• BIST 117.235
  • Altın 161,959
  • Dolar 3,7784
  • Euro 4,6204
  • Samsun : 12 °C

ÖLMEDEN MEZARA GİRMEK

OSMAN KARA

Çocuktum ve o türküyü hiç sevmemiştim. “Çanakkale içinde aynalı çarşı/ Ana ben gidiyom düşmana karşı/ Of, gençliğim eyvah/ Çanakkale içinde vurdular beni/ Ölmeden mezara koydular beni/ Of, gençliğim eyvah…” Çok saçma gelmişti bana Çanakkale içindeki aynalı çarşı ama daha anlamsızı, daha saçması ölmeden mezara konulmaktı! Sevmemiştim, çünkü anlamamıştım. Çanakkale’yi öğrenince, o topraklarda bir hilal uğruna batan güneşleri, kara toprağın bağrına bir gül bahçesine girercesine giren fidanları, hani şu on beşlileri öğrenince, şehit ne demek, vatan demek ve genç ölüsü ne demek anlayınca çok sevdim. Gözlerimden yaş akmadan, en azından burnumun direği sızlamadan, hıçkırıklarım boğazıma düğümlenmeden dinleyemiyorum.

Biz ortak türkülerimizi bir arada ve ortak bir sesle, ortak bir ahenkle, ortak bir duyguyla, ortak bir hazla söyleyemez olduk. Tokatlı genç kızların, bacıların, nişanlıların, yavukluların bin üç yüz on beş doğumluların yani on altı, on yedi yaşındaki çocukların Çanakkale’ye gidişlerinde yaktıkları ağıtla artık düğünlerde göbek atıyoruz. “Hey on beşli, on beşli/Tokat yolları taşlı/ On beşliler gidiyor/ Kızların gözü yaşlı” türküsünü yakan nineler, günün birinde torunlarının kendi ağıtlarıyla göbek atacağını hiç düşünmüşler midir? Değerlerin zamanın tahribatıyla nasıl değersizleşeceğini nereden bileceklerdi ki?

Gençlik yıllarımda Türkmen Kocası Yunus Emre’nin “Bu dünyada bir nesneye yanar içim göynür özüm/Yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi” dizelerini de anlamazdım; daha doğrusu anlamazdan gelirdim. Ölüme hele de genç ölümüne yabancı olduğumuz, ölümü bilmeden, anlamadan hafife aldığımız ve ölümle oynadığımız çağlardı. Yunus’taki sadeliğe bürünmüş İslami ve insani hassasiyeti anlayabilmek için Türk tasavvufunu öğrenmek değil aynı zamanda yaşlanmak ve her geçen gün daha sık aralıklarla dost cenazesine katılmak gerekiyormuş.

Çocukken erkekler ağlamaz sanırdım. Meğer erkekler de ağlarmış hem de kadınlardan daha çok ve kadınlardan daha bir yürekten. Hangi akıl kadında rikkatin sembolü kabul edilen gözyaşını erkekte aczin ve korkaklığın nişanesi ilan etmişse etmiş ve o gündür bugündür “erkekler ağlamaz” saçmalığı hayatımızı teslim almış.

Genç ölümünü anlamak lazım, ölen kim olursa olsun. Atalarımız “Allah genç ölümü göstermesin” derken -biz anlamasak da- asırların yaşanmışlığından çıkarılan bir ders aktarmış bize. İki gün önce bu ülkede bir ağabey bir kardeşe ağladı ve kardeşin tabutu başında isyan etti. O isyan bir asker isyanı değil bir ağabey feryadıydı. Sırtında yarbay üniforması olmasaydı isyan dolu o haykırışlar herhangi bir ağabeyin feryadından başka bir şey olmayacaktı.
Acıdan anlam çıkartmaya kalmak ve acının üzerine siyasetin tuzunu ekmek kimseye bir şey kazandırmaz. Acıların kabuk bağlayacağı günlere o kadar hasretiz ki?

Bu yazı toplam 632 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim