AKİL İNSANLAR SAMSUN’DA

AKİL İNSANLAR SAMSUN’DA

Akil İnsanlar Karadeniz Grubu Üyesi ve Memur Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, adaleti gasp eden devletten, adaleti bütün vatandaşlarına eşit dağıtan devlete geçmek için yola çıktıklarını söyledi.

A+A-

Akil İnsanlar Karadeniz Grubu Üyesi ve Memur Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu ile Prof.Dr. Vedat Bilgin, Samsun Valisi Hüseyin Aksoy’u makamında ziyaret etti. Ziyarette Samsun Valisi Hüseyin Aksoy, “Çözüm süreci içersinde Akil İnsanlar Heyeti kapsamında daha öncede Samsun’a gelen Karadeniz Heyeti çalışmalarda bulunmuştu. Daha sonra da bu heyete dahil olan ve daha önce heyette olup da mazereti nedeniyle buraya gelemeyenler bugün geldiler” dedi.
Daha önce Marmara Bölgesinde olduklarını ama genel görevlerinin Türkiye olduğunu söyleyen Akil İnsanlar Karadeniz Grubu Üyesi ve Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, “Şimdi Karadeniz’e özellikle yönelmiş olduk. Akil İnsanlar Karadeniz Grubu Üyesi Prof.Dr. Vedat Bilgin ile birlikteyiz. Dün Ordu ve Giresun’da heyetimizin diğer üyeleri ile birlikteydik. Hem eleştirileri, hem destekleri, hem kaygıları alıyoruz, hem tepkileri ölçüyoruz hem de kendi görüşlerimizi milletle paylaştırıyoruz. Bu manada 2 görevimiz var. Birisi görüşümüzü yansıtmak diğeri de milletin görüşüne köprü görevi görmektir. Bunu siyasi partilere, meclise, Başbakana ve Cumhurbaşkanına iletmektir. Türkiye’nin Ege’den Güneydoğu’ya Akdeniz’den Marmara’ya Karadeniz’in de bugün Samsun’un da gördüğüm güçlü bir destek var. Karşı koyanların da yüzde 98’i bizi terörist ile mücadeleyle görevli zannederek karşı koyuyor. Altını çizerek söylüyorum, terör olduğu ve terörist olduğu sürece devletimiz bu görevi ifa edecektir. Bu güvenlik görevidir. Bu bizim işimiz değildir. Bizim işimiz terör ile mücadele, demokratikleşmenin demokratikleşememeyle çektiğimiz sıkıntıların giderilmesidir. Eşit yurttaşlığın önündeki engellerin kaldırılması, Güneydoğu’da 3-5 terörist ile bölge halkının karıştırılarak yapılan yanlışların yapılmaması, ırkçılık hastalığına kapılmaması gibi onlarca içeriği olan bir konudur. Biz artık 30 yıldır arkasında kim var, maliyeti nedir diye konuştuğumuz bu sorunun çözülmesini istiyoruz” diye konuştu.

“AKİL İNSANLAR 63 DEĞİL, EN AZ 75 MİLYONDUR”
Akil insan sayısının 63 değil, 75 milyon olduğunu ifade eden Gündoğdu, “63 Akil insanın ister adına diyalog grubu deyin, ister akil insan deyin, isterse de makul insan deyin bana göre akil insanın tanımı millet iradesinin yanında yer alan Ergenekon’a ve PKK’ya ‘hayır’ diyen, değerleri önemseyen her insan akildir. Onun için sayımız 63 değil, en az 75 milyondur. Dolayısıyla bizde bu teklif geldikten sonra akil olmuş insanlar değiliz. Zaten bu zamana kadar düşüncemiz ve tavrımız ile bunu ortaya koyduk. Ama şimdi bataklığı kurutmak için 30 yıldır sadece konuşulan fakat yol alınamayan bu sorunu çözmek için bir yolculuğa başladık. İstiyoruz ki geçmişte devletimizin zaman zaman darbe ikliminin hakim olduğu süreçlerde bazen Alevileri, bazen baş örtülüleri, bazen Kürtleri öteki ilan etmesiyle darılan ve küsen vatandaşların tamamının beriki olacağı bir iklime geçmek istiyoruz. Başörtülüler halen Cumhurbaşkanı eşi olabiliyor ama milletvekili bile olamıyor. Ama başörtülülük kendi iradesi ise seçilen bir şeydir. Yani bir kadın başörtüsünü kendi iradesi ile seçer. Ama Kürt olmak veya Türk olmak bir tercih sonucu olan bir şey değildir. O zaman seçmediği ırkından dolayı insanları dışlayarak gidilecek yol doğru bir yol değildir. Biz Mamak Cezaevi’nin de Diyarbakır cezaevinin de bir daha o kirli görüntüleri oluşturmaması, o hayata dönülmemesi için ‘ne yapabiliriz’ sorusuna cevap arıyoruz” şeklinde konuştu.

