• BIST 103.200
  • Altın 197,005
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • Samsun : 22 °C

Sonuçlanmamış bir savaşta galip yoktur, kahramanlar vardır

MURAT YÜKSEL

Ben kimim diye soruyorum bazen kendime.. Cevabını bulamadığım sorular beynimde dolanıp duruyor sinsice.. Aslında kendimi aramak için yollara düştüğümde, bundan yıllar ve yıllar öncesiydi.. Bugün hala bir şeylerin eksik kaldığını, hala tamamlanmamış taraflarımı gördükçe ben kimim sorusu bütün benliğimde hala o eksik anlamını arıyor..

Bir ortaoyunu sergiledim yaşadığım aleme. Ben de orta oyuncusu.. Hem Pişekar, hem Kavuklu oldum.. Tek kişilik sahnemden yaşadığım hayatımı oynadım izleyicilerime’.. Komedisi, macerası, entrikası, şehveti, dramlarıyla kendimi sahneledim.. Kendini binbir alicengiz oyunu ile binbir zahmet saklayanlara inat, gizli kapaklı/gizemli pozlarına bürünmektense olduğumu resmetmeyi tercih ettim..

 

Aynı izleyiciler kimi zaman avuçları kızarırcasına alkışa tutarken beni, kimi zaman da deli gibi ıslıkladılar ellerine geçirdiklerini üzerime üzerime atarken.. Bulunduğum sahneden aşağı indirmeye de çalıştılar.. İyi ama o sahneden inersem, yaşayamazdım ki ben! İnadına tutundum sahneme, inadına devam ettim tek başıma.. Sıkılanlar da oldu, oyunun tam ortasında ansızın kalkıp gidenler de. Burkuldum, kırıldım, üzüldüm; sahnede kimseye belli etmemeye çalışsam da içim kan ağladı bazı gidişlerde..

Asla beddua etmedim bırakıp gidene, benim bedduam yalnızca ve yalnızca kahpelik edipte gidenlere!

Kendine yeni bir yön çizmeye çalışan insanlar tanıdım ömrüm boyunca.. Tanıdımsa da, asla dahil olamadım! Benimle bağlarını kopartmalarının hemen ertesinde öğreniyordum hayatlarına yeni yeni yollara düştüklerini.. Kendi özeleştirimi yaptığımda ise kendime verdiğimden fazla değer vermek ve onları kendimden bir parça gibi görmek dışında başka bir şey bulamadım.. Saygı duydum yine de! Yeni hayatlarında yeni yollarında başarılar diledim, mutluluk dilemek haddim değildi!

 

Hayatı felsefeden ibaret zanneden, yazan ama yaşamayan, yaşamamış onlarca insan tanıdım bugüne dek.. Ya içinden geldikleri çevreyi beğenmemezlik edip alaşağı etmeyi, ya da içlerine girmeye çalıştıkları çıkar çevrelerine yalakalık etmek uğruna kendilerinin bile inanmadıkları felsefeleri başkalarına empoze etmeye çalışan insanlar.. Boynu büküklerden burnu büyüklere paralel bir geçiş.. Peh! Onlardan olmak yerine, olduğum gibi kalmayı yeğledim.. Yaşamadığını yazmak kolay, yaşadığını yazmaksa olaydı.. Pişman değilim.. Kalın çerçevelerinin ardındaki ruhsuzlukları yaşamı tamamıyla ıskalayıp geçtiklerinin göstergesi!

Ben ulaşılmaz hedefler peşinde olmayı kendi inisiyatifimde görmedim.. Kendini ulaşılmaz zannedenler çıktı hep karşıma! Ve bu ulaşılmazlığın pespayeliğinde geçirdim yıllarımı aldanarak.. Kimliğimden ödün vermeden anlamaya çalıştım zaman zaman benim de içlerine dahil olmak zorunda bırakıldığım bana tamamen yabancı dünyaları.. Anlayamadım.. Çözemedim.. Çok bilinmeyenli denklemlere bile alışmıştım da, çözümsüz insanların medcezirlerine alışamadım..

Sütten çıkan ak kaşık olmadığımı biliyordum.. Yanlışları yaparak hatalarımdan dönerek doğruları bulacağıma inancım, yaptığım her yanlışta değerini gözümün göremediği doğrularımı da alıp götürdü benden.. Sütten çıkan ak kaşıklar (!) kendi yanlışlarını da bana yüklediler mi bir de acımasızca.. Yanlışlar hayatımın yönünü belirlerken, doğrularım yaşanmamışlıklarda kaldı..

 

Her karışını ezbere bildiğim, ömrümü arşınladığım şehirler yeri geldi en büyük düşmanım oldular.. İnsanların düşmanlıklarını affettim de, şehirlerin düşmanlıklarını sindiremedim içime.. Her şehir, sil baştan kendi öyküsünü ezberletti bana; ve ben müptezel öğrenci, her defasında inandım bu sonu başından belli öykülere..

 

Gözümün önünden, anlamını yitirmiş, gerçekliğini kaybetmiş yüzler geçiyor sıra sıra.. Bir zamanlar ağırlıklarınca anlam yüklediğim bu insanlara şimdi sadece hayret ediyorum.. Hayatımın çeşitli dönemlerini paylaştığım, yoklukları bende birşeyler bırakan, giden olduğumda bile çoğu zaman bir taraflarımı onlarda bırakıp gittiğim, kendim bildiğim bu insanlar şimdi bana öylesine yabancılar ki..

 

Kocaman ordularla tek başlarına savaşan kahraman Sparta askerleri gibiyim.. Sağlı sollu aldığım darbeler direncimi kıracağı yerde, zafere olan inancımı pekiştirdi.. Yıkıldıkça doğruldum, düştükçe yeniden ve yeniden kalktım ayağa.. Her defasında biraz daha kararlı, biraz daha umutla.. Siz bilmez misiniz ey insanlar, sonuçlanmamış bir savaşta galip yoktur, kahramanlar vardır! Ve her savaş, kendi kahramanlarını yaratır..

 

Kim olduğumu keşfetmek için kendimi aramaya devam ettiğim bu yolculukta şuna eminim ki hayatımda yer eden insanlar yaşadıkça beni aşkın mavisi ve hayatın turuncu vakitleriyle hatırlayacaklar..

Aşkın mavisine, hayatın turuncu vakitlerine ve içsel özgürlüğümüze, şerefe!

 

Bu yazı toplam 616 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim