• BIST 117.235
  • Altın 161,959
  • Dolar 3,7784
  • Euro 4,6204
  • Samsun : 12 °C

TÜRK’ÜN KADERİ HEP ÖLMEK Mİ?

OSMAN KARA

Oktay Yenal’ın Ord. Prof. Dr. Ömer Celal Sarç’tan aktardığına göre “Süveyş Kanalı’nın açılışından Birinci Dünya Savaşı’na kadar, kanal yoluyla Yemen’e 2.7 milyon asker gönderilmiş, buna karşılık bu askerlerden yalnız 300 bini aynı yönden geri dönmüştü. Kalanlardan bir kısmı başka yollardan dönmüş bulunabilir. Fakat herhalde çoğu hiç dönmemiştir.”

Yemen bize fersahlarca uzak, Yemen bize başka dünyalar kadar yabancı. Biz Yemen’e değil Yemen’de kalan Mehmetlerimize ağlarız. Ne yazık ki ve ne ayıp ki, o ağıtı da Türk şairi yazmamış, Türk bestekarı notaya dökmemiştir. Sevdiğini koklayamadan Yemen’e gönderen ve ömrünü onun geleceğini hayal ettiği günü bekleyerek tüketen, yavuklusu için kınaladığı saçını o yolcusu hiç gelmeyecek yolu gözleyerek ağartan genç gelinin ruh dünyasının isyanıdır “Orası Yemen’dir/ Gülü çimendir/ Giden gelmiyor/ Acep nedendir?” ağıt türküsü.

Ah Türk aydını; yeri geldiğinde hiç tanımadığın uzak diyarlara ağıtlar yakan sen, kendi tarihine, kendi acına niye bu kadar yabancı, niye bu kadar duyarsızsın? Ne Yemen’de kefensiz yatan Mehmet var senin romanında, şiirinde, tiyatro ve sinemanda ne de Balkanlardaki Türk katliamından bir zerre, o bir televizyon dizisinden ve bir iki romandan, roman denemsinden maada.

O Balkanlar ki tarihimizin en büyük acısı. Bir rakama göre 542 bin, bir başka rakama göre 632 bin canımız gitmiştir o yüz karası, namus lekesi savaşta. Ve canını İstanbul’a zor atan bir milyon aşkını aç sefil muhacir de cabası.

Biz Balkan acısını da unuttuk. Hatta hiç öğrenmedik. “Türkler bunu unutturmayacak bir edebi güce sahip değil. Hakikaten bunlar bunu aşabilecek, bunu bir kine çevirebilecek, bir hafızaya döndürebilecek bir milli edebiyata sahip değiller” diyen Ernest Renan ne kadar da haklıymış.

Balkanlarda, Ortadoğu’da, Hicaz’da, Yemen’de, Trablus’ta, Galiçya’da, Çanakkale’de hep bizler, biz Türkler öldük. Osmanlı serhatlere at salarken de ölen bizdik, Osmanlı koca bir imparatorluğu terk ederken de ölen bizdik.

Osmanlı’da gayrımüslimler askere alınmazlar, sadece cizye adı altında bir miktar vergi öderler. Türkler serhatlerde can verirken onlar çiftinde çubuğunda, onlar tezgahında işinin başında, servet peşindedir.

Osmanlı’da sadece gayrımüslimler değildir askerlikten muaf olanlar, Müslüman İstanbul ahalisi de askerlikten muaftır. Aynı şekilde Girit, İşkodra(Arnavutluk) vilayeti, Doğu Anadolu’daki kimi kazalar, doğu vilayetlerinin Kürt nüfusu, Suriye, Irak ve Doğu Anadolu aşireti mensupları da muaftır. Bosna da 1864’e kadar aynı şekilde ayrıcalıklıdır.

Osmanlı Dersim ve Lazistan’dan da -buralara giremediği için- asker alamaz. Osmanlı, İstanbul açıklarındaki adalar, Girit, Sisam, Taşoz, Hicaz, Yemen ve Trablusgarp il merkezleri, Basra’ya bağlı Ahsa ve Halep’in Zor sancağından da asker almaz. Karadağ sınırı ve Basra bölgesinde yaşayan belli aşiretler de askerlikten muaftır.

Muafiyetler aynı zamanda kişinin askere çağrıldığı andaki durumuyla da ilgilidir. Din görevlileri(molla, imam, şeyh vb.), okul, medrese öğrencileri, yargı mensupları, Mızıka-yı Hümayun üyeleri, sultanın hizmetkarları ve isimleri Hazine-i Hassa’da ücretli hizmetkar olarak kaydedilmiş olan saray hizmetkarları da belli ayrıcalıklardan yararlanırlardı.

Bir de bedel-i şahsi(bedel) uygulaması vardır Osmanlı’da. Parası olanın belli bir bedel ödeyerek kendi yerine başkasını gönderebilmesine imkan veren ayrılacak! Hani şu “Yemen yolu çukurdandır/ Sefer tası bakırdandır/ Zenginimiz bedel öder/ Askerimiz fakirdendir” türküsünde yakınılan bedel var ya, işte o.

Garip Türk! O imparatorluk da bu cumhuriyet de o senin canınla, kanınla kuruldu. Malazgirt’te Anadolu’nun kilidini açan da sen, İstanbul’u fetheden de sen, Çanakkale’yi savunan da sensin. İyi ki varsın ve ne mutlu ki ben senin gibi bir muhteşem millete ve medeniyete mensubum… NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE… DİYEBİLENE…

NOT: Muafiyetleriyle ilgili bilgiler Fransa Montpellier Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi ve Osmanlı, Türkiye ve Kuzey Afrika uzmanı Doç. Dr. Odile Moreau’nun “Reformlar Çağında Osmanlı İmparatorluğu” adlı eserinden derlenmiştir.

Bu yazı toplam 471 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim