casino maxi
  • BIST 99.547
  • Altın 234,485
  • Dolar 6,0735
  • Euro 7,1510
  • Samsun : 23 °C

Dudaklarımda sen varsın..

MURAT YÜKSEL

Seni sana anlatmak, seni gözlerime bırakmak, seni sensizlikte yaşamak, anlatacağım aşk öyküsüyle seni göğsümde uyutmak benimkisi! İyi bak buraya sevgili..

Sen, sana yazdığım bu satırları okuyorsun. Ben sigara içiyor, seni gözlüyorum. Gözlerimdesin. Hiç bu kadar sevmemiştim gözlerimi. Saçların parlıyor gözlerimde. Kamaştırıyor. Saçların mı dalgalanmış, yoksa saçlarımın dalgasına mı karışmış gül kokusu saçların?

Sözlerini bilmediğim, dilini öğrenemediğim ama benim de çok sevdiğim bir şarkıyı mırıldanıyor dudakların. Sesinin hüznü dolduruyor kulaklarımı. Oy yar. Can yar. Güzel yar. Dudaklarında bir ses, sesinde tek bir hece, çözemediğin bilmeceyim ben. Aşk’ım. Aşk!

Sen, sevdiğin insanlarla birliktesin. Eğleniyorsun. Neşen yerinde bir halin var, gülüyorsun. Yüzün gülüyor. Gözlerindeki hüznü gizleyemiyor ama gülüşlerin. Ben, ensendeyim. Kokun siniyor tenime. Fark etmiyorsun. Geçmiş tarihli komik bir anısını anlatıyor yanında arkadaşın. Dinliyorsun. Dinliyorum. Dokunsam ürkeceksin, seslensem korkacak. Parfümünü değiştirmişsin, ama senin kokun değişmemiş hiç!

Sokakta yürüyorsun. Ayaklarında kırmızı pabuçların, kolunda kırmızı bir çanta. Düşünceli bir halin var. Bakışların melankolik. Gözlerinin buğusunu ifade etmeye kelimeler yetersiz. Göz göze geliyoruz. Gözlerini yakalıyor gözlerim. Fark etmiyorsun beni. Öylesine dalgın ki adımların, öylesine başka bir dünyadaki gözbebeklerin; camdan bir levha olup kırılıyorum karşında. Paramparça. Darmadağın!

Sen, yemeğini yiyorsun. Akşamın turuncu kızıllığı vuruyor saçlarına. Çatal bir elinde, bıçak bir elinde. Bir orkestra şefi gibisin oval yemek masasının bir ucunda. Dışarıda akşam oluyor. Ve ben karanlığın çökmesine vakit kapına geliyorum. Duyamıyorum sesini. Sessizlikte geçen zaman bir asır gibi. Tek kelime etmiyorsun. Sadece televizyondan yayılan bir müzik sesi. O da kısık olabildiğine. Sessizlik yani. Bir sessizliğin, bir çatal bıçak sesleri, bir de kapının önünde delicesine atan kalbim!

Gökte dolunay. Soğuk. Sokağın köşesinde sokak lambalarından uzak bir duvar dibinde evsiz bir köpek, yavrularını emziriyor. Gözleri mutluluk ışıltısı. Bir karaltı süzülüyor sonra sokakta, elleri cebinde. Gölgesi yanıbaşında. Karışıyor karanlığına gecenin.

Gece. Kitaplarına gömülmüş, masa lambası ışığında çeviriyorsun sayfaları. Okuduğun kitapta bir kara sevdalı yürek var.Beynine kazınanınsa kitaplardaki kahramanlar değil ben olduğumu bilmiyorsun. Okuyorsun. Romanı. Beni!

Başın sol yanında, yastığı kavramış bir elin. Yorgan üzerinden sıyrılmış hafifçe. Geceliğin yetersiz vücudunu örtmede. Üşüyorsun. Üşüdüğünü hissetmiyorsun. Rüya görüyorsun. Beni görüyorsun. Her gece uyuduğunda yaptığın gibi. Beni görüyorsun. Sahilde oturduğumuz bankta güneşin doğuşunu seyrediyoruz birlikte. Denize yansımasını güneşin renklerinin. Suya karışmasını. Başını omzuma yaslamışsın, ellerin avucumun içinde. Dudaklarında ben varım. Dudaklarımda sen varsın! Yaşanan “an” içinde yalnızca biz varız!

Bu yazı toplam 1158 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim