Ayhan Piryol

Ayhan Piryol

Bafra'da Anılara Yolculuk

A+A-

 BAFRA'yı  yazarken bambaşka bir dünyada buluyorum kendimi.

Her satırım da  geçmiş günleri anlatırken heyacanlanıyor, içimde ki anıların tazelenmesine de seviniyorum.

Bir türlü BAFRA'nın geçmişine elveda diyemiyorum. İçime işleyen anıları ve geçmişi iki cümleyle veya iki satırla anlatamıyorum, anlatmak da istemiyorum zaten.

BAFRA'da gençlik yıllarım da en güzel günlerim eski BAFRA'nın içinde geçti.

BAFRA'nın sokakların da adım adım dolaştım, her karışını bilirim, kimin ne iş yaptığını, kimin ne olduğunu çok iyi bilirim.

Bu şehrin nimetlerinden faydalandım, bu şehrin ekmeğini yedim, anılarımı , hatıralarımı yine bu şehrin sokak aralarına bıraktım gizlice.

Ana mı Baba mı, eşimi, acılarımı BAFRA'nın kara toprağına emanet ettim.

Gün gün yazsam anlatsam o güzel ve acı dolu yılları, anlatmaya veya yazmaya gücüm yetmez.

Kendimi hep BAFRA'nın AŞKI içinde buldum.

BAFRA'nın yeşilini seversiniz. Eski arnavut taşlı yollarını özlersiniz. Tarihi eski evlerini, çeşmelerini, ararsınız.

Bazen düşünüyorum da BAFRA'nın  bugün kü halini, eski günleriyle kıyasladığım da, acaba bu kıyaslama bana ders verir gibimiydi. Acaba diyorum yine bu değişim ileride benim fikirlerimi de değiştirebilirmiydi ?

BAFRA'nın  bu değişimi bir kader değil. Eskiyi yenisiyle değiştirme hikayesiydi.

Ama değiştirdikleri  eskinin değerini ve kıymetini anca anca anlıyorlar.

BAFRA'da  eski Tarihin izleriyle göz göze gelmek  kalp acıması gibidir.

Kalbinizin hiç tanımadığı duyguları hissedersiniz, eski günlerin izlerini gördükçe veya andıkça.

Çevrenize  şöyle bir baktıkça bir gariplik hissedersiniz. İçinizdeki gariplik gözyaşı olur.

Çok derinlerden gelen bir sese kulak kabartırsınız ama içinizdeki gariplik yüzünden , gelen sesin anlamını kavrayamazsınız.

Bir zamanlar BAFRA'nın üzerine  mutlu doğan güneşte bile  artık  hüzün var. Bu hüzünlü güneş yüzünden ne çiçeklerin kokusunu, nede kuşların AŞK şarkılarının farkında değiliz.

Bizler birbirimizden kaybolduk. Hangi kalp BAFRA'nın eski günlerine üzülmez ki.

Şimdiki haline bakıp da TÜH ya yazık oldu eski günlerimize demez ki.

Mahalle aralarında  kağıttan bir topun peşinde koşuşturduğumuz günleri kim unutur ki ?

Bir zamanlar BAFRA'nın girişinin mezarlık, çıkışının hapishane olduğunu nasıl unuturuz ?

Eski dostlarınızı, komşularınızı, anamızı babamızı, kardeşlerimizi, hele hele asri mezarlıkta yatan ölmüşlerimizi nasıl unuturuz ?

Bir masal evleri gibi olan şube caddesini, pazar günleri ailecek o cadde de gezmelere çıktığımızı unuturmuyuz hiç 

Şifa hamamını, uzun hamamı, paşa hamamını, bu hamamlarda göbek taşında turşu ekmek yiyip, çalgı çengili yıkandığımız günlerimizi nasıl unutalım ?

Kadı çeşmesinden , su içenin BAFRA'dan ayrılamayacağını, ayrılsada , birgün tekrar geri döneceği söylemini kim unutur ki ?

Gazi ilkokluyla, Merkez ilkokulunun arasındaki kar topu savaşlarını, yine Merkez ilkokulunun arasında bisikletçi Hüseyin Akçayı ve üç tekerlekli bisikletlerle iki direk arasında tur attığımız o güzelim anılarımızı nasıl unutsun ki insan ?

Eski Tarihi hükümet konağımızı, hükümet konağına bitişik hapishaneyi, ona  bitişik Merkez ilkokulunu nasıl unutalım.

Kiristal, İmren, Fevzinin yerini, Yeşilyurt'u, Hacıbaba yı, Yeşilyurt lokantasını çalıştıran Rizeli Mehmet'i, Kiristalin ustası Mithat ustayı, şen kahkahalarını, Azmi Genç'i, Taş petek kahvesini, Yıldız kahvesini, Millet Kahvesini, Güneş Mağzasının üstündeki Yüksek kahveyi,  bu kahvelerde sıfır, bakara oynadığımız günleri mi unutalım ?

Her hıdırellezde sabah ezanın da kızılırmağın kenarına gidilip cilimin üstüne dileklerimiz gerçekleşsin diye ev resimleri çizip veya yazılı pusulaları bir şişeye koyup kızılırmağın akarına bıraktığımız o günleri kim hatırından çıkarır ki ?

Hıdırellez günü her evde , mis gibi yağlı yanıçların etrafa yayılan kokusunu kim unutur ?

Suyun içine soğan kabuğu koyup renkli renkli yumurtalar pişirip, yağlı yanıçları da alıp , şube caddesinin yukarısında ki mesire yerine konu komşu gidilip neşe içinde bunları yerken , türkülü şarkılı eylencelerimizi, yumurta tokuşturmamızı unuturmusunuz ?

Ramazan ayının on beş gecesinde ki , sele sepet top kandili, top kandil gecesi kapınıza gelen  çocukların SELE SEPET TOP KANDİL AÇ KAPIYI BEN GELDİM  seslerini unuturmuyuz hiç ?

O çocuklara şeker Meyve ve para vermek için gündüzden hazırlık yaptığınızı, Faris Yükselden çocuklarınıza Top kandil feneri aldığınızı nasıl unutursunuz ki ?

İftar saatine yakın her fırının önünde sıra olup mis gibi susamlı yumurtalı ramazan pidesini alıp sıcak sıcak evinize götürüp iftarınızı yaptığınızı gelin unutun bakayım ?

Cumhuriyet meydanında motorsikletle şehir içi dolmuşçuluk yapanları, eski şavrole taxsileri, eski cipçilerimizi, bu ciplerle köylere yolcu taşıyan şoförlerimizi, Cumhuriyet meydanında ki çınar ağaçlarını, Samsun   Samsun , bir kişi geç hanım kızım diyen Simsar Hasan Şahin'i nasıl unutalım ?

Kitapçı Duran Kalender'i, Üstün Çuhacı'yı, Hikmet Amca'yı, Kitapçı Yasin'i, köfteci Kral dayıyı, hele hele Meşhur Topçunun Gazozunu gelin unutun bakayım ?

Yaz akşamları kapınızın önüne bir kilim  atıp komşularınızla çay içerek sohbet ettiğiniz akşamları düşünün.

Bahçeleri düşünün, mis gibi içinde ki meyvelerin bolluğunu düşünün.

Her mahalle aralarında kızlı erkekli oynadığınız oyunlarınızı düşünün.

Hani büyük bir rekabet içinde yapılan mahalle maçlarını düşünün, düşünün ki unutulurmu görün ?

Kibaroğlu sinemasını, Yıldız'ı, Yeni sinemayı, Zafer sinemasını, Yazlık bahçe sinemalarını, kibaroğlu sinemasının 5,30 matinelerini unutun bakayım ?

Amigo Aslanı, Yanık sesli Naneci Naciyi, Deli Fatoyu, Ediyi, Kız Metin'i, Saadet'i, Cacıkı Naneyi, Yedi delileri, Veç Enver'i, Unutalım mı şimdi ?

Her sabah akşam kereste fabrikasının , işbaşı ve paydos siren sesini, kereste fabrikasından yakacak çıta taşıyan at arabalarını, ya faytonlarımızı, faytonların arkasına asılıp da yediğiniz kamcının acısını mı unutalım ?

Tekele her mubaya döneminde konvoy halinde köylerden gelen tütün tongalarını,  bu kuruluşta çalışan anamızı babamızı kardeşlerimizi unutalım mı ?

Kolbaşıların hükümet caddesindeki leblebici dükkanlarını, yine Singer dikiş makineleri bayilerini, Vanlılar'ın şarküterini, Hazettim pide salonunu, Babakent'in meşhur dönerini, Küçük Gaziye bitişik karakolu, karakolun cipini unutalım mı?

Şimdiki belediyenin yerinin bir zamanlar BAFRA'nın garajı olduğunu, otobüs firmalarının da yazıhanelerinin burada olduğunu, Süzer Turizm'i, Bafra Exsperes'i, Bafra Seyyahat'ı, Önder'i, Uzay Turizmi, Nasıl Unutalım ?

Dr. Fevzi Birer'i, Dr. Mehmet Çoban'ı, Dr. Muhittin Güngör'ü, Dr. Fevzi Ceylan'ı, Dr. Muammer Atasagun'u, Dr. Reşat Zaloğlunu, Dr. Dişçi Cemalettin Çakır'ı, Dr. Sedat Aytoz'u, Dr. Şerafettin Avcıkurt'u, unutalım gitsin mi ?

Eski Uncular arastasını unutalım mı ?

Tütün tüccarlarımız Himmet Karaçocuğu, Enver Tokalağı, Nuri Esmer'i, Mehmet Uncuyu, Mehmet Cılız'ı,  eski tütün mağzalarını ve burada çalışan işçileri unutalım mı?

1945 yılında BAFRA kızılay'ın kibaroğlu sineması bahçesindeki yaptığı muhteşem sünnet düğününü, bu düğünü gerçekleştiren Aziz Akekmeciyi,  ve sünnetçi  İhsan'ı, yine Nevzat Tokgöz'ü, Mehmet Kefeli'yi, Dr. Ali Kadayıfçıyı, Dr. Sezai'yi, Hüseyin Keçeliyi, Başkan Ahmet Çizmeliyi, Gazi Gürses'i, unutup gitsin mi ?

1943 yılı BAFRA güzelleştirme cemiyetinin  kuruluşunu, yönetim kurulunun da, Süleyman Türk Başkan,  Dr. Ali Kadayıfçı, İbrahim Uyanık, İsmail İşman, Hafız Recep Kıymaz olduğunu hatırlamayalım mı ?

1946 yılının BAFRA gençliği, kara Ahmet Kublay, Kebapçı Selahattin Ay, Sebahattin Çağşur, Gömlekçi Dursun Erdoğan,  Bici Ekrem Teber, Terzi Hüseyin, Alaittin Kesici, Kamil Zincir,  Getirin bakalım şimdi bunları bir daha bir araya. Nasıl unutulur ki bunlar. ?

1949 yılında Biçki Dikiş kursuna katılan Cordanların kızı Ayşe,  Nimet Taşçı, Mediha Atasagun, Servet Alaçamlı, Melahat Poyraz, Şehzat Ayşe, Zühal Hışırcı, Perihan Kale, Feriha Açıkgöz, Nedime Tütüncü, Sevin Erken, Bekçibaşıların Kızı Sebahat. Unutulurmu bunlar ?

1950 yılı Ortaokul öğretmenleri, Şerafettin Acurel, Lütfi bey, Necmiye hanım, Müzehher hanım, Remzi  bey, Ziya Gümrükçü, Sacit İpekçi, Hulusi Güven, Nejat bey,  Aguş Mehmet Ulusar unutulurmu ?.

1952 yılının Faruk Hacıbekir'i, Nazif Mesutoğlunu, Reşat Gülcüsün'ü, Kemal Özalp'i, İsmail Aslan'ı, Ahmet Eriş'i nasıl unutursunuz ?

1953 yılında ki İsmet Kabayı, Saffet Uncuyu, Hasan Hatipoğlunu, Naci Kopuz'u, Şevket Atalay'ı, Orhan Bengüyü, Fehmi Eren'i, Sami Kurtul'u, Necmettin Özen'i, Orhan Berkem'i, Gültekin Barutçuyu, Ahmet İnciyi kim unutur ki ?

1952 yılında ki Adil Keçeliyi, Nedim bey'i, Ekrem Ünvay'ı, Faruk Hacıömeroğlunu, Atilla Kocaimamoğlunu, Faruk Güven'i, Nalinci Hamit Çalış'ı, Topal Basriyi, Ayakkabıcı Acuk Ahmet'i, Nadir Köprülüyü,  Mehmet Çalış'ı, Sabri Kıymaz'ı, Aga Fahriyi,  Yavuz Ataseven'i, Baha Üstün'ü, Atalay Ahıskalıyı, İbrahim Boşnak'ı, hepsini unutalım gitsinler mi ?

1952 yılında Belediye başkanı Necati Boranın BAFRA'ya ilk Terkos suyunun arıtıldığı tesisleri kurmasını ve açmasını mı unutalım şimdi ?

1954 yılındaki Behin Kökyar'ın, Suat Uncunun, Ural Güzeloğlunun , Hasan Unutmaz'ın, Nurhan Davranın gençlik günlerini hatırlamayalım mı ?

1954 yılı Kızılırmak ilkokulunda okuyan , Ayşe Çakmaklıyı,  Sevim Yıldız'ı, Eser Çakmaklıyı, Seral Uğurluyu, Süphan  Kaleyi, Fazilet Aktaş'ı, Mukaddes Balıkçıyı, Münevver Göksel'i, Halim Baltayı, İbrahim Baltayı,  Ekrem Baltayı, Metin Bostancıoğlunu, Halil Tanrıöver'i,  Vedat Doğan'ı, Hüsnü  Barkın'ı, Mehmet Karakaş'ı, Mustafa Çatalbaş'ı, Necati Kuşkuluyu, İbrahim Şenel'i, Yalçın Yenen'i, Senai Zengin'i, Şoför Kara Mehmet'i, unuturmuyuz hiç ?

1954 yılı Ortaokulu öğretmenlerimiz Fehmi bey'i, Ferhan Pekcan'ı, İsmail Çeçen(Çağlar) Ahmet Alperen'i, Rüstü Egeyi, Niyazi Veral'ı, Enver Odabaşıyı, Senai Önal'ı, Nusret Genç'i, Ahmet Yücesan'ı, Kaşif Özcan'ı, Selahattin Genç'i,  unutalım mı ?

1955 yılının Terzileri Nihat'ı, Güntekin Sekreteri, Alaittin Kesiciyi, Seydi Sekreteri, Orhan Yılmaz'ı, Kazım Terziyi, Üzeyir Gönül'ü, Rasım Müderrisoğlunu, Sarı Mehmet'i, Hasan Düzbal'ı, İbrahim Aydoğduyu unutalım gitsin öylemi 

1955 yılındaki Savaş Açıkgöz'ü, Manav Cudi Yılmaz Balakçıyı, Turgut Güntekin'i, Gürol Özkarayı, Mehmet Karakaş'ı, Kabak Tuncay Akkurt'u, Mehmet Dinçer'i, İshak Zeki Altunel'i,  Ömer Özdil'i, Adil Aray'ı, Demir Çalarkan'ı, Osman Kutluyu, Kerami Açıkgöz'ü, Duha Sertkayayı, Şevket Çizmeliyi, Cenap Hacıbaş'ı, Metin Kaleyi, Kemal Açıkgöz'ü, Özer Karaman'ı, Adil Alaçamlıyı, Aydın Alaçamlıyı, Kazım Alaçamlıyı, Bahri Cömert'i, Ayhan Karaalioğlunu, Dr. Mahmut Celal Atmacayı, Halis Çalık'ı, Mehmet Kolbaşıyı, Hakkı ve Hasan Yıldız'ı, Natık Hacıömeroğlunu, Belediye Başkanı Ali Kaleyi,  Sadi Hacıbaş'ı, İsmail İşman'ı, İsmail Tarım'ı, Baki Kurt'u, Şinasi Ertekin'i, Hasan Genç'i, Ramis Genç'i, Mukadder Atasagun'u, Işık Başkayayı, Hasan Kılıç'ı Mustafa Kemal Önder'i, Çoban Mehmet'i, Bayar Anar'ı, Komik Osman'ı, Ümit Kılıç'ı, Buza Tekin Akar'ı, Kökçü Hasan'ı, Abe Orhan'ı, Çolak Zekeriyayı, Fikret Baslakçıyı, Yahya Biren'i, Necati Acun'u, Feridun Öngen'i, Ahmet Acun'u, Atamer İşcan'ı, Yalçın Hacıbaş'ı, Hikmet Balakçıyı, İzzet Uncuyu, Remzi Karakullukçuyu, Adnan ve Nafız Kayayı, Memduh Cevahir' i, Resai Aytünür'ü,  İsmail Siper'i, Nail Kurt'u, Hikmet Kabayı,  Tüm bu insanları unutalım gitsinler mi ? 

Gazipaşa Mahallesinde Topçunun havuzlu kahvesini, Piknik Şenolların kahvesini, Gazipaşa Mahallesinin eski meydanının cıvıl cıvıl hareketli halini unutalım mı?

Mescit camisini, eski elektrik fabrikasını çayırlığı, çayırlıkta kurulan meşhur panayırımızı, roman mahallemizin neşeli insanlarını nasıl unuturuz ?

Matbaacı Ahmet Musaoğlunu, Vural Dilmaç'ı, Üstün Çuhacının matbaasını, Cumhuriyet Bayramlarını, Cumhuıriyet Meydanında ki Bayram törenlerini unutalım mı 

Kibaroğlu sinemasının arasında ki Recep Ağanın Şafak otelini, Fıstıkçı Cemal'i, Foto Nihat'ı, Ural Güzeloğlunun gazete bayiini, Bisikletçi Hasan Tombul'u, Ayvaz Suları satan Resai Çakır'ı, Şükrü dayının kahvesini, Rüstem Zaloğlunun kahvesini unutalım gitsin ha ?

HADİ GELİN şimdi geçmişimize sünger çekelim mi ?

Çekemezsiniz, çekmek için hareket yaptığınız da duracaksınız.

Neye benzer unutmak biliyormusunuz ? ELMA dibinde ARMUT aramaya.

Hatıralarımızdan silemeyiz tüm bu insanları, tüm yaşanmışlıkları, tüm bunları unutursak , unutulmuşluğun zirvesinde kalırız o zaman.

Unutmak , unutulmak ile ilgili şarkılar yazıldı ama unutulanlar, unutanları asla unutmaz.

Hayat bu! Her şey BAFRA da masumca yaşandı, bir zamanlar.

Hatırladığımız bildiğimiz olaylar ve anılar yaşanmıştır.

Şu günleri , bu günleri unutun , veya BAFRA da yaşanan ve yaşayanların hayatlarının anıları olan  anılarını UNUTMAYIN DERİM...

Bu yazdıklarımı aklınızın bir köşesine not alın, avucunuzun bir yerine yazın.

Önceki ve Sonraki Yazılar