• BIST 101.090
  • Altın 200,828
  • Dolar 4,7878
  • Euro 5,6116
  • Samsun : 21 °C

YAZMAK İSTEMEDİĞİM YAZILAR

OSMAN KARA

Aynı konuda iki gündür yazıyorum, bugün üçüncü gün. Bir zamanlar çağlar açıp çağlar kapatan cihan imparatorluğunun son yüzyılındaki çaresizliklerini ve o imparatorluğun kurucusu iradesi ve unsuru aslisi Müslüman Türk’ün “öz yurdunda parya, öz yurdunda garip” oluşunu keşke yazmak zorunda kalmasaydım. Ama zaman zaman istemediğimiz en azından hiç de keyif almadığımız yazıları da yazmak zorunda kalırız. Bu o serinin son yazısıdır.
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e kalan miras manevi planda ne kadar muhteşem ve gurur vericiyse maddi anlamda da en az kadar yoksul ve o kadar acı vericidir. Muhteşem doğrular ve zaferlerle kazanılmış bir varlıktan sonra muazzam yanlışlarla içine düşülmüş bir yokluktur, yoksulluktur. Utanılası değildir ama hayıflanılasıdır, ders alınasıdır.
Fazla rakama boğmayacağım, gerek de yok. Cihan Harbi İstanbul’unda bir başka ifadeyle bir zamanların muzaffer ama o günün ne yazık ki mağlup ve mağdur imparatorluğundaki 153 ortaöğretim kurumunda toplam 1.815 öğretmen ders vermekte ve 27.461 öğrenci de ders görmektedir. Üniversite eğitiminde durum çok daha içler acısıdır. Ülkede 17 fakülte ve yüksekokul, 368 profesör ve profesör yardımcısı, 6.667 üniversite öğrencisi vardır. 
Sağlıktaki durumumuz daha da kötüdür. 1923 yılında Türkiye’de 32’si azınlıklara veya yabancılara ait olmak üzere sadece 86 hastane bulunmaktadır. Toplam hekim sayısı 554, eczacı sayısı 69, sağlık memuru sayısı ise 560’dır. Koca ülkede sadece 136 ebe ve sadece 4, evet yanlış değil, sadece dört hemşire vardır. 
Birilerinin hala sövüp saydığı Cumhuriyet on iki yıl sonra 1935’de hastane sayısını 176’ya, hekim sayısını 1.625’e, eczacı sayısını 135’e, sağlık memuru sayısını 1.365’e, Ebe sayısını 451’e, hemşire sayısını da 325’e çıkarır. 
Eğer bugün sağlık hizmetlerimizle hem nicelik hem de nitelik olarak övünüyorsak, eğer bugün üniversite sayımız 200’e yaklaşmış, akademisyen sayımız da elli bini aşmışsa bunun cumhuriyetin eseri olduğunu kabul etmemiz gerekir. Cumhuriyet, her devriyle ve her iktidarıyla hepimizindir, tıpkı Osmanlı’nın da her devriyle ve her sultanıyla hepimizin olduğu gibi. Ne birini ne de diğerini inkar edebiliriz. Biz ikisinin de mirasçısıyız. Her iki tarihte de gurur duyacağımız zenginlikler, başarılar ve üzüleceğimiz noksanlar vardır ama asla utanacağımız ayıplar yoktur.

Bu yazı toplam 628 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim