akılda kalırdı.

BAFRA'da eskiden aileler arasında protokol yoktu, sadece özel misafirlere açılan göstermelik havalı yemek masalarında, porselen takımlarının evlerde bir yerlerden çıkarılıp yemek verilmesi olurdu.
Genellikle yer sofralarında olurduk, iftarda kapıyı çalan lafı uzatmaz gelir sofraya otururdu.

Eskiden Bafra'da ramazan da Tanrı misafiri diye bir şey vardı ve iftar yemeğinin varsa bir lezzeti, biraz da o, gelenin dualarıyla teşrif ederdi.
On bir ayın sultanı Ramazan 7'den 70'e Bafra da herkesi heyecanlandıran ay.
Bu ayda Bafra da, çocukların heyecanı ise bambaşka olurdu.

Çocukların gözünde oruç, iftar, sahur, teravih namazı, sadaka, Ramazan davulcusu, sele sepet şenlikleri, Kadir gecesi, Ramazan pidesi, Ramazan Bayramı, bayram harçlığı ve ramazanla ilgili aklımıza gelebilecek bütün heyecanları kalplerinde yaşardı çocuklar.

Ramazan boyunca Bafralılar dini görevlerini yerine getirmekten büyük keyif alıyorlardı.
Hemen hemen her evde mukabeleler sürülürdü.
Bafranın en iyi hocalarınla mukabele sürme yarışı başlardı o zamanlar.
Camiler teravih saatinde dolar taşardı.
Ramazan da yardımlaşma duyguları Bafrada daha çok yoğunlaştığı , iftar sofralarında oluşan manevi havayı yaşayan her Bafralı bilir.

Teravih Namazlarında her dört rekat'tan sonra kasideler okunur ilahilerle birlikte, güzel sesli müezzinlerimiz tarafından.
Benim çocukluğum yıllarında yaz aylarında teravih namazlarında o zamanlar soğutucuların bulunmadığı bir mevsimde teravih kılınır, Ramazan orucu tutulurdu.
Bafra da evlerde iftar saatine kadar bir telaş, bir koşuşturma olurdu ki sormayın.
İftar sofrasının lezzetli yemekleri hazırlama telaşıydı bu.

İftar saatine kadar en az üç çeşit yemeğin yanı sıra börekler ve hele hele Bafranın ramazana has yufka tatlısı hazırlanır.
Konu komşu da unutulmazdı, evde yapılan yemeklerden birer Tabak içinde üstü kapalı biçimde mutlaka ikram edilirdi.
Fakir fukara gözetilir, bu fakir, bu zengin ayırımı olmazdı.
Çünkü Bafra'da o zamanlar kimse kimseyi hakir görmez, küçümsemez tepeden bakmazdı.

Bafra da eskiden ramazan davulcuları şair ruhlu kişilerdi.
Uğradıkları her hane önünde, hane reisinin kişiliğine yaraşır maniler söyler ve bahşisi gönül huzuru içinde hak ederdi. Çaldığı davulunu da ritimli çalardı.
Kulağa hoş gelirdi. Şimdikilerin çaldığı gibi beyinlerimizi tırmalamazdı. Gürültü kirliliği yapmazlardı.

Eskiden Bafra da gece devriye gezen mahalle bekçileri miz vardı. Sahur zamanı bekçinin düdüğü duyulunca o da unutulmaz, hazırlanan sahur yemeği, nasıl davulculara ikram olursa, mahallenin bekçisi nede ikram edilir orucuna niyet etmesi sağlanırdı.

Ramazan davulcuları eskiden Bafra da söyledikleri manileri önceden ezberlemez, o an ortaya uygun bir dörtlüğü dudakları arasından döküverirdi.
Hiç bir zaman, kış dahi olsa ramazan davulcuları yaptıkları bu işten vazgeçmezdi.
HAMUR YEDİN Mİ?
HOŞAF İÇTİN KANMADIN MI?
YUFKA TATLISI TATMADIN MI? diye başlarlardı manilerine.

Çocuklar ramazanın. 15'ni dört gözle beklerler di.
Bafra da kutlanan sele sepet top kandil şenliği her yıl ramazanın ayının on dördünü on beşine bağlayan akşam ezanı ile başlar ve sabahın ilk ışıklarına kadar devam ederdi.
Bu geleneğe sele sepet ismini veren ise çocukların bütün gece boyunca ellerinde taşıdıkları ve ev ev dolaştıkları rengarenk kat kat görünümlü kağıttan fenerlerdendir.
Ellerinde ki sele sepet adındaki fenerin içiresinde mum yanan bu fenerleri ile Bafra'nın çocukları akşam ezanından sonra iftar yemeklerini yedikleri gibi, kimi gruplar oluşturarak kimi ise tek başlarına evleri tek tek  dolaşırlardı.
Çocukların ellerinde ki  fenerlerin ışıkları Bafranın karanlık sokaklarında rengarenk yıldız kümesi ışıkları gibiydi.

Evlerinden çıkan çocuklar, henüz onlara katılmayan ve evlerinden çıkamayan arkadaşları için,
MAHALLEDE ŞENLİK VAR,
BİZE GELDİ ETRAF DAR,
SELE SEPETLERİ ALIN,
ÇIKIN YOLA EY Çocuklar ve devamında "HAYDİ, HEP GEZELİM, ŞEKERLERİ SÜZELİM, BU GECE SELE SEPET, EĞLENELİM, GÜLELİM" maniler ile gruplarına katılmaya davet ederlerdi, akibinde hep birlik olup,
" SELE SEPET TOP KANDİL AÇ KAPIYI BEN GELDİM, manisi ile kapı kapı dolaşırlar.
Topladıkları şekerleri yanlarında taşıdıkları küçük selelere veya torbalar koyarlardı.
Bazı yaramaz çocuklar da, sele sepet top kandillerle gezen çocukların kandiller ine uzaktan kuş lastiğiyle vurup patlatırlardı. Çocuğun ağlaması babasının yeni bir fener almasıyla dururdu.

Bazı şakacı gençler ise evin yetişkin genç kızı varsa "eğer şeker vermezsen kızını almaya geldik" diyerek bu maniyi uzatırlardı. Ya sevdiği bir kız varsa özellikle evlerine gider, sırf sevdiği kızı görebilmek için maniler söyler, açılan kapıdan bahşisini alır, ama sevdiğini göremezse üzülürdü.

Sele sepet şenlikleri için, şeker almayı unutan Bafralı olursa, çocuklara harçlık vererek gönüllerini alırlardı.
EY! EV SAKİNLERİ,
VERİN BİZE TELKİNLERİ
SELE SEPET GEÇİYOR
İKRAM EDİN ŞEKERLERİ
manisi ile evleri ziyaretler devam ederdi.
Kapıyı açmayanlar için ise çocuklar,
"AÇIN KAPINIZI BİZE,
UĞUR GELİR EVİNİZE,
EĞER BAHŞİŞ VERİRSENİZ
BOLLUK GETİRİRİZ SİZE"
şeklinde maniler söylerlerdi.

Bunların yanı sıra Bafra da sele sepet top kandil gecesi belediye  tarafından Askeriye tarafından da fener alayları geçidi yapılırdı.
Kandili olmayan çocuklara kandil feneri dağıtılırdı.
Pamuk helvaları, horoz şekerleri satanlara ve yanık sesli naneci Nacinin manileri sokakları çınlatırdı.
Belediye Bandosu nun geçit töreni ve askeriyenin fener alayı muhteşem olurdu.

Gündüz şekerci Faris Yüksel, şekerci Cılboğlar, ve Lalıncı Hamit dayının dükkanları önünde sele sepet top kandiller çocuklar için hazırlanıp satışı yapılırdı.
(Bu arada bu sele sepet fenerleri in mucidide şekerci Faris Yüksel 'dir. Bu fenerleri ilk defa Bafralı çocuklar için yapmıştır, yani onun buluşudur)

Bafra' nın 450 yıllık bu geleneği ramazan ayında bir başka olurdu eskiden.
Gençler ellerinde defler, veya darbukalarla tanıdıklarının kapılarına gider çeşitli müzip manilerle bahşişlerini alırlardı.
Lise ve ortaokul da okuyanlar, özellikle öğretmenlerinin evlerine giderler müziplik içinde maniler, şarkılar eşliğinde bahşişlerini alırlardı.
Kimse kimseyi rahatsız etmez, kimse kimseye hakarette bulunmazdı.

Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar Müslüman ve yerli nüfus azınlık durumuna düşsede Bafra'da bir başka ihtimamla sahiplenmiş kandile ve Bafra halkı tarafından yüzyıllardan bu güne devam ettirmeyi başarmıştır kandil kutlamalarını.
Ama şimdilerde ki sele sepet top kandil kutlamaları Bafra'nın eski geleneklerine göre değil de, siyasi şov geleneğine dönüşmüş durumda.
Çocuklar, bizlerin eskiden yaşadığı o güzelim sele sepet top kandil geleneğini şimdilerde yaşayamıyorlar.

Rengarenk akerdeon şeklindeki fenerleri süs eşyaları olmaya yüz tutmuş, günümüz çocuklarında bu güzel geleneği yavaş yavaş terk etmeye başlamışlardır.
Bu sele sepet top kandil geleneği gecesini, Belediye konserler düzenliyerek ünlü sanatçılara bi ton para vererek Bafralılarla buluşturuyor.
Ramazan sokağı etkinlikleri ile de şenliklerine devamını sağlamaya çalışıyor.
Ama bu çocukların sele sepet top kandil geleneği olmuyor, bu büyüklerin ve siyasilerin şov geleneği oluyor maalesef.
Bafra halkının ve eskilerin başlattığı bu geleneğin ve kapı kapı dolaşan çocukların,
SELE SEPET TOP KANDİL
AÇ KAPIYI BİZ GELDİK
çığlıkları kaldı artık anılarımız da.
Ne denir ki...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.