• BIST 115.147
  • Altın 164,243
  • Dolar 3,8058
  • Euro 4,6547
  • Samsun : 9 °C

HOŞ GELDİN BETON KENT

OSMAN KARA

Samsun’un imara en son açılan bölgesiydi Atakent, en hızlı betonlaşan bölgesi oldu. Çevre duyarlılığının görece yükseldiği bir dönemde imara açılan kentte ortak yeşil alanların korunması hem gerekliydi hem kolaydı. Ne yazık ki rant doyumsuzluğu çevre hassasiyetini yendi ve ne yazık ki kolay olan değil zor olan gerçekleşti. “Hoş geldin beton kent” deyişim Atakent’edir. Zira Atakent artık bir beton kenttir.

Bir süreden beri müthiş bir inatlaşma yaşanıyor Atakent’te denizle Büyükşehir Belediyesi arasında. Denizin milyar yıllarda sabırla oluşturduğu canım kumsalı bir süreden beri insanoğlu inatla tahrip ediyor. Her yaz binlerce insanı sarıp sarmalayan yumuşacık ve sımsıcak altın sarısı kumsal betonun soğuk griliği tarafından işgal ediliyor. Alanlı Deresi’nin batısında artık o altın sarısı kumsaldan eser yok. Büyük kısmı betona yenik düştü, kalan az bir kısmı ise hızla taşlaşıyor; deniz kendisini tahrip eden insanoğluna kumsalını taşlayarak cevap veriyor.

Her kış denizin saldırısına şahit oluyor sahilde yürüyenler. Hırçın dalgalar betonları parçalıyor, demirlerle güçlendirilmiş beton blokları yerinden söküyor. Ve her bahar Büyükşehir Belediyesi ekipleri karşı saldırıya geçip biraz daha ilerliyorlar denize doğru. Tonlarca demir döşeniyor ve tonlarca beton dökülüyor. Allah’ın bedava bahşettiği kumsal insanoğlunun oldukça pahalı inadıyla ortadan kaldırılıyor. 
Kurupelit-Alanlı(Afanlı) Deresi arasının tamamen betonla kaplanması yakındır. Allah Atakum sahillerini korusun.

Biliyorum, Atakum Belediye Başkanı İshak Taşçı da rahatsız bu betonlaşmadan. İzliyorum ve görüyorum büyük bir gayretle kent meydanı ve yeni parklar üretmeye çalışıyor. Umarım ve dilerim ki, başarır. Kaybedecek zamanımız olmadığı düşüncesindeyim.

Kurupelit sahilinde de bir şeyler oluyor. Önce yat limanı ya da daha modern bir ifadeyle(!) marina inşaatı başladı. Oldukça geniş bir alan oldukça uzun bir mendirekle çevrildi. Az kalmıştı mendireğin bitmesine, az kalmıştı ki, çalışmalar durdu. Marina alanı doluyordu! Denizin hesaplanmayan ya da ciddiye alınmayan sürükleme gücü yatların ya da kayıkların bağlanması düşünülen marinayı kumla dolduruyordu. Birkaç yıla kadar bir taraftan diğer tarafta yürüyerek geçilmesi şaşırtıcı olmayacaktı.

Şimdilerde mendireğin karaya bağlandığı kısımda yeni bir çalışma var. Galiba bir kanal açılıyor. Doğudan gelen kumları batıdaki kanaldan girecek suların götürmesi ve dolmanın durması için. Bakalım bu hesap tutacak mı?

Olan oldu; artık ahlayıp sızlanmanın bir faydası yok ama bari buradaki maceradan bir ders alıp Kuş Cenneti’ne doğru yola çıkan o devasa iş makinelerini bir durdursak ve bir ortak akıl arayışına çıksak… Belki de inatlaşmayı bir kenara bırakıp doğal çevremizi bir daha düzeltilemeyecek kadar tahrip edecek bu yürüyüşten yol yakınken döneriz. Atalarımız “zararın neresinden dönülürse kardır” diye boşuna söylememişlerdir herhalde.

Bu yazı toplam 458 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim