casino maxi
  • BIST 99.547
  • Altın 234,485
  • Dolar 6,0735
  • Euro 7,1510
  • Samsun : 23 °C

YENİ YILA TÜRKÜLERLE GİRMEK

OSMAN KARA

Biz türkülerle büyüdük. Bizim topraklarda şarkı söylenmezdi, bilinmezdi ki söylensin; bizim topraklarda türkü söylenir, halay çekilir, bir de sinsin dönülürdü. 2014’ün son gününe türkülerle günaydın dedim. Zühal “Tabip sen elleme benim yaramı/ Beni bu derde salanı bul getir” türküsünü çok sever; sabah sabah onu ararken internette karşıma Muzaffer Akgün, Nezahet Bayram, Aliye Akkılıç çıktı. Birbirinden muhteşem seslerin okuduğu birinden güzel türkülerle dolu bir sabah yetmedi bana, günü o türkülere ve o seslere ayırdım.

Kanlı ve karanlık 2014’e “gurbet dolu, hasret dolu, yürek dolu” o türkülerle veda edecek ve sizlere o türkülerden bir demet derleyecektim. Sonra benim büyüdüğüm toprakların büyük şairi Yavuz Bülent Bakiler’in “Bizim Türkümüz” adlı şiirinin günümüze, günümüz Türk Dünyası’na birebir uyduğu geldi aklıma ve onunla veda etmeye karar verdim bu kanlı ve karanlık yıla.

“Bizim türkümüzde gurbet var artık.
Hasret var, yürek var, toprak var balam
Gönlümüzü sımsıcak alan topraklar
Tiyan-Şan, Kadır-Gan Dağları’na dek uzar
Kim demiş vatanımız Edirne’den Kars’a kadar.

Kerkük’te kurşunlar ansızın bizi vurur
Sürüklenir sokaklarda başsız cesetlerimiz
Zulüm bir hançer gibi içimize oturur
Bir mağara devrinden arta kalan insanlar
Kerkük’te kan kusturur…

Uzar gider bir sessizlik içinde
Bir uçtan bir uca Türkistan toprakları
Ateş Beyaz altın dediğimiz pamuk tarlalarına
Çöreklenir yedi başlı kızıl yılan
Baş kaldırsa esarete yeni bir Osman Batur Han
Bebekler bile vurulur beşiklerinde
Kana boyanır Türkistan.

Basmış kanlı çizmeler toprağına bir defa
Çiğnenmiş kara kalpaklar, temiz duvaklar
Susmuş minarelerinde mübarek ezan
Prangaya vurulmuş bir mahkûm gibi çaresiz
Boynu bükük türkülerde güzelim Azerbaycan.

Bir kanlı ağıt söylenir şimdi Kırım’da
Biz duyarız Kırım’ın öldüren feryadını
Bir büyük destanla birlikte yeniden yazacağız
Kırım topraklarına Kırım Türkünün adını.

Balkanlarda büyük, öksüz kubbeler
Minareler, şadırvanlar, kervansaraylar
Bizi söyler, anlatır Mimar Sinan’dan beri
Üsküp’te, Estergon’da, bir atar damar gibi
Davullar, zurnalar ve serhat türküleri…

Yüzyıllardan beridir Altaylardan Tuna’ya
Bizim türkülerimizdir söylenen
Konuşan dil, bizim dilimizdir
Renk renk, nakış nakış uzayan toprak değildir
Kilimlerimizdir…

Yine bir dağ gibi, bir dev gibi doğrulacağız
Yeni bir ruh doğacak toprağımızdan
Tanıyacak bizi dünya yeniden heyecanla
Burma bıyığımızdan, kalpağımızdan.

Bizim türkümüzde gurbet var artık.
Hasret var, yürek var, toprak var balam
Gönlümüzü sımsıcak alan topraklar
Tiyan-Şan, Kadır-Gan Dağları’na dek uzar
Kim demiş vatanımız Edirne’den Kars’a kadar.

Kerkük’te bir mağara devrinden arta kalmış insanların bizi kurşunlamadığı, 4
Türkistan’ın kana boyanmadığı, 
Kırım’da kanlı ağıtların söylenmediği, 
Balkanlardaki minarelerin, şadırvanların öksüz kalmadığı, kara kalpakların beyaz duvakların bir daha dünyanın hiçbir yerinde kanlı çizmelerle çiğnenmediği yeni bir dünya umuduyla Altaylardan Tuna’ya tüm Türk Dünyası’nın yeni yılını kutluyorum.

Allah cümlemizin yar ve yardımcısı olsun…

Bu yazı toplam 723 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim