• BIST 101.090
  • Altın 200,828
  • Dolar 4,7878
  • Euro 5,6116
  • Samsun : 21 °C

AK PARTİ’YE ZARARI KİM VERDİ

OSMAN KARA

Bana göre AK Parti’ye ve aynı zamanda Türkiye’ye en büyük zararı iki politika vermiştir. Birisi Beşir Atalay’ın başlattığı ve önce yalnız başına bir süreden beri de Yalçın Akdoğan’la birlikte yürüttüğü “açılım” ya da “çözüm” süreci diğeri de Ahmet Davutoğlu’nun ortaya attığı ve uyguladığı daha doğrusu uygulayamadığı dış politikadır.

Aslında başka bir ülkede olsa her iki politikanın mimarı ve alt kadrolarının siyaseten tasfiyesine sebep olacak iki uygulamanın iki mimarı bize has bir garabetle terfi etmişlerdir. Beşir Atalay içişleri bakanlığından başbakan yardımcılığına atanırken Ahmet Davutoğlu da danışmanlıktan bakanlığa, bakanlıktan da parti genel başkanlığı ve başbakanlığa yükselmiştir.

Kürt açılımı, demokrasi açılımı ve çözüm süreci gibi değişik isimlerle anılan ve galiba yakında adının bir kere daha değişmesi gündeme gelecek olan ve en doğru ifadeyle “Kürt açılımı” diye tanımlanacak süreç ülke içindeki eli silahlı çetelerin tasfiyesini değil ülkenin bir bölümündeki devlet egemenliğinin tasfiyesini, en azından zayıflatılmasını getirdi.

Bir iki ay içinde silahlarıyla birlikte ülke sınırları dışına çıkacağı sanılan ve halka da öyle ifade edilen çeteler tam tersine bir güzergah izlemişler, dağlardan yurt dışına çıkmak yerine kent merkezilerine inmişlerdir. Dağ başlarında sığınak derdindeki eşkıya kent merkezlerinde alan hakimiyeti elde etmiştir. Dün muhalefeti bölge dışına iten silahlı güç artık iktidar partisini bölgeden tasfiye aşamasına gelmiştir. Bundan sonra yapılacak ilk seçimde AK Parti de bölgeden diğer Türk partileri gibi tasfiye edilecektir. Ne yazık ki düne kadar bu milletin ayrılmaz unsurları olan bölge insanlarının kafasında ve gönlünde yeni bir milletin ve devletin mensubiyeti şuuru uyandırılmış, bir halktan bir millet yaratılmıştır. Şimdi sırada bir ulus devlet inşası vardır.

Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu’nun dikte ettiği “stratejik derinlikli dış politika” da Ortadoğu’nun ve Kuzey Afrika’nın çöllerinde kaybolmuştur. Ermenistan açılımı fiyaskoyla sonuçlanmış, Kuzey Irak’taki çizgilerimiz ABD askerlerinin, Barzani ve Kandil çetelerinin ayakları altında silinmiştir. Kuzey Irak’ta bir devlet vardır ve sıra Suriye’ye gelmiştir. Bizim “üç haftaya kadar Muaviye Camii’nde Cuma namazı kılmak” hayaliyle benzin sıktığımız Suriye ateşi şimdi bizi yakmaktadır. Güneyimizde oluşacak ikinci bir devlet gün saymaktadır.

Uygulanan dış politikanın en vahim tarafı da bunların hepsinin sadece ve sadece İsrail’in yararına sonuçlar vermesidir. Çevresi tarihi ve dini Arap düşmanlığı ile kuşatılmış coğrafi olarak küçük lobi ve silah gücü olarak kudretli İsrail’e “dost olmaya mecbur ve mahkum” fakir ama kalabalık yeni bir devlet, Büyük Kürdistan inşa ediliyor. Hem de amansız bir Siyonizm düşmanı olduğu iddiasındaki kadroların yanlış politikaları desteğinde.

AK Parti’nin grafiğindeki düşüşte bu iki politikanın payı diğer tüm hatalardan çok daha fazladır. Yapılacak erken veya zamanında bir seçimde AK Parti hala kendi hanesinde bulunan bölgedeki Kürt oylarının tamamına yakınını kaybederse sürpriz olmaz. HDP’nin yükselişinde bir kısım CHP’lilerin yaptığı seçim mühendisliğinden ve marjinal Türk solunun rota değiştirmesinden çok AKP’deki Kürt oylarının HDP’ye yönelmesinin ya da bölgedeki silahlı çetelerin oylara o yönde müdahalesinin rolü vardır. Bundan sonraki ilk seçimde de HDP lehine en büyük kaymanın AKP’de olması kaçınılmazdır. Türkiye’de marjinal solun sayısı bellidir, CHP’den gidecek fazlaca kimse kalmamıştır ama bölgede ve bölge dışında AK Parti’de hala çok sayıda Kürt oyu vardır.

AK Parti’nin bir an önce Beşir Atalay ve Ahmet Davutoğlu’nun mimarları oldukları bu iki politikayı gözden geçirmesinde hem ülkenin hem de kendisinin yararı vardır.

Bu yazı toplam 453 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2011 Bafra 55 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 553 667 59 11 | Faks : 362 543 88 67 | Haber Yazılımı: CM Bilişim