“VATANIN BÖLÜNMEZLİĞİ, BAYRAĞIMIZ VE İSTİKLAL MARŞIMIZ DEĞERLERİMİZDİR”
Adaleti gasp eden devletten, adaleti bütün vatandaşlarına eşit dağıtan devlete geçmek için yola çıktıklarının altını çizen Gündoğdu, “1961 anayasası yanlışlığın kırılma noktasıydı. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘hakimiyet bila kayd-u şart milletindir’ sözü meclis eliyle yürütülür denmişti ama 1961 anayasasında ‘belli kurumlar eliyle yürütülür’e döndürülmüştü. 12 Eylül 2010 referandumuyla bu yeniden millete döndü. Şimdi topyekun kucaklaşma, terörist ile bölge halkını karıştırmama, eğitimde, demokratikleşmede ve yeni anayasada milletin şiddete dönüşmeyen düşünce hürriyetinin önünü açma zamanı geldi diye düşünüyoruz. Karşı koyanların yüzde 2’si de sürece ne için karşı koyduklarını ortaya koymuyorlar. Benim buradan çağırım neden karşı koyduklarını söylesinler. Eğer terörist ile görüşülmesini bahane ediyorlarsa devletin 30 yıl içersinde hep görüştüğünü tanıklık ettik. Hatta daha ileri boyuta gitmiş idam etmeme garantisi veren devlet yöneticileri bile çıkmış. Bugün süreç daha şeffaf ama terörist ile müzakere etme ve pazarlık yapma gibi bir şeyi bizde kabul etmeyiz. Üniter bütünlüğümüz, vatanın bölünmezliği, bayrağımız ve İstiklal marşımız bunlar ortak değerlerimizdir. Zaten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’da ‘tek devlet, tek millet, tek bayrak, tek dil’ diye bunları haykırıyor. Karşı koyanların gerekçesi bu değerlerin birine zarar gelmesi ise ve böyle bir varsayım varsa buna Memur Sen ve Prof.Dr. Vedat Bilgin’den daha çok CHP’nin, MHP’nin, Doğu Perinçek’in, Kamu-Sen’in destek vermesi lazım. Çünkü bu değerlere dokunan iktidar yanar. Bir daha sandıkta güneş yüzü göremez. Eğer böyle bir kaygı yoksa bu sorunun bitmesi için çabalamak lazım. Gittiğimiz bütün illerde şehit yakınlarını ziyaret ettik. Karadenizlileri ziyaret ettik. 6 ay önce şehit olan şehidimizin 19 yaşındaki eşini yanına gittik. ‘Ben yandım başka kadınlar yanmasın’ diyor. Gümüşhane’de 1997 yılında asteğmen oğlunu Hakkari’de şehit veren Hacı amcamın elini öptük, ‘oğlumun başına gelen torunumun başına gelmesin’ diyor. Bu acıları artık yaşamak istemiyoruz. Samsun’dan eline kına yakıp gönderdiğimiz askerimizin de acı haberini duymak istemiyoruz. Karadenizli güneydoğu’da görev yapan memurun da can güvenliği sorunu yaşamasını istemiyoruz. Bu sorun çözülürse millet kazanacak. Silah tüccarları ve tabut sevki yapanlar kaybedecek. Çözülmez ise onlar kazanmaya devam edecek. Biz artık milletimiz kazansın diyoruz” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE 30 YILLIK SORUNU ÇÖZECEK AŞAMAYA GELMİŞTİR”
Çözüm sürecine destek verenler olarak Karadeniz’de toplam 16 ile ve birçok da ilçeye gittiklerini belirten Akil İnsanlar Karadeniz Grubu Üyesi Prof.Dr. Vedat Bilgin, “Milletimizde terörün çözülmesin dair büyük bir arzu var. Türkiye 30 yıllık kanlı bir terör sayfasını kapatmak istiyor. Türkiye büyük bir uygarlığın mirasçısı olan bir ülkedir. Burada bin yıldır birlikte yaşadığımız Kürtlerle bir sorunumuz yok. Burada antidemokratik dönemlerin, devlet yapılanmasının herkes ile sorunu olduğunu gibi Kürtçe konuşan insanlarımızla da sorunu olmuş. Ama asla bir Kürt, Türk, Türkmen arasında sorun ortaya çıkmamış. Dolayısıyla devletin burada en önemli meselesi antidemokratik yapısının değiştirilmesidir. Devletin insanlara eşit yurttaşlar düzeyinde yaklaşacak bir tavır almasıdır. Türkiye demokratikleşme konusunda 1950’den bu yana önemli adımlar atmıştır. Ama son referandumdan bu yana atılan adımlar son derece önemlidir. Devlet içersindeki militer örgütlenmeyi tersine çevirmiştir. Burada kat edilecek daha önemli mesafeler vardır. Önümüzdeki dönemdeki anayasa ile bunu da yapacaktır. Bütün bunları yaparken Türkiye devletin içini temizlerken aynı zamanda milletin devleti olma iddiası ile seçilmiş olan meclislerin önünü tıkayan devlet içersindeki illegal yapıların tasfiye edilmesi devleti sorun çözecek güç noktasına getirmiştir. Onun içindir ki Türkiye bugün 30 yıldır bir sorunu çözecek aşamaya gelmiştir. Devlet Ergenekon vesaire gibi illegal yapıları tasfiye ettikçe terör sorunun içerden çözülmesini engelleyen unsurlar etkisiz kaldıkça devlet sorun çözecek hale gelmiştir. Son 2 yıl içersinde PKK özerk bir bölge oluşturmak için bir anayasa ilan etti. Demokratik toplum kongresi gibi çeşitli isimlerle PKK’nın yan örgütlerinin bir takım hedefleri açıklandı. Türkiye bütün bunları geriye çevirmiş bulunmaktadır. Geçtiğimiz sene 400 kilometrekarelik bir alanda hakimiyet iddiasında bulundular. 4 metrekarelik bir alanda bile terör örgütü var olamadı. Yaklaşık 1 yıl içersinde bin 700 küsür kayıp verdiler. 2011 ve 2012 yılı içersinde bu kayıp 2 bin 700’den fazla oldu. Bu rakamlar kendilerinin açıkladığı bir rakamdır. Dolayısıyla Türkiye teröre karşı son 2 yılda sivil iradenin oluşturduğu profesyonel birliklerle yapılan mücadele ile çok etkin bir konumda kaldı. PKK silah bırakmak durumunda kaldı. Geçtiğimiz Nevruz bayramında da silahlı mücadeleye son verdiğini duyurdu” açıklamasında bulundu.

“PKK, TÜRKİYE KARŞISINDA SİLAHLI MÜCADELEN VAZGEÇMİŞTİR”
Bugünlerde PKK çevresinde siyaset yapanları anlayış ile karşılamak gerektiğini söyleyen Bilgin şunları söyledi: “Çünkü bütün iddiaları çökmüş olan psikolojik çöküntü ve sarsıntı yaşayan bir yapıdır. Bu yapının içersinde bu kanın durmasını istemeyenlerde vardır. Ama netice itibariyle PKK silahlı mücadeleden vazgeçtiğini açıklamak durumunda kalmıştır. Bunun bir başka nedeni de konjonktürel gelişmelerdir. Türkiye Orta Doğu bölgesinde yaşanan değişimler karşısında güçlü bir bölgesel güç olarak varlığını koymuştur. Tunus’tan, Mısır’dan, Libya’ya kadar bütün bu coğrafyada Türkiye model bir ülkedir. Müslüman, demokrat ve modern bir ülke olarak model bir ülkedir. Bu ülkeler de zaten Türkiye’yi örnek aldıklarını söylüyorlar. En son durak bahar rüzgarlarının geldiği Suriye’dir. Suriye’deki diktatör kendi halkını çoluk çocuk demeden katleden diktatördür. Dolayısıyla bu bölgede değişiyor. Bu bölgede örgüt açısından PKK’nın yuvalanacağı yapılar, uzun süre ayakta kalacağı mekan sorunlu hale geldi. İçerde Türkiye etkin bir mücadele, demokrasi, Kürtleriyle bütünleşerek terör örgütünü dışlayan bir anlayış ortaya koyarken, dışarıda da bu değişim Türkiye’yi avantajlı bir hale kılmıştır. PKK Türkiye karşısında silahlı mücadelen vazgeçmiştir. Bugün PKK ile bir müzakere değil, terör örgütünün konjonktürün değişmesi ve Türkiye’nin gücü karşısında silahlı mücadeleden vazgeçilmesi ile karşı karşıyayız. Bu sürecin hayırlısıyla tamamlandığı zaman Türkiye farklı bir yere koşacaktır.”

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.