• BIST 101.090
  • Altın 200,828
  • Dolar 4,7878
  • Euro 5,6116
  • Samsun : 21 °C

BİR EDEPSİZ VE BİR GENÇ KIZ

OSMAN KARA

Bir iki gün önce gördüm sosyal medyada dolaşan o kepazeliği. İnsanı insanlığından utandıran hatta nefret ettiren bir çirkinlik ve her tür pişkinliğin dahi yüzünü kızartacak derecede bir utanmazlık. Bereket o çıtı pıtı kızcağız orada. 
“Ora” dediğim yer bir metro aracı. Hangi şehirde bilmiyorum. O insanı insanlığından utandıran insan kılıklı edepsizler kimler ve o çıtı pıtı kız kim? Onu da bilmiyorum. İri yarı sakallı biri ve etrafında halka olmuş dört beş kişi. Üstlerinde bu ülkenin en eski eğitim kurumlarından birisi olmakla övünen bir camianın forması var. Araç tıklım tıklım dolu. O iri yarı, o sakallı birden ağıza alınmayacak bir küfürle bir başka takım aleyhine tezahürata başlıyor. Bir küfür ki, en adisinden, en aşağılığından; o küfrü edebilmek için insanın ar damarının çatlamış olması gerek. Kimseyi takmıyor, sanki kendisinden başka kimse yok. Hoş, olanlar da yok gibiler. Duymuyorlar sanki, öylesine sessiz, öylesine tepkisizler. 
Ama bir kişi var duymazdan gelmeyen, aptala yatmayan. Gözlüklü, çıtı pıtı bir genç kız. Edepsizliğin cüretinden şaşkın, duyduklarına inanamıyor. Çabuk toparlıyor kendisini; dönüyor o edepsiz tezahüratın geldiği yöne, küçücük kolları havaya kalkıyor, avcu bir tokat şeklini alıyor ve o zayıf kollarının tüm gücüyle o arsız, o kepaze surata iniyor. 
Hala etkisindeyim o görüntülerin. Edepsizliğin taraftarlık, yakası açılmadık küfrün tezahürat sanıldığı bu dünya bizim dünyamız olmaz. Değil zaten. Biz bu değildik. Biz böyle yetiştirilmedik. Daha dün denecek kadar yakın bir geçmişte biz kavgada karşımızdakinin ne annesine ne de kız kardeşine de küfrederdik. Biz, yanında kadın ya da kız olan bir delikanlıya bırakın el kaldırmayı, bırakın küfretmeyi, laf bile söylemezdik. Bize de söylenmezdi. Bunun delikanlılığa yakışmadığı öğretilirdi yetişme çağındaki gence. 
Nasıl bu hale geldik daha iki nesil geçmeden? Nasıl kendi takımımızın ve kendi değerlerimizin üzerine titrerken en yakın arkadaşımızın ve hatta kardeşimizin, annemizin, babamızın takımının ve değerlerinin üzerine küfrün en iğrencini boca eder olduk? Tezahüratı sevginin sıcaklığıyla sarıp sarmalamak ve kuluçkaya yatırmak varken küfrün ve nefretin soğukluğunda donmaya bırakmak da neyin nesi?
Sorun sadece birkaç kendini bilmez ve edepsiz taraftarın çirkinliği değil. Öyle olsa hiç umursamam. “Cahilliktir gelir geçer, yaş kemale erince adap ve edep yerine gelir” derim. Ama sorun salt bundan ibaret değil. Belki de temelinde siyasetimizde ve medya dünyamızdaki tartışmaların seviyesi ya da seviyesizliği var. Her geçen gün hırçınlaşan ve her geçen gün rakibe giderek daha ağır ve hakaret dolu ifadelerle saldıran siyaset taraftara örnek oluyor. Siyasetin üslubu sporun üslubunu, sporun üslubu da siyasetin üslubunu etkiliyor. Ne yazık ki, iki üslup da şık değil, hoş değil, doğru değil. 
İyiye, güzel ve doğruya yönelişi kimden bekleyeceğiz. Siyasetin ve medyanın durmuş oturmuş ya da öyle olması gereken ustalarından mı yoksa tribünlerin ateşli gençlerinden mi? Bu soruya siyasetçilerin ve medya temsilcilerinin vereceği cevap geleceğimizi belirleyecektir.

Bu yazı toplam 649 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim