• BIST 117.235
  • Altın 161,959
  • Dolar 3,7784
  • Euro 4,6204
  • Samsun : 12 °C

“YOK KANUN YAP KANUN!”

OSMAN KARA

“Yeni Osmanlıcılar” ve bir kısım AK Partililer İttihat ve Terakki’yi pek sevmezler. Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışını -son iki asırlık çürümüşlüğü görmezden gelerek- İttihatçıların yarısından fazlası Cihan Harbi’nde geçen ve on yılı bile bulmayan iktidarlarına bağlarlar. İmparatorluğun yıkılmasının sebep ve sonuçlarını tartışmak bir köşe yazısının sınırlarını fersah fersah aşan bir büyük konudur. Yıllardır tartışılır, ciltlerle kitaplar yazılmıştır ve hala bir sonuca varılamamıştır. Derdim bu bitmeyen tartışmaya katılmak değil, AK Parti’nin İttihatçı uygulamalarına dikkat çekmek.
Enver Paşa’ya mal edilen ve hukuk tanımazlığı dile getirmekte kullanılan “Yok kanun yap kanun” diye bir söz vardır. Son zamanlarda AK Parti ne zaman hangi uygulamaya ihtiyaç duysa hemen harekete geçiyor ve o uygulamayı yasallaştıracak bir kanun çıkartıyor. Bunu da genelde çok zaruri hallerde ve çok ender olarak başvurulması gereken torba kanun tabir edilen bir yolla gerçekleştiriyor.
Enver Paşa’ya mal edilen bu “Yok kanun yap kanun” söylemi ve uygulamasından daha ilginci vardır İttihat Terakki uygulamasında. İttihat Terakki’nin üç liderinden biri olan Bahriye Nazırı ve Dördüncü Ordu Komutanı Cemal Paşa’ya aittir. Birinci Dünya Harbi’ne Cemal Paşa’nın emir subayı olarak katılan Falih Rıfkı Atay anlatır ünlü eseri Zeytindağı’nda. Daha önce de alıntılamıştım olayı. Tekrar olacak ama gündeme “cuk” oturan bir olay olduğu için bir kere daha alacağım bu sütunlara
Bir gün bir subay elinde bir dosyayla Paşa’nın odasına girer. “Efendim kanunu getirdim” der. Paşa “Ne kanunu?” diye sorar. Paşa bir emir vermiştir, kanun açıktır ve o emir kanuna aykırıdır. Subay o aykırılığı anlatmak için ilgili kanunu getirmiştir. Paşa yaverine döner, bir müsvedde kağıdı ister ve Harbiye Nezaretine(Milli Savunma Bakanlığına) acil kaydıyla bir telgraf yazdırır: “Şu numaralı kanunu hemen bu şekilde değiştirerek metnini bana müstacel(acil/acele) telgrafla bildiriniz.”
Cemal Paşa’yı onaylamak değil ama, kendimizi biraz zorlarsak anlamak mümkün. Orijini ve içinde bulunduğu şartlar itibariyle yadırgama ve yargılama konusunda çok sert davranmayabiliriz. Ne de olsa askerdir, komitacıdır ve darbecidir. Bırakın “ilerisini” en geri demokrasiyle bile ilgisi yoktur. Ve savaştadır. Hem de ihanetlerin düşman saldırılarına rahmet okuttuğu bir savaşta. 
Cemal Paşa o telgrafı Harbiye Nezaretine çekmektedir ama talimatı Meclis’e vermektedir. Hani şu liderlerin söylevlerinde “milli iradenin temsilci” olduğunu öne sürdükleri fakat uygulamada kendi iradelerinin tecelli ve tescil makamı sandıkları meclisler var ya işte o meclise. Aradan tam 99 yıl geçmiş. Bir asra bir yıl var. Zaman değişmiş, isimler, unvanlar değişmiş, ama ne yazık ki anlayış değişmemiş. Muhalefette ve söylemde Enver Paşa ve Cemal Paşaları eleştirenlerin iktidarda ve uygulamada onların yolundan yürümeleri ne garip ve ne hazin bir tecelli!
Kanunlar evrensel hukuka göre mi yoksa muktedirlerin istek ve ihtiyaçlarıyla mı yapılacak ya da değişecek? Demokrasi sınavının ilk sorusu budur ve bu soruya verilecek cevap hem demokrasinin kalitesini hem de toplumun geleceğini belirleyecektir.

Bu yazı toplam 447 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim