• BIST 115.147
  • Altın 164,243
  • Dolar 3,8058
  • Euro 4,6547
  • Samsun : 9 °C

O İNSAN

OSMAN KARA

Geç tanıdım, az tanıdım ama sevdim. Kim, nasıl biri? Kim bilebilir ki? Bir uzak köyden çocuk yaşta çıkılan yolculuğun acılar, sevinçler, korkular, umutlarla yoğurduğu insanı kim nasıl anlayabilir, kim “ağyarını mani efradını cami” bir tanımını yapabilir ki?

Bardak bardak çay satıp kuruş kuruş para toplayarak başlayan yolculuğun orta duraklarında bir yerde avuç avuç para saçan, çocukken gitmekten kaçtığı ya da gönderilmediği köy okulu yerine sayısını kendisinin de hatırlamadığı kadar çok okul yaptıran o insan nasıl biri? Alim olmadığı kesin ama arif olduğu da bir gerçek. En azından benim değerlendirmem böyle.

İsteyene verdiği, en azından vermek istediği ve bunun, verene Allah’ın da verdiğine olan inancından kaynakladığını söyler yakınları. Kendisi de “Ben verdikçe kazandım” der. Kazandıkça verenlerin giderek azaldığı bir dünyada verenlerin verdikçe kazanması ne tezat; kulun ölçüsü ile Allah’ın ölçüsü arasındaki fark da bu olsa gerek.

Kazancı dedikodulara malzeme yapılmıştı; yargıda sorgulandı ve aklandı. Hayret; savcının ithamı unutulmuyor ama hakimin berat kararı hiç mi hiç hatırlanmıyor. Halbuki, asıl olan iddia değil karardır ve mahkeme kararı savcının iddiasının aksine o adamı aklamıştır. “Hafızayı beşer nisyan ile maluldür” diyenler ne kadar haklıymış.

O adam bu kentin çocuğu; kentli de değil, uzak bir dağ köyünden üstelik. Mahrumiyetlerin çocuğu. Kent adına konuşan kimsenin en ufak bir katkısı yok başarısında ya da vebali söz konusu değil başarısızlıklarında. O kendi kozasını kendi çabasıyla örmüş birisi. Dışarda vermiş hayat kavgasını, dışarıda kazanmış ama ilginçtir içeride harcıyor. Samsun’da hangi işe girmişse zarar etmiş! Aptallığından mı?

O insan, adını vermeye gerek yok, ama söyleyeyim: Galip Öztürk. Samsunspor’a, Kızılay’a ya da herhangi bir okula para istemek söz konusu olduğunda kapısı rahatlıkla çalınan bir hayırsever; istenen alındıktan sonra bir daha adı anılmaması gereken biri. Vermek konusunda örnek oluşturması endişesinden kaynaklanmasın bu aforizma.

Bir bireysel başarı öyküsüdür Ayvacık’ın bir köyünden yola çıkıp bugün gurbette bir hayırlı habere hasret Galip Öztürk’ün macerası. Keşke bir kurumsal yapılanmanın da mimarı olabilseydi. Olmaması için hiçbir sebep yok. Haksızlığa uğradığı iddiasında; umarım iddiası doğrulanır ve bizim insanımız bizim aramıza aklanmış olarak döner.

Bu yazı toplam 451 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim