casino maxi
  • BIST 99.937
  • Altın 237,397
  • Dolar 6,1456
  • Euro 7,2414
  • Samsun : 22 °C

CHP NEREYE?

OSMAN KARA

Bir hafif sevdanın bir derin siyaset mühendisliğine sağladığı malzemeyle Deniz Baykal’ın genel başkanlıktan uzaklaştırılması ve yerine Kemal Kılıçdaroğlu’nun getirilmesinden bu yana Türk siyasetinin en eski partisi CHP, kuruluş felsefesinden ve onu bugünlere taşıyan temel değerlerinden hızla uzaklaşıyor. 
Günümüz CHP’sinin ne derde deva ve bu topraklara has tutarlı bir söylemi var ne de bu söylemini halka taşıyacak ciddi bir eylemi. Çünkü Kemal Kılıçdaroğlu CHP’sinin hem eyleme geçme iradesi hem de halkı eyleme geçirecek gücü yok. CHP Kılıçdaroğlu ile birlikte AKP’nin rüzgârında bir sağa bir sola savrulup duruyor. Tıpkı ana gövdeden kopan bir kuru yaprak misali. 
CHP’nin son savrulduğu yer “Dersim asilerinden özür dileme” kuyruğu! Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan henüz o makam oturmadan önce özür diledi ya, Başbakan Ahmet Davutoğlu “gerekirse dilerim” dedi ya CHP geri durur mu? Bu dümen suyunda gitme ya da rol kapma yarışında CHP adına “özür dileme görevi” Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’na düştü. 
Daha önce çok yazdık ama bir kere daha yazalım; Dersim bir isyandır, yola, köprüye, okula kısacası medeniyete isyandır. Toprak ağalarının, mütegallibenin, eşkıyanın devlete isyanıdır. 37-38 isyanları Dersim’in son isyanıdır ama ilk isyanı değildir. Dersim Osmanlı’ya da asidir. Osmanlının gözünde Dersim” “Anadolu’nun ciğerlerinde eski bir çıbandır” ve “Anadolu’nun kalbgâhında(merkezinde) demek olan bu sivilcenin külliyen sızıltısını mahvetmek hükümeten ve siyaseten vecaib-i umurdan(boyna borç olan işlerden)”dır. 
Osmanlı Dersim’e girememiş ve çok önem verdiği “bedeviyet ve şekavet(göçebelik ve eşkıyalık/haydutluk)” sorununu çözememiş, çözüm Cumhuriyet’e kalmıştır. Osmanlıyı Dersim’e sokmayan feodaller/mütegallibeler Cumhuriyeti de sokmamaya kalkmışlar ama başaramamışlardır. Cumhuriyet daha önceki tüm isyanları bastırdığı gibi bu isyanı da bastırmış ve yoluyla, köprüsüyle, okuluyla, adliyesiyle, kısacası tüm varlığıyla Dersim’e girmiş, Dersim’i Türkiye’ye ve tüm dünyaya açmıştır. Dersimliyi yine Osmanlı’nın tabiriyle “seyyid namı altında bulunup hiçbir sülâle-i mukaddeseye(kutsal sülaleye) nisbet ve taalluku olmayan eşirranın(şerirlerin/fesat çıkaranların)” kulu kölesi olmaktan Cumhuriyetin onurlu bir vatandaşı olmaya taşımıştır. 
Bu devletin ve bu milletin birilerinden özür dilemesini gerektiren hiçbir eylemi yoktur. Özür dilemesi gerekenler bu milleti -en olmadık zamanda- arkadan vuranlar bu devlete hain pusularda kurşun sıkanlardır. Özür dilenmesi ve hesabı sorulması gerekenler de bu toprakları vatan yapmak ve daha sonra da korumak için hayatlarının baharında “tertemiz alınlarından vurulup bir gül bahçesine girercesine kara toprağın bağrına girenlerdir”; kısacası aziz şehitlerimiz ve saygıdeğer gazilerimizdir.
CHP Atatürk’ün partisiymiş! Bu CHP mi? Atatürk’ün CHP’siyle Hüseyin Aygünlerin, Sezgin Tanrıkulularının CHP’sinin ne ilgisi var? Bunları eş tutmayı bırakın, aralarında bir benzerlik aramak bile abestir. “Ne Mutlu Türk’üm” diyen bir liderden “Dersimli Kemal” olmakla övünen bir liderciğe mahkûmiyet CHP’nin talihsizliğidir.
CHP “ne olduğu ve ne olmadığı” konusunda net bir karar vermek zorundadır. Biz sevda çağının insanıyız, flört bize yabancı, yaşamadık ama görüyoruz, flörtün de bir ahlakı var. Aynı anda iki kişiyle flört edilmiyor. İlk göz ağrısının tutkulu ve vefalı aşığından vazgeçtik; bu CHP hiç olmazsa flörtün adabına riayet etse.

Bu yazı toplam 1373 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim