casino maxi
  • BIST 97.988
  • Altın 242,791
  • Dolar 6,2605
  • Euro 7,3554
  • Samsun : 20 °C

Bana Yalan Söylediler..

MURAT YÜKSEL

 Yağmura boyanmış şehrin çıkışında Kızılırmak nehrinin uzayıp giden maviliğinde ıslak bir ilkbahar akşamüstüsü.. Gölgelerin karanlıkla kucaklaştığı yorgun saatler.. Arabanın açık kapısından yanıma kadar uzanan müziğin ezgisi.. Radyoda Barış FM yayında, radyoda damar şarkılar birbiri ardı sıra.. Her zamanki gibi bu akşam da yine aynı vakitlerde davetsiz misafirim olan usul usul yağan yağmurla beraber coşkuyla akan ırmağın hemen kıyısında serin esen rüzgarı ciğerlere doldurup ırmak boyunca yavaş adımlarla ağır ağır gecenin gelişini hoşgeldinlerle karşılama töreni..

  

Kızılırmak üstünde kaim Cumhuriyet sembolü Çetinkaya Köprüsünden gelip geçen araçların sis farları karanlıkta uzaktan ateşböcekleri gibi yanıp yanıp sönüyor.. Neden sonra diniyor ilkbahar yağmuru, esmer bulutlar çekilirken ay gökyüzünde kendini gösteriyor boylu boyunca.. Çöküyorum ırmak kenarındaki kaya parçalarından  büyükçe bir tanesinin ıslak zeminine.. Gömleğimin cebinden çıkardığım sigara paketinden bir dal alıp parmak uçlarımla hafifçe ufaladıktan sonra dudaklarımın arasına getiriyorum.. Paketin jelatininin arasındaki çakmağımı çıkartıp bir elimle rüzgarı perdeleyerek sigaramı yakıyorum.. Daha demin ciğerlerimi donduran temiz oksijen yerini şimdi nikotin yüklü sigara dumanına bırakıyor..

  

Yolun hemen üstünden geçen araçların ırmak boyunca sıralandıklarını görmesem de biliyorum.. Akşamcıların, mangalcıların, ırmağa karşı sohbet etmeyi sevenlerin, benim gibi kendiyle başbaşa kalmak isteyenlerin tek merkezi Kızılırmak boyu türlü çeşit insanlara sessizce evsahipliğini yapıyor.. Kimi zaman meyhane şarkılarında demlenen, kimi zaman da Ankara havalarında şen şakrak oynayan insanlar.. Kahkahaların naralara karıştığı akşamlar.. Sigaramdan bir fırt daha çekiyorum içime, dumanı laciverdi karanlığa karışıyor..

  

Bütün dünyayı silip atıp beynimden, kendimle başbaşayım işte yine ve yeniden.. Biliyorum! Bir ateşböcekleri ile yıldızlar dinliyor gecenin kuytusunda beni aydedenin ışığında, bir de söylediklerimi deli akan sularına katıp giden sessiz dost koca Kızılırmak.. Dilime bile söyleyemediğim sözlerim var yüreğimde.. Söylesem büyüsü bozulacak, söylemesem beynimde aklımla oynayacak.. Buradayım çünkü gözlerime bundan böyle kalabalığın ortasında yağmuru yasakladım, ondandır bu sessiz haykırışlarım gecenin ta ortasına.. Ondandır kendi başınalığımın krallığında yaşayışlarım akşamdan sabaha ve ondandır yalancı gündüzler yerine sahici geceleri sarıp sarmalayışım..

  

Yaşanmış bir ömrün ortasında ya da tahmin bile edemediğim sonuna yakınım, kimbilir, oysa sorsan daha dün kısa pantolonumla çelik çomak oynamaktaydım.. Heyhat! Saçlarım dökülse de, gençliğim yüzümü terk eylese de, ellerim artık titriyor ve gözlerim eskisi gibi keskin görmüyor olsa bile ben daha tozlu ellerimle bilye yuvarladığım günlerdeyim.. Hadi kalk, okula geç kalacaksın diye yorganı çekiştirirdi ya annem küçükken, ben hala o yastığına kafasını gömüp bir kaç dakika fazla uyuyabilmenin hesabını yapan uykusu tatlı çocuğum, bakma büyüdüğüme, hadi kalk, yeter bu okunmuş yalnızlığın, hadi kalk, hayata geç kalıyorsun desene be annem!

  

Nedensiz bir ürperti baştan aşağı ele geçiriyor ıslak elbiseler içindeki bedenimi, ceketimin yakasını kaldırıp kendimi içine gömmeye çabalıyorum.. Elimi yüzümde gezdiriyorum; soğuk ve sakallı.. Son bir haftadır traş olmayışım hiçbir şeyin isyanı değil, hiçbir şeye karşı değil; yalnızca kendimi koyverişim artık dünyanın bu dikiş tutmaz çarkına.. Sebep aranacaksa belki de olan kimliksiz bir tükenmişlik sendromu damarlarımda, ele geçişi ruhumun acımasızca.. Saatime bakıyorum, yeni bir yirmidört saate birşey kalmamış, karbon kağıdına kopya bir öncesinin tıpkısının aynısı "yeni" bir gün.. Gelecek günlerden umudumu keseli çok var, o yüzden kendimi batakhanede ömrünün dolmasını bekleyen yaşlı beden işçileri gibi hissedişim.. Sigara sigarayı kovalıyor..

  

Ayağa kalkıyorum, ellerimi cebime atıp gerisin geri arabaya doğru yürüdükçe müziğin sesi artıyor.. Eski bir Yeşilçam melodramının ufak bir sahnesindeki rolünü tekrar eden figüranlara benzetiyorum şimdi de kendimi.. Öyle ya! Ben ağır çekimde arabaya doğru yürürken Semiramis Pekkan da bana yalan söylediler diyerek şarkısını bitirecek ve benim rolüm burada sona erecek.. "Bir aleme indim yalnız / Yerde toprak, gökte yıldız / Bir yan susuz bir yan deniz / İki el, bir baş verdiler / Bir çift göz ağlar da güler / Dört bir yanda benim gibiler / Doğru söz içinmiş diller / İşte kalbin sev dediler / Bana yalan söylediler / Bana yalan söylediler / Kaderden bahsetmediler / Varsın böyle geçsin ömrüm / Neşeyle dolsun bari her günüm / Hani benim sevdiklerim / Hani gönül verdiklerim / Hasret gider ben giderim..."

Bu yazı toplam 1764 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim