• BIST 103.200
  • Altın 196,867
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • Samsun : 22 °C

Şimdi iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum

MURAT YÜKSEL

Gemileri yaktım, köprüleri attım; tek bir geri adım yok bu saatten sonra bir daha aynı kıyısız rıhtıma! Dönüşü olmayacak, rotası kuzeye vurgun uzunca bir yolculuk bu; hayatımdaki bütün silik gölgeleri bırakıp ardım sıra.. "Şimdi iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum." Lanetler ediyorum dönüp dolaşıp kendime! Dilimde ölümsüz Nemesis'in kayıp mısraları, yağmurları yazıyorum gözyaşımla sessiz sokakların sahipsiz yaşlı kaldırım taşlarına.. Sebepsiz ve nefessiz çığlıklar dolduruyor suskun ve kötürüm öfkemi, sığıntı düşüncelerimin genel merkezinde..

 

 

Ne güzel de yakışıyor beyaz dolunay yorgun gecenin serin uykusuna.. Derin bir lacivert hüzün maviliğin taçlanmış rüzgarlı dansında.. Sanki büyülü uzak evrenlerden, henüz keşfedilmemiş gezegenlerden kopup gelmiş bu yıldızlı karanlık kucağıma.. "Avutulmuş çocuklar çoktan sustu. Bir ben kaldım tenhasında gecenin, avutulmamış bir ben.." Bir ben, ellerim semaya uzanmış bir küçük ses, ufak bir işaret bekliyorken şekersiz demli bir Karadeniz çayı saadetinde yıldızları saymalarım, aksi bir tekbaşınalık bir kere daha payıma düşen; dilimde katıksız sayıklamalarım..

 

 

Siyah beyaz damalı oyun tahtasında dizilirken bütün ömrüm sıra sıra, omzumdaki heybemden görünmez bir terazinin tarafsız ve hatasız kefelerine yükledim ayrı ayrı sevaplarımla günahlarımı.. Affetmedim kendimi asla, tek tek koyarken eteğimdeki hataları ve yanlışlarla iyi ve güzel olan ne varsa yanyana.. Baktım ki hep kanan ve bir defa bile kandırmayanım.. Kumarbaz düşlerimde düşeş attığım zarlarda her daim hepyeklere talim ettim. "Bu son olsun be... Bu son olsun" dediğim her düşüşte en dibe vurmanın dayanılmaz acısını yaşadım damarlarımda..

 

 

Kimsesizler mezarlığında bedensiz ruhlar, kırık mezar taşlarında sahipsiz kalmışlar, ayaklarımın güzergahında nedensiz solmuş umutlar. Avuçlarımın içinde dünden güne büyümüş olanca kalp kırıkları, gözlerimde çocukluğumdan kalma derin can yanıkları.. Kayıp giden her yıldızdan alacaklı olduğum imkansız dileklerimi sıralarken kendime, "şimdi dişlerimi sıkıp dudaklarıma kanamayı öğrettim" kangren olmuş göz pınarlarımın yerine.. Bensiz kalkan her kara trenin, her bayraksız geminin, her şehirlerarası otobüsün arkasından boş boş bakan gözlerle çalınmış hayallerimin seri katili oldum..

 

 

Her geçen gün kaderden mi yoksa ömürden mi, kayıp giden yılları yaşanmamışçasına geri getirebilmek hiç vaki mi? "Bütün saatleri öylece durdurabilmek için çıldırasıya paraladım kendimi lanet olsun!" Durmadı heyhat gözlerimin önünde paket paket yanıp biten nikotin şırıngası sigaralar gibi tükenen yaş'larım.. Saatler günlere, günler aylara, aylar yıllara ortak oldu yüzümde kırışıklıklarla ellerimde titrek sarsıntılarsa yazıldı kazandıklarıma.. Aldım kabul ettim paha biçilmez hediye namına, iliştirdim bir zamanlar simsiyah olan şimdilerde kırlaşmış saçlarımın arasına.. 

 

 

"Artık sigarayı günde üç pakede çıkardım, günde, olsun be!" Onca acının üstüne onca yaşanmışlığın üstüne bu kadar da olsun diyorum artık! Ben ki günün aydınlığı güneşe hasret rengarenk gökkuşağını görmeden asırlar geçirmişim gözlerim âmâ, gözlerimde inmiş bir perde! Milatsız bir gece koyusunda düşürmüşüm solgun gülüşlerimi.. Yazık! Allah rızası için bir yudum suya muhtaç dudaklarım çatlamış kızgın çöllerin yakan kumlarında.. Sakıncalı bir kitabın eksik sayfalarını aramakla geçerken fikrimin gülleri yem olmuş kurda kuşa! Ne günlerdi!

 

Ne günlerdi hepsi eski ben'e ait.. 

Bu yazı toplam 1647 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim