Gizem Vuraloğlu

Gizem Vuraloğlu

Ardıç'ın Bilinmeyenleri

A+A-

ARDIÇ’IN BİLİNMEYENLERİ

Sizlerle tanışmanın heyecanından olacak ki, ilk yazımda önemli bir konuyu atlamışım. Köşe yazma teklifinde bulunduğu ve inanıp, teşvik ettiği için Emre Şahinol’a; fırsat verdiği için Nihat Kale’ye çok teşekkürler.

Bu zamana kadar yazmak, röportaj vermek gibi tekliflere mesafeli yaklaştım. Çünkü ben bilim insanı, araştırmacı ya da sağlık profesyoneli değildim. Özellikle ucu sağlığa dokunan konularda; fitoterapistler, bitkilere ömrünü adamış profesörler ve/ya akademisyenler dururken, ben kendimi yolun henüz başında ve adeta deryasında yüzdüğüm âlemin bir su damlası kadar bile görmüyordum.

Ve bir gün dedim ki! Yaparsın… Akademik olarak geçmişimi biliyorsunuz fakat beni asıl besleyen bu yolculuğun aktarlık kısmı oldu. Zamanla; bilmediğim yerlerden gelen soruların yanıtını arama hevesim ve insanlardan aldığım geri bildirimlerin biriktiğini fark ettim. Aldığım eğitimlerden öğrendiklerim, tecrübelerim ve geçerli kaynaklardan eriştiğim doğru bilgilerle sizleri buluşturmaya karar verdim. Allah utandırmasın…

Gelelim bu haftanın asıl konusuna:

ARDIÇ

Ardıç Meyvesi ( Juniperus communis )

‘Antik Çağ’da Güzel Koku’ konu başlıklı aldığım eğitimde; Buzul Çağ’ının sonu itibariyle, mamutları avlayan insanoğlunun mamut etini beslenmek, derisini ise çadır yapıp yaşamak üzere kullandığı fakat ortaya çıkan kötü kokulardan kurtulmak için, ilk bitkilerden olan ardıç yaktığını öğrenmiştim. Bu vesile ile ardıçtan ve hakkında pek sık bilinmeyenlerden bahsetmek istedim.

Ardıç ağacı; iğne benzeri yapraklara sahiptir, kozalaklıdır. 2-7 metre arasında boylanabilir. Meyvelerinin olgunlaşması 2-3 yıl sürebilir. Kuru, taşlık, dağlık alanlarda rahatlıkla yetişebilmektedir. Bu nedenle dağ yaşamını benimsemiş konargöçer kültürlerde önemli bir yere sahip olup, bu kültürlerin dinsel törenlerinde ardıç ağacının dalları tütsü olarak kullanılmıştır.

Tohumlarının çimlenmesinde ise biraz yardıma ihtiyaç duyarlar. Yere düşen ardıç tohumları ile beslenen ardıç kuşunun sindirim sisteminde çatlayan ardıç tohumları, dışkıyla birlikte toprağa düştüğünde ancak çimlenebilir. Yani her ardıç ağacının neslini devam ettirmek için bir ardıç kuşuna ihtiyacı vardır.

Uçucu yağı ise meyvelerinin distilasyonu ile elde edilir. Antiseptik, antienflamatuar, antiromatizmal, antiviral, sindirime yardımcı ve balgam söktürücü özelliklere sahiptir. ( Böbrek enflamasyonu veya iritasyonu olan kişiler kullanmamalıdır! )

Yetişkinler; dalgalı enerji düzeyleri, endişe, korku, tıkanmışlık hissi, motivasyon eksikliği gibi duygu durumlarına sahipse, uçucu yağını ortam büyüklüğüne göre, 5 metrekareye 2 damla olacak şekilde buhurdan ya da difüzöre damlatıp solumak suretiyle faydalanabilir.

Bir aktar olarak güncel durum değerlendirmesi yapacak olursam; ardıcın en çok masaj maksatlı kreminin ve yine masaj, cilt, saç bakımı için de uçucu yağının talep gördüğünü ekleyebilirim.

Peki, buraya kadar tamamsa başlangıçta bitkisel ilaç olarak ortaya çıkan, ayrıca uyarıcı ve cesaret verici olarak da kullanılan ve şimdilerde ‘cin’ olarak bildiğimiz içkinin temel lezzet maddesinin ve adının ardıçtan geldiğini biliyor muydunuz? Juniperus - Jenever – Genever – Gin – Cin .

Burada paylaştığım bilgiler herhangi bir hastalığı tedavi etmek amacıyla paylaşılmamış olup. Kullanımı sonucu olabilecek problemlerde tarafımca sorumluluk kabul edilmeyecektir.

İletmek istedikleriniz ya da sorularınız için; e-mail adresim gzmvuraloglu@gmail.com , instagram kullanıcı adım ise @gizmuaofficinalis .

Tekrar görüşmek üzere, sevgiyle ve sağlıkla kalın…

Gizem Vuraloğlu

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.