• BIST 103.200
  • Altın 197,005
  • Dolar 4,7083
  • Euro 5,4926
  • Samsun : 22 °C

HAYALLERİM VARDI

OSMAN KARA

Hayır, çocukluk yıllarıma, hatta gençlik yıllarıma götürmeyeceğim sizleri. Onlar çok gerilerde kaldı. Birinin üzerinden altmış yıl, diğerinin üzerinden de yarım asır geçti. Daha yakın hayallerden bahsedeceğim. Kırklı yılları idrak ederken gördüğüm hayallerden söz açacağım. 
Demirperde’nin yıkıldığı, Anadolu Türklüğünün yıllarca yok sandığı Türk Dünyası gerçeğiyle karşılaştığı yıllar. Unutulmuş kardeşlere kavuşmanın şaşkınlığı, kucaklaşmanın heyecanı ve yeni bir dünya üzerine kurulan hayaller. Türk Türk’e kavuşuyor, Türk Türk’le kucaklaşıyordu. Yirmi birinci asır Türk Asrı olacaktı.
Cumhurbaşkanı Turgut Özal bunu tam da bu kelimelerle söylüyor, Başbakan Süleyman Demirel “Adriyatik’ten Çin Seddine” uzanan büyük Türk Dünyasını anlatıyordu. Ve Antalya’da “Türk Dünyası Kurultayı”nda Turgut Özal, Süleyman Demirel, Rauf Denktaş, Erdal İnönü, İsa Yusuf Alptekin, Bahtiyar Vahapzade ve Dr. Sadık Ahmet Alparslan Türkeş’le birlikte demir dövüyordu. Ben oradaydım ve ağlıyordum. Yaşadığım mutluluğa mı yoksa bana ve benim gibi milyonlara Türklük sevdasını aşılayan Atsız Hoca’nın o kucaklaşmayı göremeden aramızdan ayrılmasına? Hala çözebilmiş değilim. Belki de ikisine birden akıyordu gözümdeki yaşlar.
Saha Türk’ü Metalurji Mühendisi Oguan Alparslan Türkeş’e bir kurt postu getirmişti hediye olarak. Kocaman ve bembeyaz bir posttu. Oguan “Bizim oralarda bir söz vardır; damarında ne kanı akar, kalbinden nereye bağlısın? Benim damarımda Türk kanı akar, ben kalbimle Ankara’ya bağlıyım” diyordu ve kurultay otağı alkıştan yıkılıyordu. 
Heyhat; hayallerimin serin çardağında şimdi karakış fırtınaları esiyor. Ülkemin bir bölümünü ihanet sanki esir almış. Öz be öz Türk evlatları öz Türk vatanında silah zoruyla, fitneyle, fesatla ve iş ve el birliğiyle yabancılaşmaya zorlanıyor. Memleketin geri kalanında sadece vatandaşlar hariç neredeyse herkes biri birinde. Söylemler kin dolu, nefret dolu; hakaretin, tehdidin, isnadın, iftiranın, şantajın bini bir para. Konuşuyoruz diyorlar ama kimse konuşmuyor, herkes bağırıyor. Yüzler asık, kaşlar çatık ve vücutlar gergin. Sanki bıraksalar rakibin üzerine atlayacak bir kaplan misali. 
Ben dün yeşeren umutlarımın sevinciyle ağlamıştım. Bugün de bu anlamsız /belki de çok anlamlı) kavganın serasında yeşeren düşmanlık tohumlarına, yaşanan parçalanmalara ve bir daha kolay kolay telafi edilemeyecek kayıp zamanlara ağlıyorum. Zaman hızla akıyor. Ve dünya bambaşka alemlere doğru yelken açmış gidiyor. Kim galip gelirse gelsin yarın diğer milletlere yetişmek için çok geç olacak. 
Yazık; artık dünün hayalleriyle avunuyor geleceğin korkusuyla ağlıyorum. Bu milletin ve bu ümmetin kaderi bu mu olmalıydı?

Bu yazı toplam 981 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim