• BIST 118.400
  • Altın 162,419
  • Dolar 3,7705
  • Euro 4,6284
  • Samsun : 6 °C

Yalnızlığındır yollar.. Yollar yalnızlığın!..

MURAT YÜKSEL

Kendin kadar yalnız olduğun bir dünya bu,

Ne kadar inkar etsen de benliğim!

Söyle, kim anlayabilir seni senden başka,

Kim bilebilir içinde kopan fırtınaları,

Yine senden başka!

 

Kendin kadar yalnız olduğun bir dünya bu,

Sevdiklerim yanımda desen de benliğim!

Söyle, kim yanında senin senden başka,

Kimin varlığı zerk olmuş saflıkla varlığına,

Yine senden başka!

 

***

 

Yağmurlu bir akşam üstü.. Mevsimlerden ha ilkbahar ha yaz; ha sonbahar ha kış.. Herhangi bir mevsim işte, aklının alabildiğine yanlış! Karanlığa gebe her yan.. Bardaktan boşanırcasına bir yağmur şehrin göbeğinde; bütün kaldırımlar sırılsıklam, bütün yollar yağmura esir, bütün evlerin damlarından aşağı akıyor olanca sağanak.. Ve sen yağmura teslim etmişsin kendini bir başınalığının koruksuz esaretinde.. Gözlerinden sicim sicim süzülen yaşlar yağmurun yıkadığı yüzünü gizliyor etraftan köşe bucak.. Korkma, herkes kendi telaşında bu zifiri yağmurda; senin kutsanmış gözyaşlarını kim görecek de kim anlayacak.. Yaşlanıyorsun yalnızlığının kucağında, kimsesizliğinin koynunda, birbaşınalığının kuytusunda.. Sahi.. Üşüyor musun?

 

Islak yağmur sesi kulağında sıkışmış trafiğin keşkemekeşi ile birlikte zihnini bulandıran bir pespayelikte.. Yalnızlığındır yollar.. Yollar yalnızlığın! Ara sokaklara atıyorsun kendini kurtulma çabasıyla bu cehennemi gürültüden ivedilikle.. Arnavut kaldırımlı, perdeleri sıkı sıkıya kapalı üç - beş katlı boyası dökük beton yığını albeniden yoksun eski binalardan mütevellit mavi tabelası pas tutmuş dar bir sokağın kimine göre girişinde, kimine göre ise çıkışındasın şimdi.. Beyninde biriken köhnemiş yağmur damlaları jilet keskinliğinde kezzap acısı gibi sızıyor damarlarından kalbine; ne çok yer kaplamış, atamıyorsun dışarı, kafanı da toparlayamıyorsun, bak! Bir elin cebinde, diğeri yağmurla kardeş, yürüyorsun sokaklar boyunca; ıslak ayakkabılarının içinde yağmura boyanmış ayakların acaba ne alemde.. Nasıl.. Üşüyor musun?http://www.muratyuksel.com.tr/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif

 

Karanlık çöktü çökecek, akşam ezanı okunuyor müezzinin huşu dolu sesiyle yakınlarda bir caminin kubbesinden gelen davudi sesle.. Gölgen karanlığa karıştı karışacak, yağmurdan o da sırılsıklam; artık sabaha kadar bir yerlerde kendi başına kuruyup senin için yarına hazırlanacak.. Öyle umuyorsun en azından.. Yollardaki tümsekler sularla dolmuş, irili ufaklı yağmur gölleri, ama içinde balık da olmaz bunların; gelen geçen arabalara dikkat etmen gerek, yoksa ıslaklığına ıslaklık katacak.. Aman be sendecilik oynuyorsun, öyle ya, daha ne olacak.. Ne olabilir ki başka? İnsan eti yiyen akbabalar sarmış etrafını yıllar boyunca.. Etinden dirhem dirhem yemişler, gram gram koparmışlar, yine doymamışlar, doyuramamışsın, geriye de işte bu değersiz kadavranı paçavra niyetine atıp bırakmışlar!  Kafanı şöyle bir gökyüzüne doğru kaldırıyorsun, yağmurun yeni ortağı karanlık gökyüzü, bakışların körleşiyor, kırışmış gözlerini neredeyse kaptı kapacak.. Ne o.. Üşüyor musun?

 

Şimşekler çakıyor gökyüzünde, gök gürlüyor, şehir yağmura ait bu gece, sen yağmurla sonsuzluğa karışmaya aday, bir başınalığının emin adımlarında. Mahşeri bir kalabalıkta yaşadığın bir başınalığının kısa öyküsü bu sana bir asır gelen.. Oysa herkes hep seni ne kadar anladığını seni ne kadar iyi tanıdığını söyler değil mi; ve onlara göre asıl sensindir kimseyi anlamayan, anlayamayan, anlayışsız olan, kimse için hiç bir çabada bulunmayan.. Elindekinin değerini bilmeyen.. Mutluluk değil mutsuzluğun kaynağısındır üstelik sadece kısa bir zaman dilimi içinde meydana gelen.. O zaman sebebi nedir bu döktüğün yaşların akşamdan sabaha yağmurla yarış içinde şehrin her bir metrekaresinde? Öyleyse nedeni nedir artık yenilgiyi kabul edişin, bu pes deyişin, nedeni nedir bu hayattan vazgeçmişliğinin? Dökülen yapraklar çöplere karışıyor esen rüzgarın nefesinde.. Söylesene.. Üşüyor musun?

 

Çılgınca esen rüzgardan hiç bahsetmedik değil mi? O rüzgar ki şiddetini kesmeyen yağmurla birlikte kırbaç misali delice bedenini dövüyor acımasızca tenine yapışmış ıslak kıyafetlerinle.. Hani elinde olsa duvardan duvara vuracak seni, oradan oraya savuracak, o derece yani.. Suratında dalga geçen bir gülümseme, ah ulan diyorsun kendi kendine, ah ulan rüzgar, sende mi karşısın bana bu gece.. Sende mi kaderden yanasın? Acıklı arabesk bir müzik tırmalıyor kulaklarını akşamcı bir dükkandan yolu kaplayan.. Bunun üstüne bir sigara yakayım iyi gider diye elini atıyorsun pantolonunun kıç cebine, ki heyhat; tek dal sigara yok pakette, bitmiş, üstüne üstlük cep delik cepken delik, meteliğe kurşun sıkıyorsun yine bu gece.. Haketmedi mi yani? Okkalı bir küfür kaderin böylesine.. İyi mi.. Üşüyor musun?

 

Üşüyor musun? Üşüme be! Bırak; seni üşütenler üşüsün bu gece de!

 

Bu yazı toplam 709 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim