casino maxi
  • BIST 97.988
  • Altın 242,547
  • Dolar 6,2955
  • Euro 7,3891
  • Samsun : 17 °C

KEŞKE BEN YANILSAYDIM

OSMAN KARA

2009 yazı, Samsun’da bir otelin en üst katında bir basın toplantısındayız. İktidar partisinin şimdi gözden düşmüş genç milletvekilinin yıldızının hızla parladığı günler. Grup başkan vekili olduktan kısa bir süre sonra düzenlediği basın toplantısındayız. Diyarbakır’a gitmiş, tarihi kervansarayların kimisinde çay içmiş kimisinde kebap yemiş, şaşırmış, meğer Diyarbakır ne kadar da Türk’müş! Tam da burada durdu, partisinin il başkanına döndü ve “Sizden rica ediyorum, Osman Ağabey’e seyahat sponsoru olalım da iki üç günlüğüne Diyarbakır’a gitsin, oraların ne kadar Türk olduğunu gözleriyle görsün!” dedi.

Sustum, bekledim, konuşması bittikten sonra da sazı daha doğrusu mikrofonu elime ben aldım. “Sayın Vekil, önce bu nazik(!) teklifinize teşekkür etmek istiyorum, sağ olun ama ben almamayım! Benim Diyarbakır’ın ne kadar Türk olduğunu anlamak için oraya gitmeye ihtiyacım yok. Sayın Vekil, ben Diyarbakır’ın da Güneydoğu Anadolu’nun da tarihini ve oraların dağıyla taşıyla, insanıyla kuşuyla ne kadar bu millete mensup olduğunu, ne kadar Türk olduğunu iyi bilirim. Sizin de partinizin de vatanseverliğinizden asla şüphe etmem ama yanlış yapıyorsunuz, bir halktan bir millet inşa ediyorsunuz. Bugün çeteciklerin ellerindeki tüfekle baş edemiyorsunuz yarın düzenli orduların konvansiyonel silahlarıyla, tankıyla, topuyla karşılaştığınız da ne yapacaksınız?” dedim.

Daha on yıl geçmedi bunları söylememin üzerinde, Barzani’nin peşmergelerinden sonra PYD/YPG’nin çeteleri de tank, top ve hava savunma sistemleri gibi ağır silahlara sahip olmaya başladılar, daha doğrusu ABD ve AB’ye mensup kimi ülkeler tarafından sahip kılındılar. PYD/YPG demek PKK demekse bu cümleyi “PKK Türk ordusuna karşı ağır silahlarla donatılıyor” diye yazmak da okumak da doğru olmaz mı?

Nereden mi icap etti bu eski anıyı hatırlamam ve yazmam?

Söyleyeyim, ABD’nin PYD/YPG’ zırhlı araç verdiği haberi yansıdı basın yayın organlarına birkaç gün önce, şimdi de Mümbiç’e tank soktuğu. Mümbiç, inşasına başlanan ve bir haylisi de tamamlanan “Kürt koridorunu” engellemek isteyen Türk Ordusu’nun eğer gidersek/gidebilirsek El Bap’dan sonraki ilk hedefi. Kısacası o tank yığınağı bize karşı. Gitmesek, gitmekten vazgeçsek bile o silahlar artık PYD/YPG’nin bir başka ifadeyle PKK’nın. Verilen silahın geri alındığı nerede görülmüş ki?

Düzenli ordular oluşturuluyor güneyimizde hem de stratejik müttefiklerimizce eğitilerek ve ağır silahlarla donatılarak. Irak’ta bölgesel yönetim anayasal statü kazandı, Suriye’de de aynı statüyü kazanması gözüken o ki pek uzak değil. Sorulması gereken asıl soru sırada kimin olduğu. İki ülke var bölgede sıraya konacak eğer üst aklın gücü yeterse ve eğer bu iki ülkeden birisi kendi bütünlüğünden taviz vereceği konusunda en ufak bir umut verirse proje sahiplerine ve onların sahadaki piyonlarına, biri Türkiye diğeri İran.

İkisi de köklü devlet, ikisinin de kökü tarihin derinliklerine gider, devlet gelenekleri vardır ve ne kadar darbelenirlerse darbelensinler kolay dağılmazlar. Her ikisi de hem tarihi zenginlikleri hem fikir ve bilim birikimleri hem de yine ne kadar ihanete uğramış olurlarsa olsunlar ordularının gücü bakımından ne Irak’a benzerler ne de Suriye’ye, ne biriyle kıyaslanırlar ne de diğeriyle.

Ben kaybedilen zamana, beyhude harcanan kaynaklara ama hepsinden çok gafletin ihanete kurban verdiği gençlere, vatan evlatlarına yanarım. Yunus Emre “Bu dünyada bir nesneye yanar içim göynür özüm/ Yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi” der ya, işte tam da o misaldir. Hepsi nurlar içinde yatsın.

“Keşke ben yanılsaydım” diyorum, keşke ben yanılsaydım. Hiçbir şey beni bunun kadar mutlu edemezdi.

Bu yazı toplam 820 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim