casino maxi
  • BIST 97.988
  • Altın 242,791
  • Dolar 6,2605
  • Euro 7,3554
  • Samsun : 17 °C

BU BAYRAM

OSMAN KARA

Bu bayram çocuklara armağan edilmiştir ama salt bir çocuk bayramı değildir. Bu bayram çocukların kendi öz yurtlarında parya olmaması için bir milletin “milli egemenlik ve tam bağımsızlık” parolasıyla kıyama durduğu bir milli bayramdır. 19 Mayıs gençliğe, 29 Ekim millete emanettir. 30 Ağustos o destanı süngüleriyle yazan “Peygamber Ocağı’na” , 23 Nisan ise geleceğimiz olan gençlerimize armağandır. 
O günleri yakından yaşayan Yakup Kadri Karaosmanoğlu “Biz gözlerimizi dünyaya bir bozgun havası içinde açtıktı. Babalarımız, analarımız, bize Moskof seferlerinden, Rumeli kıyamlarından(ayaklanmalarından), Arap isyanlarından ve bunları takip eden ecnebi müdahalelerinden tutuk bir dille bahseder dururlardı. Kaybolmuş ülkelere, gidip de dönmeyenlere, gözleri yaşlı nişanlılara dair yanık halk türküleri bizim ninnilerimizdi ve sonsuz bir milli haile(trajedi) olan “Yemen” kabusu, ailelerimiz içindeki gündelik konuşmaların en alışıldık mevzularından biriydi” diye yazar. 
Ah o Yemen; aradan bir asır geçmesine rağmen hala türküsüne gözyaşı dökeriz. Oktay Yenal “Cumhuriyetin İktisat Tarihi” adlı eserinde Ömer Celal Şarç Hoca’dan naklen aktarır “ “Süveyş Kanalı’nın açılışından Birinci Dünya Savaşı’na kadar, kanal yoluyla Yemen’e 2,7 milyon asker gönderdiğimizi, buna karşılık bu askerlerden yalnız 300 bininin aynı yoldan geri döndüğünü.” Sonra da “Kalanlardan bir kısmı başka yollardan dönmüş bulunabilir. Fakat herhalde çoğu hiç dönmemiştir” diye ekler. Biz Yemen’de dönmeyenlere, Şu Bizim Rumeli’de ise elden giden vatan topraklarına ağlarız hala.
Falih Rıfkı Atay, sınırlarımızın nasıl daraldığını Zeytindağ’ında alabildiğine yalın ama alabildiğine acı şu ifadelerle anlatır: “Bizden Belgrad’ı aldıkları zaman Niş kasabasını da istemişlerdi. Osmanlı delegesi ayağa kalkarak: “Ne hacet” dedi, “İstanbul’u da size verelim.” Babalarımız için Niş İstanbul’a o kadar yakındı. Biz eğer Vardar’ı, Trablus’u, Girid’i ve Medine’yi bırakırsak Türk milleti yaşamaz sanıyorduk. Çocuklarımızın Avrupası Marmara ve Meriç’te bitiyor.”
Avrupa sınırımızın Meriç’e taşınmasını bizim neslimiz 23 Nisan 1920’nin kahramanlarına borçludur. Bir de bir Cuma günü Ankara İttihat Kulübü’nün küçük binasının loş salonlarında bir araya gelen asker, eşraf, ağa, molla, ulema, kalem efendisi bir avuç insanın cihana kafa tutuşuna ve neredeyse on yıllık seferberliğin ezdiği, yorduğu, yoksullaştırdığı ama yok edemediği bir milletin onların etrafında kenetlenişine.
Eğer çocuklarımız bugün hürse ve başları dünya çocuklarının arasında dikse, yüzleri tertemiz ve gözleri ışıl ışılsa şükran borcumuzu ödemek için bir Fatiha’dır onların aziz ruhlarına ithaf edebileceğimiz tek şey. Bu bayram, çocuklarımız bugünün biz de çocuklarımızın kıymetini bilelim diye onlara armağan edilmiştir. Ama asla bir çocuk şenliği değildir. Bir muhteşem kıyamın bir büyük bayramıdır. Armağan edenler nur içinde yatsınlar. Armağan edilenler de şanla şerefle kutlasınlar.

Bu yazı toplam 772 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim