• BIST 103.200
  • Altın 197,070
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • Samsun : 20 °C

MHP’LİLERİN KARAR VE KADER GÜNÜ

OSMAN KARA

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, söz konusu ülke olduğunda ya “erken seçim de erken seçim” diye tutturmakta ya da “seçimse seçim” diye rakiplerinin “alayına” meydan okumakta, ama iş parti içi seçime gelince bundan ısrarla ve inatla kaçınmaktadır. Ülke kaderini seçime teslim etmekten zerre perva göstermeyen bir kimsenin söz konusu “kendisinin ve yakın çevresinin kaderi” olunca seçimden köşe bucak kaçmasını normal bir mantıkla anlamak ve açıklamak mümkün müdür?

Bir insan ya demokrattır ya değildir, bunun ortası yoktur. İşine gelince daha doğrusu seçim başkasına karşı olunca demokrasi mücahidi, işine gelmeyince yani seçim kendisine karşı olunca da demokrasi karşıtı olmak günü kurtarmaya yeter ama temsil noktasında bulunulan siyasi hareketi ve ideolojiyi zafere taşımaz. Bırakın zaferi, bir adım ileriye götürmez.

Kendi partisi içinde demokrasiyi aramayanların ülkede demokrasiden söz etmesi ne kadar dürüst bir davranıştır. Ya da partisindeki dayatmalara karşı çıkmayanların/çıkamayanların iktidarı dayatmacılıkla suçlaması veya o dayatmalara karşı tavır koymasını beklemek ne kadar gerçekçidir? Eğer MHP, kuruluş felsefesine bağlı olarak ve kurucu Genel Başkanı Rahmetli Türkeş’in ifade ettiği şekliyle “Türk Milleti’ni çağlar üstü bir sıçrayışla medeniyetler âleminin en önüne geçirmeyi” hedefliyorsa iktidara gelmek zorundadır. Ama MHP iktidar olamamaktadır ve iktidar olacağına dair en ufak bir ümit de vermemektedir. Üstelik bu kanaat giderek toplumda daha fazla yer bulmaktadır. MHP bu kanaati en kısa zamanda yıkmaz ve tersine çevirmezse altmış yıllık emek ve o ideale bağlanan umutlar heba olacaktır.

MHP’liler tarihi bir dönemeçtedirler. Ya kendi gerçekleriyle “en az üç buçuk yılık seçimsiz bu süreçte” samimiyetle ve cesaretle yüzleşecek ve gerekli tedbirleri tereddütsüz alacaklar ya da “lidere sadakat namusumuzdur” gibi saçma bir sloganla birilerinin saltanatına terk ettikleri partilerinin zaman içinde tasfiyesine şahit olmanın acısı yaşayacaklardır.

Şu son günlerin ısmarlanmış sloganı “lidere sadakatimiz namusumuzdur” sloganı üzerinde de bir iki söz söylemek gerek. Bir kere Devlet Bahçeli lider değil genel başkandır. Türkeş’in liderlik koltuğu hala boştur ve görünen odur ki Devlet Bey’in o koltuğu doldurması asla söz konusu değildir. Kaldı ki lider olsa bile Ülkücünün namusu lidere değil, davaya ve millete sadakattir. Liderin yapması gereken de başaramadığı gün davanın bayrağını tereddüt etmeden bir başka ülküdaşına devretmektir. Bu da liderin namus borcudur.

Devlet Bahçeli o koltuktan er veya geç kalkacaktır. Bir kısmı davanın d’sinden habersiz, bir kısmı çaresiz delegenin oylarına daha bir müddet hükmedebilir ama ayağa kalkacak ülkücü iradeye uzun süre direnemez. O irade ayağa kalktığı gün ortada ne Bahçeli kalır ne de onun şimdilerde muhaliflere esip gürleyen kadrosu.

Ülkücüler tarihi bir görevle karşı karşıyalar: Ya ayağa kalkıp başarısızlığı tescillenmiş ve geleceğe yönelik en ufak bir umut vermeyen kadroları tasfiye edecekler ya da ömürlerini verdikleri partilerinin ve partiyle birlikte, uğruna ömürlerini verdikleri davalarının da millet tarafından tasfiyesine gözyaşı dökecekler.

Bu yazı toplam 428 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim