casino maxi
  • BIST 99.937
  • Altın 237,397
  • Dolar 6,1456
  • Euro 7,2414
  • Samsun : 22 °C

SEYYİD AHMET ARVASİ’Yİ ANARKEN

YAŞAR VURAL

 

Büyük davalar büyük adamların omuzlarında yükselir. Kendileri yücelirken davaları da yükselir. Yükseklik korkusu kendilerindedir, makamca yükselmekten korkarlar, lakin yükseldikleri yer başka gönüllerdir. Nice gözdelerini, hisselerini, yüzdelerini kaybetseler de gönüllerdeki mevkileri âlâdır.

Türklük bedenine İslam elbisesi giydirileli belki bin seneyi aşmıştı amma kimse  “Türk ve İslam” buluşmasını Arvasi Hoca kadar güzel anlatamamıştı. “Türk müsün, Müslüman mısın?” sorularının körpe dimağları karıştırdığı, bulandırdığı sıralarda Müslüman Türk milletine “Türk-İslam Ülküsü” adlı eseriyle, cümle softalara, bağnazlara, cümle kızıllara ve azılılara, alim geçinen cahillere en ehil elden cevaplar vermiş; gönlü Türklük ateşiyle yanan gönüldaşların yüreklerine su serpmişti.  Sadece bu hizmeti bile adının asırlarca yaşamasına sebeptir, lakin, kılıçların kalemleri kestiği devirlerde bile üretmeye devam etmiş, o çok sevdiği milletine irfan kaynağından tattırmak için sürekli yazmıştı. Peygamber efendimizin soyundan geliyor olması onun için ayrı bir gurur vesilesiydi elbet ama bu durumu o bölgede bir nüfuz sebebi, ayrıcalık vesilesi yapmadı. Tam tersi o çileyi seçti. Çilesi çekilmeyen bir davanın mükâfatına da talip olunamazdı ya o da öyle yaptı. Davası uğruna ikbalini bile ayaklar altına aldı çoğu kez. Doğru bildiğini her yerde söyledi dokuz köyden kovuldu. Sağına baktı “Türklüğü” diline ve eline dolamışları gördü, soluna baktı “Müslümanlığı”… Bunların hiçbiri “Hâk” ve hakikât” yolunda olamazdı.

Işık Doğu’da doğdu, Doğubeyazıt’ta… Batı’da söndü İstanbul’da. Doğu’m hep sancılı olur, lakin sancısını bütün vücut çeker. Seyyid Ahmet Arvasi ülkemizin Doğu sancısına çareler aramış ve bizatihi o coğrafyanın bir insanı olarak çözümler üretmeye çalışmıştır. Türk-İslam kuşatıcılığının tek yol olduğunu, ülkemizdeki bütün sıkıntılara, hastalıklara çare olacağını son nefesine kadar haykırmıştır. Elbette kulakları sağır, gözleri kör olanlara, kalpleri kararmışlara hiçbir söz tesir etmemiştir.

Milletin istikbâlini kendi ikbâlinden üstün tutan yüce yaradılışlı yolbaşçılar milletin dar zamanlarında Hızır gibi yetişirler imdada. Yesevî ocaklarını bin yıl sonra dahi Anadolu’da tüttürenler, dergâhlarında ham olanları pişirenler, alp ile ereni, Türklük ile İslam’ı birleştirenlerdir. Hayalperestlik ile yüce ülküleri karıştırmadan, milleti doğru istikamete sevk edebilen engin gönüllü, görklü nazarlı alperenlerdir. Seyyid Ahmet Arvasi Türk-İslam davasının sönmez bir şulesidir. “Dünya durdukça bu ruh Türk ve İslam kalacak” diyen Arvasi, Türk-İslam ülküsünün abide şahsiyetleri arasına yerleşmiş,  burada haklı bir mevki ve üstün bir paye elde etmiştir.

Seyyid Ahmet Arvasi’yi ölümünün 24. yılında rahmetle anıyorum.  Mekânı cennet olsun.

 

Bu yazı toplam 873 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim