• BIST 101.090
  • Altın 200,828
  • Dolar 4,7878
  • Euro 5,6116
  • Samsun : 21 °C

TÜRK OLMAK ZOR MU YA DA AYIP MI?

OSMAN KARA

Türkiye’de bazıları “Türk olmamak” daha doğrusu her şeyiyle Türk olduğu halde “Türk kalmamak” için adeta çırpınıyor. “Türk’üm” diyemiyor. Sanki “Türk olmak” ayıp, daha da kötüsü sanki günah!

Kendi kimliklerini inkarları kendi bilecekleri iş. Ama inkarları sadece kendi kimlikleriyle sınırlı kalmıyor “bu milletin” adını da telaffuz edemiyorlar bir türlü. İmkan bulsalar bu milletin adını da inkar edecekler ama henüz yürekleri yetmiyor. “Türk vatandaşlığı” yerine “Türkiye vatandaşlığı” gibi dünyada eşi olmayan bir ucubenin bir adım sonrası “Türkiye milleti” gibi daha büyük bir ucubedir.

Milli kimlikten verilen her taviz yeni bir tavizin habercisidir. Bu, tarihte hep böyle olmuştur, günümüzde de böyle olmaktadır, eğer akıllar başlara devşirilmez, milli ruh milli gaflete dur demezse yarın da böyle olacaktır.

Önce Osmanlıyı Türk’ten, Türk’ü Osmanlıdan soyutlamakla koyuldu işe tarih ve milli kimlik inkarcıları. Çoğu saf ve iyi niyetli vatandaşlarımız da bu tuzağa düştü.

Osmanlı çok etnisiteli, çok dinli, çok dilli ve çok hukukluymuş! El insaf! Osmanlı imparatorluk, hem Afrika, Amerika ve Avusturalya’nın insansız coğrafyasında hüküm sürmüş sıradan bir imparatorluk değil; Asya’nın, Avrupa’nın ve Ortadoğu’nun insan harmanlarında altı asır var olmuş bir imparatorluk. Elbet onlarca etnik grup olacak onun egemenliği altında; elbette hükmettiği coğrafyanın tüm inanışları yaşayacak ve tüm dilleri konuşulacak o üç kıtaya yayılmış on beş milyon kilometrekareyi aşkın topraklarda.

Bırak tebaanın durumunu, sen devlete bak. Hanedan Türk’tür, ulema Türk’tür, asker Türk’tür ve dil Türk’tür. Şimdi birileri bu son cümleyle beni vurmaya kalkacaktır ama boşuna zahmettir bu, Osmanlı Türk’tür hem de her şeyiyle. Batılının gözünde o çağlarda Müslümanla Türk özdeştir; Batılı ihtida edene(İslamiyet’i seçene) “Müslüman oldu” demez “Türk oldu” der.

Osmanlı Hanedanı şimdinin çakma Osmanlıcılarının hayal edemeyeceği kadar Türk’tür ve Türklük bilincine sahiptir. Osmanlı sultanları şecerelerini kendileri Oğuz Han’a bağlarlar. Sultan II. Abdülhamit’in Selanik’teki sürgün günlerinde bahçıvana “Aptal Türk” diye çıkışan saray görevlisine “Unutma ki ben de Türk’üm” demesi pek meşhurdur ve pek yaygındır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun dili de Türkçedir. Delil mi istiyorsunuz; alın size delil; Abdülhamit’in Kanun-i Esasi’sinin 18’inci maddesi: “Tebaai Osmaniyenin hidematı Devlette istihdam olunmak için devletin lisanı resmisi olan Türkçeyi bilmeleri şarttır.” Yani Osmanlı vatandaşlarının devlet hizmetinde görev alabilmesi için “devletin resmi lisanı Türkçeyi” bilmesi zorunludur.

Yetmedi mi? O zaman bir de aynı anayasanın 57’inci maddesine bakalım öyleyse: “Heyetlerin müzakeratı lisanı Türki üzere cereyan eder…” Neymiş? Meclis görüşmeleri Türkçe yapılırmış, değil mi?

Osmanlı uleması da Türk’tür, Osmanlı ordusu da. Ordu’yu bir ayrı yazıda ve hatta birkaç yazıda anlatmak gerek. Osmanlı ordusunda sadece yeniçeriler etnik olarak Türk değildir ama onların dili de, örfü de, kültürü de, piri de Türk’tür. Balkanlardan devşirilen Hıristiyan çocuklar ocağa verilmeden önce üç dört yıl Anadolu’daki Türk ailelerinin yanında kalır ve Türk örfünü öğrenirler. Ayrıca, yeniçeriler öyle sanıldığı gibi Osmanlı ordusunun temeli falan da değildir. Adları üzerinde kapıkullarıdır. Ordunun asli unsuru hep Türk olmuştur. Tımarlılar, akıncılar ve leventler. Şanlı destanlar hep Türk kanıyla yazılmış, vatan Plevne’den Çanakkale’ye karış karış Türk unsuruyla savunulmuş, hep Türk kanıyla sulanmıştır. Bu şan ve şeref ve bu acı bir yazıya sığmaz. Bunları da yazarız bir gün kısmet olursa.

Bu yazı toplam 479 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim