• BIST 115.147
  • Altın 164,243
  • Dolar 3,8058
  • Euro 4,6547
  • Samsun : 9 °C

MHP VE DEVLET BAHÇELİ

OSMAN KARA

Milliyetçi Hareket Partisi tarih sahnesine “kadro ve ideoloji partisi” olmak iddiasıyla ve bir lider partisi olarak çıktı. Alparslan Türkeş sadece bir genel başkan değildi, bir fikir ve aksiyon adamı ve mutlak anlamda tartışmasız bir liderdi. Devlet Bahçeli’nin talihsizliği Alparslan Türkeş gibi karizmatik bir liderin doldurulması mümkün olmayan koltuğuna oturmasıdır. MHP’nin ve ülkücülerin talihsizliği de Alparslan Türkeş gibi kararlı, azimli ve radikal bir liderden sonra statükoyu korumayı yeterli gören bir genel başkana mahkûm olmalarıdır.

Alparslan Türkeş’in ölümünden itibaren MHP fikri, siyasi ve tarihi köklerinden sessiz sedasız bir şekilde uzaklaşmaktadır. 1960’lı yılların ikinci yarısı ve 1970’lerin o kaos ortamında bile müthiş bir dinamizmle bir taraftan ideolojisini şekillendirirken öbür taraftan da gençlik kesiminde hızlı, sağlam ve etkin bir yapılanmaya giden MHP’nin Türkeş Bey’in ölümünden sonra içine girdiği fikri ve ideolojik gerileme ve aksiyon yetersizliği daha uzun müddet sürdürülemez.

Devlet Bahçeli’nin genel başkanlığında işlenen en büyük hata “gençleri sokaktan çekiyoruz” gerekçesiyle partiyle gençlik arasındaki fikri ve fiili bağın kopartılması, en azından zayıflatılması olmuştur. Alparslan Türkeş’in sağlığında hem kendisi hem de hepsi birbirinden değerli siyaset ve sanat adamları ile akademisyenler Anadolu’yu adeta adım adım dolaşır, gençlere yönelik seminerler ve halka açık konferanslarla bir taraftan fikri gelişmeyi sağlarlar diğer taraftan da kamuoyunu kazanırlardı. Bu hareket Türkeş Bey’in ölümünden bu yana tam on sekiz yıllık bir atalete terkedilmiş vaziyettedir.

Dün şairleri, sanatçıları, mütefekkirleri olan ve sürekli yeni neşriyatlarla kendini geliştiren ülkücü hareket bugün sanata ve sanatçıya sırtını dönmüş, şaire ve şiire yabancı, tefekküre bigane bir durumdadır. Bu durumun mutlaka giderilmesi, ülkücü hareketin yeniden geçmiş dinamizmine ve fikri zenginliğine ulaşması ve hatta süratle geçmesi gerekmektedir.

Bu ülke MHP’nin temsil ettiği en azından temsil iddiasında bulunduğu Türk Milliyetçi düşünce sistemine ve siyasi aksiyonuna her zamankinden daha fazla muhtaçtır. Böyle bir ortamda en başta Devlet Bahçeli olmak üzere MHP yönetiminin tarihi sorumluluğu vardır. Bir an önce içinde bulundukları ataletten kurtulmaları, “küçük olsun benim olsun” felsefesini bir kenara bırakarak partiyi bu ülkenin namuslu ve yetişmiş tüm vatansever insanlarına açmaları şarttır. Artık “tek adam” tahakkümünden kurtulup geniş istişarelerle ana çizgileri çok net bir felsefi, fikri, içtimai ve iktisadi sistemi günümüz insanının diliyle seslendirmesi ve millete sunması gerekmektedir. Salıdan salıya konuşarak, ona buna ya da alayına posta koyarak ve de biraz sivrileni ya partiden ihraç ya da il ve ilçe teşkilatlarını kapatmak gibi akıl ve demokrasi dışı yöntemlerle tasfiye ederek bir yere varmak mümkün değildir.

Baraj sınırında dolaşmak ve hazine yardımını garantilemek Türk milliyetçilerinin zaferi değil olsa olsa utancı olur.

Bu yazı toplam 447 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim