• BIST 109.314
  • Altın 152,858
  • Dolar 3,8291
  • Euro 4,5018
  • Samsun : 15 °C

GÖNÜL YAPMAK HALİLİM KÂBE YAPMAKTAN YEĞDİR

GÖNÜL YAPMAK HALİLİM KÂBE YAPMAKTAN YEĞDİR
Divan edebiyatı üzerine kitaplarımı karıştırırken Hacı Bayram-ı Velî’nin şu beyiti üzerine uzun süre takıldım:

 

“Gönül yapmak halilim Kâbe bünyâd etmeden yeğdir

Dil-i mahzûnu şâd etmek kul âzâd etmeden yeğdir”

Bu beyti günümüz Türkçesiyle söyleyecek olursak “Ey dostum! Bir gönül yapmak bir Kâbe yapmaktan üstündür. Hüzünlü bir gönlü mutlu kılmak da bir kulu özgür kılmaktan üstündür.” Şiirdeki kuru manaya baktığınızda şair, bir gönül yapmayı bir Kâbe inşa etmekten üstün tutmaktadır. Ancak, görklü nazarlı engin gönüllü Türk mutasavvıf ve düşünürlerinden olan Hacı bayram-ı Velî’nin bu sözlerini tasavvuf imbiğinden süzüp öyle yorumlamak gerekmektedir. Tasavvufa göre İnsanın kalbi Allah’ın evi ve tahtıdır. Yüce Allah kulun sevgilisidir ve bu sevginin kaynağı da gönüldür. Bu sebeple gönül çok kıymetlidir. Meseleye bu şekilde bakınca yukarıdaki sözün kıymeti de daha iyi anlaşılmaktadır. Yoksa Hacı Bayram-ı Velî, Allah’ın yeryüzündeki maddi evini değersiz olarak göstermek niyetinde değildir.

 

Gönül yapmak, mahzun gönülleri şâd etmek en yüce erdemlerin başında sayılmaktadır. Türkçenin söz hazinesi içinde öyle bir sözcük var ki, birçok güzelliği ifade edebilme, birçok manayı bünyesinde barındırabilme kabiliyeti bakımından çok üstün bir kelimedir. Bu kelime hiç şüphesiz ki “gönül”dür. Birçok şiirde, atasözünde, şarkıda, türküde, manide; duygu ağıyla örülü tek varlık olan insanın bu “gönül” deyişini okur, duyar ve söyleriz. Gönül, sanki insanın içinde bir insan gibi birçok duygumuza yön verir. “Gönül almak, gönül kırmak, gönül yapmak, gönül koymak, gönül vermek, gönlünü etmek, gönlü akmak …” gibi daha nice deyim ve atasözümüze renk katmış bu sözcük Türkçemizin en saf, en derin, en geniş ve bir o kadar da zengin manalı sözcüğüdür.

 

Arsızlığın, hırsızlığın, namussuzluğun, cinayetlerin, vurgunların, talanların akla hayale gelmez bir sürü trajedinin yaşandığı dünyamızda, bunca kötülüğün sebebi bence, insanların henüz kendilerindeki bu “gönül”ü keşfedememesidir. Zira insan kendisindeki bu gönlü keşfedemediği için çevresindekilerin gönlüne de girememektedir.  Çünkü gönül narin, gönül saf, gönül insanın en temiz yanı, yönüdür. Gönülde hiçbir kötülüğe, insafsızlığa, haksızlığa yer yoktur. Eğer öyle olsaydı Yüce Allah’ın insandaki Kâbesi olarak gönül gösterilebilir miydi? Dünyada sevdiğimiz herkes için her şey için “seni gönülden seviyorum, seni gönlümde tutuyorum, seni gönlümde yaşatıyorum” der miydik? Sevdiklerimize yer verdiğimiz “gönül sarayımıza” kötülükleri, nefretleri ve bilcümle kirli duyguları nasıl oturturuz? Bizim için değerli olan her şeyi, “gönül”ümüzde büyütür, “gönül”ümüzde saklarız. Böylesine ulvî bir mekan olan gönlümüzü hiç bu yanıyla düşündük mü? Kendindeki bu cevheri fark edenler, diğer insanların gönüllerinde yaşamanın, gönül alıp, gönül vermenin ne demek olduğunu da çok iyi bilirler. Aynı şekilde insanın en mahrem, en saf ve temiz yanını kırmanın, onu incitmenin ne kadar üzücü ve muhatabı için ne kadar yıkıcı olduğunu da kestirebilirler.

 

Hz. Mevlânâ “Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşır” der.  Aynı duyguları paylaşmanın diğer adı “gönüller bir” değil midir? Gönüllerin birleştiğinde ayrı ayrı vücutların nasıl yekvücut olduklarını göremiyor muyuz? Resmi nikâhlar önce gönül nikâhından geçmiyor mu? Gönülleri birleştirmeden evleri, ocakları nasıl birleştirebiliriz? İnsana yakışır bütün güzel duyguların merkezinde gönül vardır. Gönüllerin yıkıldığı, kırıldığı yerde kırgınlıklar, dargınlıklar ve dahası kin, öfke vardır. Bunların olduğu bir yerde ne huzur ne de barış vardır.

 

Gönül yapmak niçin bir Kâbe inşa etmekten üstündür, acep anlaşıldı mı ola? Daha da anlaşılmamışsa hemen bizim Yunûs’a kulak verelim:

“Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil”  

“Gönül Çalab’ın tahtı, Çalab gönüle bahtı

İki gönül bedbahtı,kim bir gönül yıkar ise”

Diyeceğimiz o ki Çalab(Allah)’ın tahtı olan gönüllere hoşça bakılmalı. Gönüller yıkılmalı değil, yapılmalı. “Gönül” kelamın ettiğimiz bu yazımızın varsa kusurlarından ötürü bize “gönül koyulmayası”…

 

Etiketler: , ,
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim