• BIST 108.153
  • Altın 153,551
  • Dolar 3,8325
  • Euro 4,5073
  • Samsun : 5 °C

Kokun karıştı aklıma, nefesin düştü avucuma..

MURAT YÜKSEL

Avucumun içerisinde gül kokulu dua taneleri.. Her habbesinde usul usul sabır çekiyorum gündüz ve gece, yokluğunun bu ismi konulmamış kör cehenneminde.. Adın sadece sana asılı kalmış dilimde değil, kalbim de seninle atıyor, her saniye her an, harf harf, hece hece.. Ah sevgilim!.. Dün yine sana yaktım bütün gemileri düşlerimde.. Limanlara sığamadım, okyanusları aştım, dağları geçtim, çöllere aşkımı yazıp kutupları sana boyadım da geldim yürekten vurgun bir derviş misali usulca başucuna.. Saatler onikiye vardığında mutlu yıllar fısıldadım kulağına iyi ki doğdunlar, iyi ki varsınlarla.. Kokun karıştı aklıma, nefesin düştü avucuma.. Sen koktu her bir yanım, tarihsiz zamanların akrepsiz yelkovanlarında.. Duymadın.. Görmedin.. Bilmedin..

 

Rüzgar yeni çiçek açmış ağaçları dövüyor kızgın bir uğultuyla, sert bir soğuk yüzleri acıtıyor tokat edasında. Mevsim güya yaz; lakin mevsimler de karışmış birbirine bu köhnemiş kasabada.. Kış bahara sevdalanmış, bahar kışa yazmış kendini, yaz bir kavurup pir dondurur olmuş. Erken dönen göçmen kuşları hallerinden pişman, yaz beklerken kışa hapsolanlar per perişan; çiçekler daha açmadan solmuş, ağaçlar meyvesini göremeden kurumuş.. Ne ölümler son bulmuş, ne de doğumlar durmuş. Ne düğünler eksik kalmış, ne de ayrılıklar seven kalplere yazıklanmış.. Zamanın kısır döngüsüne inat, insanlarsa yazılan kaderin yolunda devam etmişler hayatlarına.. Kimi mutlu kimi mutsuz, kimi umutlu, kimi umutsuz, kimi senli ben sensiz..

 

Karanlık gece, dolunayın aksinde naylondan mamül örtü gibi çarşaf çarşaf denizin üzerinde, uzaklardan silüeti zor seçilen bir geminin sireni kulakları tırmalıyor, gündüzden kalma martılar yollarını kaybetmiş gibi boşlukta ciyaklıyorlar. Bir kıyamet alameti gibiyim, tavukkarası gözlerim önünü göremeyecek kadar kör, ödüm patlıyor avaz avaz gecenin gölgesinde; kaçışıyor düşüncelerim sinsi karanlığın ahtapot kollarında. Kaderin şubelerinde birer ikişer dolanıyorum. Tesadüfler, şanslar, bahtsızlıklar, talihler, talihsizlikler.. Ah! Bir de bile bile ladesler..

 

Zalimin zulmünden, fesatın şerrinden, kötünün kem sözünden Rabbime sığınıyor, kendimi terbiye ediyorum "ya sabır" çekerek parmağımın ucundaki habbelerle.. Nereden bileceksin ki böyle sabretmeyi de bana sensizliğin alıştırdığını.. Sabrın sonu sonsuz aşk diyerek direniyorum hala kale müdafaasında bir başına kalmış biçare nefer gibi.. Oysa içimden tek geçen, eğer yoksa sonunda kavuşmak, eğer olmayacaksa iki beden yek vücut, eğer doğmayacaksa güneş kollarımda bir gecenin sabahına, öyleyse ruhumun bedenimle bedenimin de sensiz bu dünyayla vedalaşma vaktinin geldiğidir sevgilim oysa içimden tek geçen.. Bu Haziran akşamında.. Bensiz girdiğin yeni yaşında..

 

Sensizliğin anlamı katıksız, kuru, karanlık, alev alev, sek bir acı.. Tarifi mümkün olmayan, açılımı yapılamamış bir acı.. Leyla'sının peşinde susuz kızgın çöllerde Mecnun'un, Şirin aşkına aşılmaz denilen dağlarda Ferhat'ın, Aslı için yüreğinden kopup gelen ateşle yanıp kül olan Kerem'in, Züleyha uğruna karanlık kör zindanlarda Yusuf'un çektiği acı.. Kanımı emen zehir bir acı.. Etlerimi, kemiklerimi çiğneyip yutan canlı canlı bedenimde..

 

Paramparça can kırıkları, zamanın açtığı kapanmayacak yaralar, silinmiş sayfaların eksikliği.. Bir cinayet kokusu kuru toprakta.. Islak, kirli, acımasız cinayetler.. Etrafımda kol gezen sinsi ölümler.. Konuşmayı kesmiş ölüler.. Ve hocanın isteksiz okuduğu selalar.. Ve bitse de gitsem acelesiyle kıldırdığı cenaze namazları.. Yaşarken kıymeti bilinmeyen, kaybedilince değer biçilemeyen ölüler.. Gasilhane, teneşir, kefen, musalla, tabutlar ve mezarlar.. Hayattayken tutkularını, heyecanlarını, belki hırslarını anlayanın olmadığı, hisleri körelmiş yatan cansız ölüler.. Umutsuzlar mezarlığında kırık kalp kargaları; paylaşamadıkları sahipsiz ruhları kapışabilmenin telaşlı bayramında.. Açık bırakılmış bir mezarın yanıbaşında kargaların ayağımın dibine attığı üstü toprağa bulanmış bir ayna.. Bir yanı kırık, kimin ne zaman ve nasıl düşürdüğü bilinmez, ama belli ki eski bir makyaj aynası. Aynanın aksinde ben olmayan bir ben.. Birlikte çekilmiş karelerimizdeki ben gibi bakmayan bir ben.. Gözlerimin çevresi kararmış uykusuzluktan.. Tenim ölüme boyanmış, yanaklarım yanmış kabus soğuktan, sensizlik bedenime vurmuş boydan boya..

 

Elimdeki zikir tanelerinin sırrını anlatayım mı sana? Bilmeyene boncuk tanesi olsalar da.. Çekmesini bilene sonsuz bir sabır, kıymet bilene en harbi sırdaştır tesbih; dosttur, yarendir, kardeştir, yalnızlığımın yoldaşı, yüreğimden satır satır dökülüp sana yazılmış mektuptur; hem uzakları yakın eder, hem de vuslata yol olur.. Her habbesinde gönlümden geçenleri ilmik ilmik dokumak, gözyaşlarımla sana dokunmaktır tesbih.. Günahlardan tövbe, duanın kudretine kendini bırakmak, dileklerin kabul gördüğü makamdır. Boşlukta sahipsiz kalmamak, çıkmaz yollarda kaybolmamaktır. Bütün zorluklara göğüs gerip en güzel "ya sabır" çekme şeklidir dünya aleme.. "Halid bin Velid'in kılıcı, Eyyub'un sabrıdır tesbih.. Yusuf'un iffeti, Nasuh'un tövbesidir.. Musa'nın asası, Kızıl Deniz'i ikiye bölen.. Ebu Bekir'in sadakati, Osman'ın Kur'an'a damlayan kanıdır.. Ali'nin mübarek sırtındaki kılıcı hissetmemesidir. Ömer'in içindeki cevher, Musab'ın uğruna yediği mızraktır. Derviş'in dilindeki dua, Yunus'un göz yaşıdır tesbih.."

 

Mevsim diyordum. Yaz diyordum.. Haziran diyordum.. Bir türlü gelmeyen yaz, gelemeyen yaz, kapının dışında bekliyor hala içeri girmek için.. Seni bekliyor.. Hadi gel de, mevsim yaza dönsün artık sevgilim.. Kışımda, yazımda, dört mevsimde; içimi ısıtan, yüreğimi yakan, sadece günüme değil geceme de doğan güneşim.. Gel birlikte yaşlanalım.. Gel de bitsin hasretler, gel de kavuşsun yürekler, gel de yaza dönsün içimdeki buz tutmuş ölüme dolanmış kör mevsimler, gel de bu son olsun artık, son doğum günün olsun bu ayrı kutladığımız..

 

 

Bu yazı toplam 638 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim