• BIST 103.200
  • Altın 196,867
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • Samsun : 22 °C

KİTAPSIZ DÜNYA

OSMAN KARA

Elimde hemen her zaman bir kitap olur. Bir yere giderken gelirken toplu taşıma araçlarında ya da bir yerlerde birilerini beklerken birkaç satırdan birkaç on sayfaya kadar okurum. Gün hesabına vurursak oldukça basit bir rakam ama ay ve sene hesabına vurduğumuzda yılda on sekiz- yirmi bin sayfa gibi çok ciddi bir rakam çıkıyor ortaya. Sayfasına göre yılda altmışla yüz arası kitap. Kitap okumaya günde bir dakika ayrılan ülkemizde bu oldukça iyi bir rakam, iyi bir süre. İşin bir de başka tarafı var, görenlere ve “elinde hep bir kitap var” diyenlere “”Kitapsız demesinler diye taşıyorum” diyerek hava atıyorum şakayla karışık.

Kitapsızlık giderek yaygınlaşıyor. Hem maddi planda hem de manevi ve ahlaki planda. Ne kitap okuyoruz yeterince ne de kitaba uygun davranıyoruz hayatımızda. Bir zamanlar söz “kitabın orta yerinden” söylenirdi. Ya da öyle söylenirse sözden sayılırdı. Kitapsız dünyada söz ayağa düştü; ne sözün anlamı ne de söyleyenin ağırlığı var artık. Kitapsızın sözü kitaplının özünü yaralıyor ama kimsenin aldırdığı yok. Özümüzü yele mi verdik nedir?

Kısa bir süre önce genç bir kıza rastladım Hafif Raylı Sistem hattında. Zarif bir genç kız; OMÜ Edebiyat Fakültesi’nde okuyormuş. “Kitabınıza bakabilir miyim” diye sordu gayet nazik ve naif bir sesle. Hoşuma gitti bir genç kızın kitaba ilgi duyması; böylesine bir ilgi hangi kitap dostunun ya da hangi kitap müptelasının hoşuna gitmez ki?

Çok kaliteli kitaplar yayınlanıyor artık ülkemizde. Herkesin ilgi alanına göre bulabileceği bir hayli kitap var. Ne yazık ki yeterli okur yok. Okumuyoruz, okumadığımız için de okumanın önemini anlayamıyor ve okumaya ihtiyaç duymuyoruz. Okumayan toplumların okuyan toplumlarla aynı platformda bırakın yarışmasını yan yana yürümesi ve hatta yan yana durması bile mümkün değil. Okumayanlar bir süre sonra okuyanların alıp başını gitmesine tanıklık edeceklerdir.

Gidin güneyde bir tatil beldesine, kumsalda güneşlenenlerden hangisinin yabancı hangisinin yerli turist olduğunu hemen anlarsınız. Kitap okuyarak güneşlenenler yabancıdır, hiçbir şey okumadan, hiçbir şey yapmadan ya da uyur numarası yaparak güneşlenenler de yerlilerdir, bizim insanlardır. Ya da yine aynı hatta bir uçaktaki yolcular arasında yapınız benzer gözlemi, alacağınız sonuç aynı olacaktır.

Eskiden okuyanlar yazamamış, “okuryazar mısın?” sorusu o dönemden kalmadır ve “hem okudum hem de yazdım” dizesi de o soruya cevaptır. Şimdilerde ise yazanlar okumuyor. Ne zor iştir okumadan yazmak; nasıl becerilir, bilemem. Şu internet kolaylığı ve “kes yapıştır” kurnazlığı da bir başka bela. Birisinin attığı bir yalan ya da yanlış bilgi müthiş bir hızla bilgisayardan bilgisayara geçiyor ve hafızalara yerleşiyor. Yanlışı düzeltmenin doğruyu öğretmekten çok daha zor olduğu bilinen bir gerçektir.

Peki, toplumu, özellikle de kolaycılığa yönlendirdiğimiz gençleri nasıl koruyacağız bu yalan ve yanlış bilgilerin esiri olmaktan.
Kitapla koruyacağız, kitapsızlara sırtımızı dönerek ve kitaba bakarak, kitabı baştan sona okuyarak ve de kitabın ortasından konuşarak. Her şeyi kitabına göre yaparak. Mümkün mü? Niye olmasın? Yeter ki kitapsız olmayalım, yeter ki kitaba dönelim.

Bu yazı toplam 242 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim